
Üzerinden daha bir gün geçmedi. Yazdığımız yazının mürekkebi kurumadı. Dün yine İstanbul’da polis, öğrencileri feci şekilde dövdü. Hem de dün beni arayıp, “Biz açık havada yapılan eylemlere müdahale etmiyoruz” diyen İstanbul Emniyet Müdürü’nün ve yardımcısının inadına, çevik kuvvet öğrencilere biber gazıyla girişti. Kabataş’taki olaylar bir yana, benzinlik dayağını kabul etmek mümkün değil. Yani ortada güvenliği bozacak bir durum da görünmüyor. Ankara’dan yola çıkıp Başbakan’ın rektörlerle buluşmasını protesto etmeye gelen öğrencilerin otobüsleri İstanbul girişinde durdurulup şehre sokulmuyor. Pardon ama ne hakla bu üç otobüsü durduruyorsunuz? Protesto mu yasak, öğrencilerin İstanbul’a girmeleri mi? Polis öğrencileri geri yolluyor, üstelik dönüşte mola vermelerine de izin yok. Zaten arbede bir benzincide çıkıyor. Olayın ham görüntülerini izledim. Polislerin öğrencilere vurduğu anların görüntüsü kayıtta görünüyor ama doğruya doğru, polis müdürleri de megafonlarla kendi ekiplerine sürekli, ‘yapmayın’, ‘durun’, ‘vurmayın’ diye bağırıyorlar. Sonuç tam bir aptallık resmi geçidi. Dün burada, “Teori tamam, darısı pratiğin başına” demiştim. Görünen o ki İstanbul polisindeki bu demokratik yaklaşım henüz tepeden en aşağıya inmemiş.
İstanbul polisine ilk olarak şunu hatırlatmakta fayda var. Bir grup üniversitelinin Başbakan’ı protesto etmesi demokratik bir haktır. Üniversite öğrencilerine slogan bile atmalarına izin vermeden girişmek hiçbir yasada yazmaz.
Dayak yemek eylem değildir!
cüneyt özdemir