9.12.10

“Eğer bir cennet varsa, birkaç dakikalığına oraya gittim”

Lütfen nefeslerinizi tutup şu satırları dikkatle okuyun:
“Müthiş bir haz duyuyordum. Bu hayatta başka hiçbir şeyin önemli olmadığını hissediyordum. Bununla kıyaslanabilecek bir duygu olmadı hayatımda. Ne ilk oğlumun doğumu ne evliliğim. Zerre kadar gerginlik ve endişe duymuyordum. Eğer bir cennet varsa, birkaç dakikalığına oraya gittim.”

Herkes Amerika’da ayrımcılığa karşı isyanın sembolü olarak Rose Parks’ı hatırlar.
Önceki gün Gary Younge Guardian’da ‘Öğrencilerin haklı öfkesi bulaşıcı olabilir’ başlığıyla çok önemli bir makale yazdı.
Dün Radikal Yorum sayfalarında çevirisini yayımladık.
Okumadıysanız mutlaka internetten girin okuyun…
İşte bu özellikle siyasetçilerin okuması gereken makalede Younge, 1960’larda başlayan ve giderek küreselleşen sarsıcı aktivizmin öncüsünü anlatıyor.
Üniversiteden üç arkadaşıyla beyazlara ait market zincirine, tepesinde polis copları sallanırken girip oturma eylemi başlatan Franklin McCain’in hikâyesini…

“Eğer bir cennet varsa, birkaç dakikalığına oraya gittim” diyen McCain önce Amerika’da sonra tüm dünyada üniversiteden sokaklara bir anda yayılan ve 1968 kuşağına damgasını vuran ve son günlerde İngiltere’den İtalya’ya, Fransa’dan Yunanistan’a yeniden dirilişe geçen öğrenci isyanlarının öncüsü…
Ne bir örgüte mensup ne de daha önce siyasi bir faaliyette bulunmuş.
“Eşitsiz bir sisteme karşı çıkan dört çocuktuk. Sorgulayan dört çocuk sadece… İnsanları ikna edecek vaktimiz yoktu... Buna ölecek kadar çok inanmaları gerekiyordu. Anne-babalarımızın yaptığının ötesine geçmek istiyorduk. Kaybedeceğimiz hiçbir şey yoktu” diye anlatıyor McCain.

Tekrar Gary Younge’a kulak verelim…
“Sadece geçen hafta içinde Britanya’da bir işgal ve gösteri furyası yaşandı, İtalya’da tren hatları ve otoyollar yaygın şekilde kesildi ve Yunan öğrencilerle polis arasında Atina’da çatışmalar çıktı. Protestolar yoğunlaştıkça, sağcıların ‘şımarık imtiyazlı veletlerin yaygarası’ veya ‘devrimcilerin yoldan çıkardığı masumlar’ gibi küçümseyici söylemlere sarılmasını bekleyebiliriz.
Şu risk de var: İster nostalji ister iyi niyetli olsun, sol da onları yanlış anlayabilir pekâlâ...” 

Hafta sonu İstanbul’da, dün de Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde eğitim sistemine, iktidar ve muhalefete karşı öfkeli öğrencilerin protestolarına tanıklık ettik.
Polisin orantısız güç kullanımını ve protestocu öğrencilerin iki farklı dünya görüşüne sahip iki anayasa hukukçusunu üniversitede konuşturmamasını, Süheyl Batum’a sözle tepki koyup Burhan Kuzu’yu yumurta yağmuruna tutmalarını bir an için bir kenara bırakalım.
Ve günün sonunda sormamız gereken esas soruyu soralım.
Çünkü sadece Türkiye’de değil tüm dünyada benzer eylemler yaşanıyor…
Gary Younge bu yüzden Guardian’da ‘Öğrencilerin haklı öfkesi bulaşıcı olabilir’ diye uyarıyor.

İngiltere’den Yunanistan’a aynı sorular soruluyor…
Ne oluyor bu gençlere?
Neden bu kadar öfkeliler?
Ve en önemlisi ne istiyorlar?
Üniversite eylemlerin öncüsü McCain onlar adına hepimizin üzerinde ciddiyetle düşünmesi gereken anahtar cümleyi kulağımıza fısıldıyor…
“Eğer bir cennet varsa, birkaç dakikalığına oraya gittim.”
Ve ardından onun başlattığı yolda ‘birkaç dakikalığına cennete gitme’ arzusuyla yanan öğrencilere sesleniyor: “Kafamın üstünde coplar sallanırken bile şiddeti düşünmedim…”
Kurduğu Öğrenci Komisyonu’nun başına büyük harflerle ‘STUDENT NONVIOLENT’ yazıyor…
Cennete giden yol şiddetsizlikten geçiyor.
Eyüp Can.