25.1.11

BİR CIA AJANININ ŞEREFLİ OLMAYAN SONU

Luis Posada Carriles’in karanlık ruhu herhalde ızdıraplar içindedir. En azından “olmasaydı sonumuz böyle” dediği oluyordur. CIA tarafından el üstünde tutuluyorken, Fidel Castro’nun en fanatik düşmanlarından biriyken, kısacası Latin Amerika’nın bataklıklarında bir antikomünist kahramanken şimdi 82 yaşında Texas’ta bir mahkemede “ben bir hiçim” demek zorunda kalacağını herhalde hiç düşünmemişti. Luis Posada Carriles, postu kurtarmak için yaptığı her şeyi reddetmesi gerektiğine mi yanıyor yoksa CIA tarafından kullanılıp atıldığına mı? Hem bu soruya cevap bulmak hem de Carriles’in maceralarına anlam vermek kolay değil. Aslında ABD yargısı Carriles’in yaptıklarını, hangi suçları işlediğini bilmek istemiyor, aksine yarım yüzyıllık antikomünist suç makinesının miadını tamamlayan makinalar gibi bir kenara atılmasını istiyor.   
Luis Posada Carriles, ABD’de yaşayan rejim karşıtı göçmen Kübalılardan biri. Yarım yüzyıldır Küba ve komünizm aleyhine suç işliyor. Bugünlerde ABD’deki yargılamasında bu suçlardan hiçbirisinden yargılanmıyor. Aslında 1997’de Havana’da çok sayıda otel bombalanması ve bu bombalamalar sırasında İtalyan turist Fabio di Celmo’nun ölmesi üzerine basın açıklaması yaptığı sırada suçunu itiraf da etmişti. Hatta Carriles arkasının sağlam olduğunu biliyordu ki, 1998’de turist Celmo’nun ölümünü New York Times gazetesine “yanlış zamanda yanlış yerdeydi” diye felsefi bir biçimde yorumluyordu. Otel bombalamalarını övünerek üstleniyordu. Ama konuyla ilgili olarak ABD Yabancılar Dairesi ifadesine başvurduğunda dilinin başına iş açacağını anlamış olmalı ki, “hepsi uydurma, benim bombalamalarla bir ilişkim yok, yalan söyledim” dedi.
Bugün Texas’taki yargılama, CIA ajanıyken otel bombaladığı için suçsuz bir insanının ölümüne sebebiyet vermekten ya da uçak düşürüp 73 kişiyi öldürmekten değil, Yabancılar Dairesi’ne yalan söylemekten yapılıyor. Evet, Latin Amerika’nın en tehlikeli teröristlerinden birini sadece yalan söylemek suçundan yargılamak oldukça saçma ama bunun da bir mantığı var. Luis Posada Carriles yalan söylemekten bile ceza alsa en az beş yıl hapiste kalacak. ABD makamları, bu beş yıl içinde Carriles’in nasıl olsa hapiste ölmesini beklediği için bir pislikten kurtulacağını umuyor. George Washington Üniversitesi Ulusal Güvenlik Arşivi Müdürü Peter Kornbluh Almanya’nın BirGün’ü Die Tageszeitung’a durumun mantığını şöyle özetliyor: “Luis Posada Carriles bir terörist ama bizim teröristimiz...”
Bu sözler bizdeki bir türlü aydınlatılamayan cinayetleri de hatırlatıyor. Hatta olaylara bakıldığında, korunan sanıklar yakından incelendiğinde “bu kadar da benzerlik olmaz” dedirtecek ortaklıklar görülüyor.
KÜBA UÇAĞINI DÜŞÜRDÜ: 73 ÖLÜ
Baştan başlayalım. Luis Posada Carriles Küba devriminden hemen sonra ABD’ye kaçan zengin Kübalılar’dan birinin oğluydu. 1961 yılında ABD gizli servisi CIA ile çalışmaya başladı. ABD’nin yetiştirdiği ve Castro’yu devirmek için 17 Nisan 1961 tarihinde Domuzlar Körfezi’ne çıkarma yapan 1.500 kişilik özel birlikte görev aldı. Küba rejimine ve Castro’ya nefreti aslında bu çıkarma sırasında yakalanıp cezaevine konulmasıyla başladı. Kısa süre sonra Küba, ihtiyaç duyduğu gıda maddelerinin verilmesi karşılığında elinde tuttuğu bu birlik üyelerini geri göndereceğini açıkladı. Carriles de gıda maddeleri karşılığında ABD’ye geri döndü.         
