19.12.10

19 Aralık Unutturamazsınız!

Kanlı ‘Hayata Dönüş’ Operasyonu'nun üzerinden tam 10 yıl geçse de; yargının utanç tablosu ortada. Birkaç dava halinde 'yargılanan' operasyonda zaman aşımına düşen dava da var, düşecek olan da. Üstelik 28 tutuklunun hayatlarını ellerinden alan gerçek faiilerse hâlâ yargı önüne çıkarılmadı
19-22 Aralık 2000 tarihlerinde aynı anda ülke çapında 20 ayrı hapishanedeki siyasi tutuklu ve hükümlülerin kaldığı bloklara operasyon düzenlendi. ‘Hayata Dönüş’ adı verilen kanlı operasyonda 28’i tutuklu ve ikisi asker olmak üzere toplam 30 kişi yaşamını yitirdi. Operasyonlar 20 ayrı hapishanede yapılsa da, yalnızca bazı hapishanelerle ilgili soruşturma ve davalar açıldı. Açılan davalar bir bir ‘zaman aşımı’ gerekçesiyle ortadan kaldırılmaya çalışılırken, karara bağlanan davalarsa, operasyonda görevli olan jandarmanın lehine sonuçlandı. 12 insanın katledildiği Bayrampaşa Hapishanesi’ndeki operasyona ilişkin dava ise 10 yıl sonra açıldı.

BAYRAMPAŞA ZAMAN AŞIMINA UĞRATILDI

‘Hayata Dönüş’ün ilk soruşturması, altı kadının diri diri yakıldığı Bayrampaşa Hapishanesi hakkında açılmıştı. Bayrampaşa operasyonunda jandarma, “operasyon sonrasında tutukluları sevk için ring araçlarına bindirirken kötü muamelede bulundukları” iddiasıyla, gardiyanlar ise, “hapishaneye girmesi yasak olan bazı materyallerin içeriye girmesine göz yumdukları” iddiasıyla yargılandı. Eyüp 3. Asliye Ceza Mahkemesi davayı zaman aşımından ortadan kaldırdı.

RAPORLAR: TUTUKLULAR ATEŞ AÇMADI
Bayrampaşa’daki operasyona dair bir diğer dava da tutuklu ve hükümlülere açıldı.
Operasyon esnasında tutuklu olan 167 kişi “cezaevi idaresine karşı silahla ayaklanma” iddiasıyla yıllarca yargılandı. Yargılamayı yapan Eyüp 3. Asliye Ceza Mahkemesi, sanıkların silah kullandığına yönelik herhangi bir delile rastlamadı. Sanıklar bu suçlamadan beraat ederken, “idareye ayaklanma” suçu davası zaman aşımından düşürüldü.
Eyüp 3. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki yargılama kapsamında 17 Ekim 2005’te olayın gerçekleştiği Bayrampaşa Hapishanesi’nin C Blok’unda keşif yapıldı.  Olayın üzerinden 5 yıl geçmesine karşın hapishanede pek çok mermi giriş deliği saptandı. İçeriden dışarıya silah atışının olmadığı, dışarıdan içeriye doğru silah atışlarının yapıldığı raporlarla da tespit edildi.

10 YIL SONRA GELEN YARGILAMA
Bayrampaşa’daki ölüm-yaralanma olaylarıyla ilgili en önemli soruşturma ise tam 10 yıl sürdü. Soruşturma sonucunda 39 jandarma erine dava açılırken, operasyon kararı alan ve emirleri veren tek bir rütbeli personel yargılama kapsamına alınmadı. Erlerin yargılanması Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde sürüyor.

ÜMRANİYE DAVASINDA DA SADECE ERLER

Biri asker, yedi tutuklunun yaşamını yitirdiği Ümraniye Hapishanesi’ndeki operasyona katılan jandarma birliklerine mensup 267 jandarma hakkında ise olaydan dört yıl sonra dava açıldı. Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde süren davada  askerler,  “tutuklulara kötü muamele” ve “faili belli olmayacak şekilde adam öldürme” suçlarından yargılanıyor. Bayrampaşa davasında olduğu gibi bu dosyada da sadece erler yargılanıyor. Rütbeli askeri personele dava açılmadı.
Ümraniye’deki operasyondan sonra bir dava da tutuklu ve hükümlülere açıldı. 367 tutuklu, “cezaevi idaresine karşı silahlı ayaklanma, devlet malına zarar verme ve faili belli olmayacak şekilde adam öldürme”  iddiasıyla yargılanıyor.  Davaya ilişkin mütalaa veren savcı,
davanın zaman aşımından düşürülmesini istedi. Dava 23 Şubat’ta karara bağlanacak.

