Başkalarına değil özellikle kendi kendisine?
Meğer beynimiz, varoluş mücadelesinde ayakta kalabilmek için (survival) beyazdan siyaha tüm yalanları söylemeye, bir anlamda kendi kendimizi kandırmaya programlıymış.
Sinirbilimcilere göre beyin bu tür durumlarda otomatik olarak savunma mekanizmasını harekete geçiriyor.
Bu yüzden ağır kusurumuz da olsa kabahati kendimizde değil başkalarında buluyoruz.
En acı yalanları bile yüzümüz kızarmadan anlatabiliyoruz.
***
Örnek mi istiyorsunuz?
Boşandıktan sonra tüm kabahati karşı tarafa yıkan ya da işini kötü yaptığı için atıldığı halde patronunu suçlayanlardan bahsetmeyeceğim.
Vereceğim örnek karşısında onlar çok masum kalıyor…
Alın size Hizbullah’ın askeri kanat sorumlusu olduğu iddia edilen Hacı İnan’ın açıklamaları…
Dün tahliye kararını almak için geldiği adliyede öyle açıklamalar yaptı ki ne sinirbilimci olsanız izah edebilirsiniz ne de sabır taşı olsanız çatlamadan durabilirsiniz.
***
Düşünün 11 yıl önce Hizbullah’ın lideri Hüseyin Velioğlu, İnan’lara ait eve yapılan baskında çıkan çatışmalarda öldürülmüş, İnan operasyondan çok kısa bir süre önce evden ayrılmış, evde domuzbağından canlı canlı betona gömmeye birbirinden korkunç işkence ve cinayet kasetleri ve Hizbullah’ın tahribattan kurtarılabilen ölüm arşivi bulunmuş, birçok ölüm emrini İnan’ın verdiği savcılık mütalaasına girmiş, hakkında müebbet hapis cezası istemiyle dava açılmış ama Hacı İnan hiç oralı değil.
Gazeteciler soruyor:
“Tahliyelerle ilgili tepkilere ne diyorsunuz?”
“Bir şey yok ki. 11 senedir yargılanıyoruz, bir tek delil kırıntısı getirin…”
“Cinayetler kanıt değil mi?”
“11 senedir içerideyiz, yetmiyor mu? Şu ana kadar en küçük bir delil kırıntısı yok. Zaten mahkeme neticesinde yine aynı şeyi bekliyorum”
“Pişmanlık var mı? Özeleştiri yaptınız mı hiç?”
“Neden pişman olacağız ki? Biz Müslümanız… İslam’da pişman olunmaz ki…’’
***
Silahlı örgütün üst düzey ve askeri kanat sorumlusu olmaktan birçok adam öldürme ve kaçırma talimatını örgüt lideriyle birlikte alma ve yürürlüğe koymaya tam 35 eylemi gerçekleştirmekle suçlanıyor…
Tam suçlama şu:
“Vahim nitelikli adam öldürme ve siyasi maksatla adam kaldırmak…”
Örgüt liderinin sağ kolu olduğu da sır değil...
Evinde baskında öldürülmüş.
Evinde çıkan kasetler ve baskından kurtulan arşiv ortada.
Ama bakın o hepimizin gözünün içine baka baka önce savunma mekanizmasını devreye sokup “Delil kırıntısı bile yok” diyebiliyor.
Ardından yaptığı her şeyi İslam adına yapmış olmanın verdiği gurur ve inançla konuşuyor.
“Neden pişman olacağız ki? Biz Müslümanız... İslam’da pişman olunmaz ki...”
***
Böylesi bir savunma mekanizması karşısında ne hukuk ne nöroloji ne inanç ne de din söyleyecek hiçbir söz bulamaz…
Çünkü Hacı İnan sadece ayakta kalabilmek için savunma mekanizmasını devreye sokup yalan söylemiyor yalana bizzat inanıyor, o yalanı yaşıyor.
eyüp can