Geri geldikten sonra CIA adına Miami’de kendi hemşerilerini ispiyon etmekle görevlendirildi. Göçmen Kübalılar arasında ABD rejimine bağlı olmayanları, sırf para kazanmak için ABD’ye gelmiş olanları “komünist” diye ispiyon etti. Bunun karşılığı olarak da Venezuela’ya gönderildi, gizli serviste iş verildi. Luis Posada Carriles açık edilen FBI raporlarına göre, en azından 1976’ya kadar CIA adına çalıştı. Yine bu dökümanlar Guyana’dan kalkıp Puerto Rico’ya gitmekte olan Küba uçağının havada parçalanmasının hazırlıkları gibi korkunç ajan faaliyetlerini de belgeliyor. Kimyacı olan Carriles, 6 Ekim 1976 tarihindeki uçağı düşürecek plastik bombayı Colgate marka bir diş macunu tüpüne yerleştirmiş ve tüpün uçağa girmesini sağlamıştı. 73 kişi bu suikastta yaşamını yitirdi. Venezuela gizli servisiyle birlikte planladığı bu suikast yüzünden yeni Venezuela yönetimi hâlâ Carriles’in peşinde.
BİR TÜRLÜ YARGILANAMADI, SONUNDA KAÇTI
Belgeler o zaman da bu suikastı Carriles’in gizli servisten yardım alarak yaptığını kanıtlıyor, Venezuela savcılığı bu işi Carriles’in yaptığından eminken, bizdeki bazı davalar gibi dava bir türlü bitirilemedi. Carriles 9 yıl süren yargılama sürecinde suikastı kabul etmedi ve bütün kanıtlarına rağmen ceza kesinleşmedi. Ve 1985 yılında Carriles papaz giysileri içinde cezaevinden kaçtı. Resmi açıklamaya göre, gardiyanlara para yedirilmişti. Toplam 50 bin dolar tutarındaki rüşvetin de ABD’deki Kübalı göçmenler örgütü (Cuban-American National Foundation-CANF) tarafından ödendiği açıklandı.
Bundan sonraki 15 yılı Carriles, ABD çeteleriyle, kontgerillayla birlikte iktidarı paylaşan El Salvador aşırıcı sağcılarının arasında yaşadı. Hatta bir muhtar orada doğmuş gibi bir doğum kâğıdı, İçişleri Bakanlığı da sahte bir pasaport verdi kendisine.
Carriles’in bu 15 yıl içinde hangi pasaport ya da nüfus kâğıdıyla CIA için nerelerde, ne başarılar gösterdiği bütün ayrıntılarıyla bilinmiyor. Ancak girdiği bazı büyük ihaleler saklanacak gibi değil. Örneğin ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Danışmanı Oliver North’un Nikaragua’daki Contra’lara gönderdiği silahları yerine ulaştırması bunlardan biri. Sandinist devrimci lider Daniel Ortega tekrar seçimle iktidara geldiği için bunları şimdi daha iyi biliyoruz.
KONTRALARA GÜVENLİK DANIŞMANLIĞI
Yine aşırı sağcı Salvador Devlet Başkanı Napoleón Duarte ve Guatemala Devlet Başkanı Vinicio Cerezo’ya Latin Amerika’da komünist dalganın kırılması için güvenlik alanında danışmanlık yaptığını da sonradan öğrendik. Ancak CIA’nın kontrolündeki göçmen Kübalılar örgütü CANF’tan da bu arada habire para sızdırdığı ve bu parayla Küba’da ya da Küba aleyhine çeşitli eylemlerde bulunduğu ayrıca kayıtlara geçmiş. Kendi ifadesine göre CANF’tan bu dönemde 200 bin dolar almış.
Luis Posada Carriles devrimciler aleyhine kontgerilla faaliyetleri yürütürken hem Küba lideri Castro’nun hem de bölgedeki devrimci lider ve örgütlerin de Luis Posada Carriles’ın peşinde olduğu anlaşılıyor. 1990’da Küba lideri Castro’nun isteği üzerine, Salvador gerillaları Carriles’ı Guetemala’da kıstıyor. Buldukları yerde üzerine tam 12 kurşun sıkıyorlar. Kalbinin hemen kıyısından bir kurşun geçiyor, başka bir kurşun çenesini ve yüzünü dağıtıyor. Carriles, Guatemala Devlet Başkanı Vinicio Cerezo’nun danışmanı olarak aylarca süren titiz bir tedaviden sonra tekrar ayağa kalkıyor. Yüzünün parçalanmış korkunç hali ve konuşma bozukluğu bu eylemden sonra oluştu.
HONDURAS DEVLET BAŞKANI HEDEFTE
Bu haliyle de uslanmayan Carriles, aşırı sağcı ve kontrgerilla faaliyetleri yürüten çevrelerde daha da ciddiye alınır oldu. Garip ihaleleri devam etti. Örneğin 1994’te Honduras Ordusu Gizli Servis Şefi Guillermo Pinel Cálix ile demokrat devlet başkanı Carlos Roberto Reina’ya karşı bir suikast planı yaptı. Carlos Roberto Reina, o zaman Küba ile ilişki geliştirmeye karar vermişti ve kendisine karşı çıkan ordunun gücünü sınırlamaya çalışıyordu.