ÇANAKKALE, BURSA VE CEYHAN’DA BERAAT
Çanakkale Hapishanesi’ndeki operasyonun ardından, 154 tutuklu ve hükümlü hakkında “cezaevi idaresine isyan etmek” ve “faili belli olmayacak şekilde adam öldürmek” suçlamasıyla açılan dava, 563 jandarma görevlisi hakkında “faili belli olmayacak şekilde adam öldürme”  suçlamasıyla açılan davayla birleştirildi. Dava, 2008’de hem askerlerin hem de tutukluların beraatiyle sonuçlandı. Bursa’da 109 tutuklu ve hükümlünün “isyan” suçundan yargılandığı dava da beraatle sonuçlandı.  Adana Ceyhan Hapishanesi’ndeki operasyonun ardından yargılanan 92 tutuklunun davası ise zaman aşımından ortadan kaldırıldı.  Ceyhan 1.Asliye Ceza Mahkemesi, operasyonda görevli olan ve tutuklulara kötü muamelede bulunmaktan yargılanan askerleri ise beraat ettirdi.

MALATYA’DA VE UŞAK’TA TUTUKLULARA CEZA

Malatya’daki operasyonun ardından, 59 tutuklu ve hükümlü hakkında, “isyan”  iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda mahkeme,  sanıklardan her birine iki  yıl, hapis cezası vererek davayı kapattı. Uşak 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 56 tutuklu ve hükümlü hakkında “memura mukavemet” ve “kamu malına zarar vermek” ten açılan dava da sanıkların cezalandırılmasıyla sonuçlandı. Çankırı’daki operasyon sonrasında, “isyan” iddiasıyla yargılanan tutukluların davası ise halen sürüyor.

Avukatlar: Asıl sorumlular yargılansın!

19 Aralık Katliamı davalarını başından beri takip eden, tutuklu ve hükümlülerin avukatları, operasyonun asıl sorumlularının yargı önüne çıkarılmasını istiyor. Avukatlar, deliller ortada olmasına rağmen, soruşturma ve yargılamaların ağır aksak yürütülerek davaların zaman aşımıyla  ortadan kaldırılmak istendiğine dikkat çekiyor.

BALLIKAYA: MGK’DE PLANLANDI

Avukat Several Ballıkaya, 10 yıl sonra 39 ere açılan davaya dikkat çekti. Sadece 39 erin bu operasyondan sorumlu tutulamayacağını belirten Ballıkaya, “ Operasyonun planlanması dahil olmak üzere olay MGK’de kararlaştırılmıştır. Dönemin başbakanı, içişleri bakanı, adalet bakanı, jandarma komutanları ve operasyonda yer alan cezaevleri jandarma taburu dahil hepsinin sorumluluğu var. Soruşturmanın genişletilmesi ve tüm sorumluların yargılanmasını istiyoruz” dedi.
Operasyonda kullanılan kimyasal silahlara dikkat çeken Balıklaya, şunları söyledi:
“Bu silahların,  fosfor bombası olduğuna dair çok ciddi kanıtlar var. Bunların açığa çıkarılmasını istiyoruz. Devlet kapalı alana kapattığı insanlara silahlarla saldırmıştır. Demokratikleşme adına çok şey söyleyen mevcut hükümete sormak gerekiyor: Bu ayıbın temizlenmediği bir yerde,  operasyonunun aydınlatılmadığı bir dönemde, demokrasiden ve demokrasinin zerresinden söz etmek mümkün mü?”

