20.10.10

Oğlunuz Erdal’ın seyircileri salona sığmadı !


 
12 Eylül cuntası tarafından işlemediği bir cinayet gerekçe gösterilerek idam edilen 17 yaşındaki Erdal Eren’i anlatan ‘Oğlunuz Erdal’ belgeselinin galası önceki akşam İstanbul’da gerçekleştirildi. Belgeselin galasına ilgi yoğun oldu.
Sosyal Araştırmalar Vakfının (SAV) yapımcılığını üstlendiği belgeselin galasına aralarında Erdal Eren’in arkadaşları, yoldaşları, çok sayıda siyasetçi, aydın ve gençlerin bulunduğu yaklaşık 500 kişi katıldı. Beyoğlu Sinemasındaki gösterimde onlarca kişi de filmi ayakta izledi. Yönetmenliğini Tunç Erenkuş’un yaptığı, Şair-Yazar Tevfik Taş’ın hazırladığı, müziklerini Ayşe Tütüncü’nün yaptığı belgesel gösterimi sırasında duygusal anlar yaşandı.
Belgesel, polis tarafından öldürülen Sinan Suner, Suner’in öldürülmesini protesto edenlere müdahale ederken vurulan Genç Er Zekeriya Önge, Önge’yi öldürdüğü iddiasıyla idam edilen Erdal Eren ve Eren’in idamını protesto ettiği için işkencede yaşamını yitiren Ercan Koca’nın yaşamları etrafında 12 Eylülü hazırlayan süreci aktarıyor.
YAŞANANLAR KENDİNİ ANLATTI
Gazetemize konuşan Yönetmen Tunç Erenkuş, “Belgeselde anlatılmak istenen 1980’de yaşananların arka planında 4 gencin hikayesi: Sinan Suner, Erdal Eren, Zekeriya Önge ve Ercan Koca. Erdal Eren’in annesiyle yaptığımız röportaj çok acıydı o dün olmuş gibi yaşıyor hâlâ her şeyi. Onun yanında idam sözcüğünü asla kullanamıyorsunuz” dedi.
Belgesele marşlar ya da ağıtlarla müdahale etmek istemediklerini belirten Erenkuş, “Zaten olaylar kendilerini o kadar iyi anlatıyordu. Herhangi bir şey eklemeye çalışmadık, aksine dışarıda tuttuk kendimizi. Bu konuda Mustafa Ünlü’nün 12 Eylül Belgeseli gibi birçok değerli iş var. Onların amaçlarına destek vermek için yapılmış bir belgesel bu” diye konuştu.
DARBEYİ HAZIRLAYAN KATLİAMLAR AYDINLANMALI
Gösterim öncesinde söz alan Tevfik Taş ise Türkiye’de 12 Eylülün yargılanmasından söz edildiğini hatırlatarak “Biz 12 Eylülün yargılanmasından bunun 5 generalin bir mahkeme çıkartılmasını anlamıyoruz. Türkiye’de 12 Eylülü gerçekleştirmek için yaptıkları katliamların, cinayetlerin aydınlatılmasını istiyoruz” dedi.
Erdal Eren’i idama götüren sürecin cunta hazırlama sürecinin en önemli simgesi olduğunu vurgulayan Taş, Eren’in idamını içine alan süreci şöyle özetledi: “MHP’li bir faşist polis Sinan Suner’i vurdu. Sinan Suner ODTÜ öğrencisiydi ve ülkenin parlak insanlarından birisi idi, yaşasaydı bir değer katabilirdi, yaşadığı süreçte de katmıştır ama onu vuran hiçbir şey katmadı. Suner’in katledilmesini protesto eden öğrencilerin üzerine asker gitti; o timde yer alan
bir dokuma ustası, bir emekçi çocuğu yaşamını yitirdi: Zekeriya Önge. Onun ölmesi Erdal Eren’i idama götürdü. Onu öldürdüğü gerekçesiyle Erdal’ı aldılar ve hiçbir kanıt olmadan idama götürdüler. Eren öldürüldü, bir başka lise öğrencisi, ‘Erdal Eren’in hesabını faşist cuntadan soralım’ diye pankart açan Ercan Koca işkencede öldürüldü.”
“Bir cinayet tek başına bir cinayet değildir” diyen Taş, belgeseli hazırlarken bir yorum katmaktan kaçındıklarını, her şey olduğu gibi anlaşılsın istediklerini ve bütün taraflara ulaşmaya çalıştıklarını söyledi. “Pek çok insandan yardım aldık” diyen Taş şöyle devam etti: “Ama şu gerçek bizi çok etkiledi: Sinan’dan Erdal’dan Ercan’dan kime söz ettiysek hiçbir şey esirgemediler; onların karşısında bulunan basın da dahil herkes bize kalbini açtı. Çok teşekkür ederiz.