Posada Carriles, devlet başkanı Carlos Roberto Reina’nın ortadan kaldırılmasının çocuk oyuncağı olduğunu söylüyor ve suikast karşılığında gizli servis şefi Pinel Cálix’ten Honduras karasularındaki bir Küba yük gemisinin batırılmasını istiyordu. Bu da Guillermo Pinel Cálix için çocuk oyuncağı idi. O tarihlerde Honduras’ta gerçekten de bazı bombalar patlamış ama bombalar devlet başkanı Reina’nın yanına bile yaklaşamamıştı. Pinel Cálix, Carriles’in ciddiyetinden şüpheye düştü ve bu alışveriş başladığı gibi bitti.
Posada Carriles bundan sonra hemen sadece Fidel Castro’ya konsantre oldu ve bütün planlarını onu öldürmek için yaptı. İlk suikast planını 1994 yılındaki Kolombiya Cartagena’daki İbero-Amerikan zirvesi için hazırladı. Ancak, bu zirvede protestocu göçmen Kübalılar, Castro’yu sadece uzaktan aracı geçerken görebildi. Carriles, bunların içindeydi. 1997’de Havana’daki bir dizi otel bombalamalarını görüyoruz. 1998’de ise Santo Domingo’da suikast hazırlıkları içindeyken, suikast arkadaşının ihbarı yüzünden az kalsın yakayı ele veriyordu.
BUSH BIRAKILMASI İÇİN TELEFON ETTİ
Posada Carriles, 2000 yılındaki Panama-City’deki İbero-Amerikan zirvesine daha hazırlıklı geldi. Castro’nun üniversitedeki konuşması sırasında havaya uçurulması planlanmıştı ve Carriles’e bu iş için üç kişi de yardım edecekti. Küba gizli servisi Carriles’in kendilerinden önce oralara gelmiş olabileceğini Panama polisine haber verince, dörtlü yakalandı. Suikast hazırlığının ciddi olduğu görüldü. Kafadarlar 7 ila 8 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldı.
Panama’da da garip bir oyun oynandı. Posada Carriles’in, 2004 yılında daha 4 yıl yatması gerekirken, devlet başkanı Mireya Moscoso tarafından ‘insani nedenlerle’ cezası affediliyor. Hem de bu affı devlet başkanı Mireya Moscoso, görev süresinin bitmesine birkaç gün kala yapıyor. Neden? Çünkü sağcı devlet başkanı Moscoso, birkaç gün sonra görevi devredeceği solcu devlet başkanı Martín Torrijos’un, Carriles’i Küba ya da Venezuela’ya teslim etmesinden korkuyordu. En azından ABD bunu istemiyordu. O dönemde Başkan George W. Bush’un Mireya Moscoso’ya bizzat telefon ederek “konuyla ilgilen” dediği konuşulmuştu. Carriles serbest kalır kalmaz ABD büyükelçiliğinin sağladığı sahte pasaportla Honduras’a uçtu ve izini kaybettirdi.
Yıllar sonra Panama yüksek mahkemesi dönemin Adalet Bakanı Arnulfo Escalona, Emniyet Genel Müdürü Carlos Bares ve Göçmen Dairesi Genel Müdür Vekili Javier Tapia hakkında görevi kötüye kullanmaktan ve Carriles’i serbest bırakmaktan dava açtı.
ABD’DE ORTAYA ÇIKTI AMA...
2005 yılı Mart sonunda Miami’da tekrar ortaya çıktı. Honduras’tan ABD’ye gelmesiyle ilgili üç hikâye var. Kendisi “gayet norml yollardan, gayet normal bir yolcu gibi geldim” diyor. İkinci hikâye ise, kaçakçı gemileriyle deniz yoluyla geldiği yönünde. Üçüncü hikâye ise, illegal yollardan Meksika’ya oradan da Texas’a geldiği yolunda. (Şimdiki yargılama bu girişle ilgili ifadeleri de kapsıyor.) ABD belki Latin Amerika’da işine yarayan Posada Carriles’i ülkede istemiyor. Belki de eski düzen değiştiği, eski ‘Bosslar’ ortadan kaybolduğu için Carriles sahipsiz kaldı.
2005’te Miami’de tekrar ortaya çıktığı günden beri ABD makamları Carriles’ten kurtulmaya çalışıyor. Ancak bunu yaparken de Carriles’i Küba ve Venezuela gibi isteyenlere değil istemeyenlere vermeye çalışıyor. Venezuela ve ABD arasında ‘suçluların değişimi’ anlaşması olduğu halde ABD, Carriles’i bu ülkeye vermiyor. Venezuela, bu karararı haklı olarak ‘terörizmle mücadelede ikiyüzlülük’ olarak değerlendiriyor. Geldiği ülkeler arasında bulunan Kosta Rica, El Salvador, Guatemala, Honduras, Kanada, Meksika ve Panama ise Carriles’i istemiyor. ABD ise bu ülkelere göndermek için can atıyor.