SEVİMLİ: SORUMLULAR AÇIK EDİLMEZLER
Avukat Güçlü Sevimli de “Hayata Dönüş” operasyonu bir devlet operasyonudur. Operasyonda karar ve icrada görevli olan kişiler hiçbir zaman açık edilmek istenmez. Onlar yargı süreçlerinin dışında tutulur. Göstermelik davalar açılır. Burada da aynı şeyler yapılıyor. Ne dönemin bakanları ne üst rütbeli askerler ve ne de üst düzeydeki bürokratlar yargılanıyor” dedi.

TİMTİK:ÖLÜMLER PLANLIYDI ZAMAN AŞIMI OLMAZ
Avukat Ebru Timtik de yargılamalar boyunca sürekli mahkeme başkanlarının değişiğini, soruşturmaların ve davaların kasıtlı olarak yavaş yürütüldüğünü belirtti. Operasyonun planlı yapıldığını, 28 tutuklu ve hükümlünün ölümünün kasıtlı gerçekleştirildiğini vurgulayan Timtik,  davaların zaman aşımından ortadan kaldırılmasına dikkat çekti. Timtik,“ Davalar asıl açılması gereken maddeden açılmıyor. ‘Orantısız güç’, ‘görevi ihmal’ maddeleri tartışılıyor halen. Oysa ki planlayarak, kasıtlı olarak adam öldürme var bu dosyalarda. Eğer davalar
‘kasten adam öldürme’den açılsaydı zaman aşımına uğratılmazdı” diye konuştu.

'Hayata Dönüş' te yaşamını yitirenler karanfillerle anıldı

19 Aralık Katliamı’nda yaşamını yitirenleri İstanbul, Ankara ve İzmir'de yaptıkları yürüyüş ve basın açıklamalarıyla anan demokratik kitle örgütleri,  katliamı yapanlardan hesap sorulmasını istedi. Katlamın yapıldığı hapishane önlerine kırmızı karanfiler bırakıldı.

19 Aralık 2000'de eş zamanlı olarak başlatılan ve 28 tutuklu ve hükümlünün katledildiği ‘Hayata Dönüş’ Operasyonu Türkiye'nin birçok yerinde protesto edildi. Operasyonda hayatını kaybedenler anıldı.

İstanbul’da ilk anma 12 kişinin yaşamını yitirdiği eski Bayrampaşa Cezaevi önünde yapıldı. Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şubesi, TAYAD ve Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu (BDSP) üyeleri, eski cezaevi  önünde ayrı ayrı basın açıklaması yaparak, katliamın asıl sorumlularının yargı önüne çıkarılarak, cezalandırılmasını istedi.

İHD:  POLİS DEVLETİ...
İnsan Hakları Derneği(İHD) İstanbul Şubesi Cezaevi Komisyonu,  Demokratik Halklar Federasyonu (DHF), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) İstanbul İl örgütü de Galatasaray Lisesi ve Taksin Meydanı’nda ayrı ayrı yaptıkları açıklamalarla katliamı protesto ettiler. Yapılan açıklamalarda, ölen tutuklu ve hükümlüler için hazırlanan otopsi raporlarına, operasyonda kullanılan yakıcı kimyasal maddelere dikkat çekildi. Katliamın belgeleriyle ortada olduğuna vurgu yapılarak, asıl sorumluların derhal yargı önüne çıkarılması istendi.  İHD açıklamasında, "Demokratik hukuk devletlerinde güvenlik güçlerinin eli hukukla soğutulur. Hukukla soğutulmamış güvenlik güçlerinin varlığı o devletin polis devleti karakterine işaret eder" denildi.

BUCA HAPİSHANESİ ÖNÜNDE ANMA

ÇHD İzmir Şubesi, Kırıklar F Tipi Cezaevi önünde, İHD İzmir Şubesi  ve TAYD DER İzmir Şubeleri ise Buca Hapishanesi önünde bir araya gelerek, 19 Aralık Katliamı'nda yaşamını yitirenleri andılar. İzmir Çankaya Telekom binasının önünde bir araya gelen çeşitli sosyalist örgütler de Konak eski Sümerbank önünü yürüdü. ‘Hayata Dönüş’ katliamı, Ankara’da Yüksel Caddesi'nden Sakarya Meydanı'na yapılan meşaleli yürüyüşle de protesto edildi.
AYSEL KILIÇ/BİRGÜN