15.7.10

Bugün Lüleburgaz'da, yarın nerede?

Lüleburgaz’da AKP önünde kitlesel basın açıklaması yaparak, hükümetin Tekel işçilerine karşı tutumunu eleştiren Petrol-İş ve Tüm Bel Sen Şube şube başkanları ile ÖDP İl Başkanı 1 yıl 6 ay hapisle cezalandırıldı.
 
Bilindiği gibi Tekel işçilerinin eylemine destek amacıyla 4 Şubat 2010 tarihinde 6 sendikal konfederasyonun aldığı eylem kararı doğrultusunda ülke çapında eylemler yapılmıştı. 4 Şubat genel eylemi sırasında yapılması kararlaştırılan eylemlerden biri de AKP İl ve İlçe binaları önünde kitlesel basın açıklamalarının yapılmasıydı.
 
Nitekim bu doğrultuda başta İstanbul ve Ankara olmak üzere nerdeyse tüm Türkiye’de AKP İl ve İlçe binalarına kitlesel yürüyüşler düzenlendi, basın açıklamaları yapıldı ve hükümet protesto edildi. Üstelik Tekel direnişi sırasında AKP binaları önünde bir kez değil bir kaç kez kitlesel basın toplantısı düzenlendi. İstanbul’da kentin en işlek caddeleri trafiğe kapatılarak AKP binalarına yürüyüş düzenlendi. Bu yürüyüş ve eylemler Türk-İş’in de aralarında bulunduğu sendikal örgütler tarafından karar altına alındı.
 
Bildiğimiz kadarıyla şimdiye kadar ne Türk-İş ne de diğer konfederasyon yöneticileri hakkında bu konuda yasal bir işlem yapılmadı. Yapılmaması da doğal. Çünkü barışçı gösteri hakkı temel bir hak. Barışçı gösteri hakkını kullananlara, iktidar partisini protesto edenlere ceza verilmesinin hukukla bağdaşır bir yanı olamaz. Dahası basın açıklamaları çerçevesinde yapılan eylemlerin 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü kapsamına girmediği yönünde İçişleri Bakanlığı genelgeleri ve Yargıtay kararları da var.
 
Ancak anlaşılan İstanbul’da Ankara’da suç olmayan bir eylem başka bir yerde suç olabiliyor. 4 Şubat 2010’da Lüleburgaz AKP ilçe binası önünde Tekel işçisine destek amacıyla basın açıklaması yapan sendikacı ve parti yöneticileri; Petrol-İş Trakya Şube Başkanı Turgut Düşova, Tüm Bel Sen Kırklareli Şube Başkanı Enver Turan ve ÖDP Kırklareli İl Başkanı Raif Arda 2911 Sayılı yasaya aykırı hareket ettikleri, ilçenin en işlek caddesini trafiğe kapattıkları ve trafik akışını engelledikleri gerekçesiyle 1 yıl 6 ay hapisle cezalandırıldılar ve haklarında 5 yıl süreyle denetim uygulanmasına karar verildi.
 
Lüleburgaz 1. Asliye Ceza Mahkemesinde 13 Temmuz 2010 tarihinde yapılan duruşmada sanıklar yolu trafiğe kapamadıklarını, aksine yolun trafiğe açılması için sürekli anons yaptıklarını ve Türk-İş’in kararı ile basın bildiri okuduklarını söylemelerine karşın ceza almaktan kurtulamadılar.
 
Kitlesel basın açıklamalarının 2911 sayılı yasaya tabi olmadığını, izne tabi olmadığını herkes biliyor. Hal böyleyken sendikacıların hapisle cezalandırılması son derece düşündürücüdür. Kitlesel basın açıklaması yapanlara ceza verilmeye kalkışılsa Türkiye açık bir hapishane haline gelir.
 
Öte yandan verilen cezanın açıklamasının ertelenmesi nedeniyle kararın temyiz edilememesi büyük bir garabet. Yerel mahkemenin kararının hukuka aykırılığını yüksek yargı yolu ile saptamak mümkün değil. Böylece üç sendikacı ve siyasetçi 5 yıl süreyle ceza tehditi altında yaşayacak.
 
İktidar partisinin protesto edilmesinin hapisle cezalandırılması dehşet vericidir. Hukukun temel ilkelerinin, hatta yasaların göz ardı edildiği bir tablo ile karşı karşıyayız. AKP’yi protesto edenler, konfederasyonun aldığı barışçıl eylem kararını uygulayanlar cezalandırılmaktadır. Oysa hukuk devleti olmak muhalafetin protesto hakkının korunmasını gerektirir.
 
Lüleburgaz’da yaşanan basit bir olay değildir. AKP’yi eleştirenler, eleştirmeyi düşünenler; hükümeti protesto edenler ve edecek olanlar ciddi bir baskı altındadır. Cezanın nereden, ne zaman ve nasıl geleceği belli değildir.
 
Lüleburgaz örneği Anayasa paketinden demokrasi, özgürlük bekleyenlere, yargı reformu bekleyenlere ve referandumda nasıl oy kullanacağı konusunda kafası karşık olanlara sunulur. Lüleburgaz’da AKP’yi protesto edenlerin başına gelenler yarın herkesin başına gelebilir. Bizden söylemesi.
 
AZİZ ÇELİK