Carriles, hakkındaki ağır ithamlara ve Venezuela’nın istemesine rağmen 2007 yılı Mayıs ayında 350 bin dolar kefalet karşılığında serbest bırakılmıştı. Bir ay sonra bu kefaletten de vazgeçildi. Tekrar yargılanmasına 11 Ocak 2011’de başlandı. Posada Carriles şimdi yargılanıyor ama işlediği suçlardan değil, ABD’ye yalan söylemekten. Posada, yalancı şahitlik yapmak ve adaleti engellemek gibi göçmenlikle ilgili 11 suçla yargılanıyor ve alacağı ceza en fazla 5 yıl hapis olacak. ABD makamları 82 yaşındaki Carilles’in hapiste ölmesi için bu 5 yılın yeteceğini düşünüyor.

Francisco Chávez Abarca 30 yıl aldı

Luis Posada Carriles ile çalışan ve Küba’daki bir dizi bombalamalardan sorumlu tutulan Francisco Chávez Abarca yılbaşından birkaç gün önce Küba’da 30 yıla mahkûm edildi. El Salvador yurttaşı Abarca, Venezuela’ya girişte sahte kimlikle yakalandı, gerçek kimliğini ve suçlarını söyleyince Küba’ya gönderildi. Francisco Chávez Abarca, 1997 ve 1998 yıllarında Havana’da meydana gelen otel bombalamalarından yargılandı ve ceza aldı. Patronu Luis Posada Carriles ise, şimdiki yargılamalardan en fazla 5 yıl alacak. Bu konu kendisine sorulmadı bile. 1976’daki uçak düşürme ve 73 kişinin ölümü gündeme bile gelmiyor.
Abarca ve Carriles’in 1980’lerde El Salvador’da tanıştıkları bildiriliyor. Carriles, o dönemde Nikaragua’da devrimci Sandinistlere karşı Kontralara yardım etmek için CIA’nın görevlisi olarak El Salvador’da idi. Burada Kontralarla uyuşturucu ve silah ticareti yaptığı da iddialar arasında. Francisco Chávez Abarca ve Carriles’in tanışması Francisco daha bir çocukken babası vasıtasıyla olmuş. Francisco uyuşturucu ve silah kaçakçısı olan babasından hem işin inceliklerini hem de baba dostu Carriles’i miras aldı. Francisco,  Carriles için aslında tam aradığı adamdı. Daha doğrusu bir nevi, kendisi yetiştirdi. Carriles, iki arkadaşıyla birlikte Francisco’yu Küba’ya gönderdi ve bombalamaların bir kısmını gerçekleştirdi.
Bir İtalyan turist ölünce önce iki arkadaşı yakalandı ve yargılandı. Francisco kaçtı ama arkadaşları hem onu hem de Carriles’i ele verdi. Chávez Abarca’nın bu olaydan sonra yakalanıncaya kadar Carriles için çalışıp çalışmadığı kesin değil. Francisco Chávez Abarca hakkında 2005-2007 yılları arasında El Salvador’da oto hırsızlığından hapiste yattığı dışında kesin bir bilgi yok. Geçen yıl temmuz ayı başında Venezuela’ya girişte yakalanan Abarca, yakalanır yakalanmaz, Posada Carriles’in kendisini gönderdiğini ve daha önceki suçlarını itiraf etti. Abarca, Venezuela’ya geliş nedenini de eylül ayında yapılacak parlamento seçimleri öncesinde ülkede huzursuzluk yaratacak bombalamalar gerçekleştirmek olduğunu itiraf etti.
Abarza’nın eşi, kocasını El Salvador gizli servisinin görevlendirdiğini açıkladı ama beklenildiği gibi El Salvador Devlet Başkanı Mauricio Funes iddiaları reddetti. Abarza, 8 Temmuz’da hemen Küba’ya gönderildi. Yargılamadan önce televizyonlara çıkarıldı ve Posada Carriles hakkında ağır ithamlarda bulundu. Açık açık onun emrinde çalıştığını anlattı.  Almanya’da yayınlanan Die Tageszeitung’un Küba uzmanı muhabiri Toni Kepeler, Francisco Chávez Abarca’nın lakabının ‘El Panzón’ yani ‘yağ tulumu’ olduğunu söylüyor ve 38 yaşındaki teröristin 30 yıl diyet yaparak kilo vereceğinin kesin olduğunu belirtiyor.

SELAMİ İNCE