19.1.11

Kırmızı Pazartesi sendromu !

Bundan dört yıl önce bugün televizyonda, “Hrant Dink vuruldu” yazıyordu. Bir taksiye atlayıp olay yerine vardığımızda Hrant’ın ölü bedeni Agos gazetesinin önünde yatıyordu. Hrant’ın üzerine o beyaz örtüyü bile örtmemişlerdi. Olayı duyan gelmeye başladı. Bir saat içinde polis de gelip plastik bir kordonla olay mahallini ‘güven’ altına aldı.
Birkaç saat sonra CNN’in uluslararası yayınına bağlandım. Söylediğim ilk cümle, “Bu cinayet tıpkı Gabriel Garcia Marquez’in ‘Kırmızı Pazartesi’ romanında olduğu gibi göstere göstere geldi” oldu. Olay hakkında hiçbir şey bilmiyordum ama gelişmelerin gidişatı, olayın nereye doğru evrildiğini gösteriyordu. 4 yıl önce Hrant Dink, Orhan Pamuk, Perihan Mağden bugünün kimi Ergenekon sanıklarının yakın takibi altındaydı. Yazdıkları yazılardan, verdikleri demeçlerden dolayı mahkemelere veriliyor ve Ergenekon kadrosu mahkemelerin önünde, koridorlarında kamp kuruyordu. Hrant’a gelen tehditler o kadar aleniydi ki, ‘Güvercin Tedirginliğinde’ yazısında, korkudan korkmadığını anlatmaya çalışıyordu. Orhan Pamuk’un mahkeme çıkışı otomobili tekmeleniyor, linçten zor kurtuluyordu. Perihan Mağden’i adliye koridorlarındaki azgın kalabalıktan kaçırmak için arka kapıyı kullanıyorduk. Yani ölmek ve öldürmek için bütün atmosfer yaratılmıştı. Ogün Samast sadece bu atmosferin tetikçisi oldu. Nedim Şener’in ‘Kırmızı Cuma’ kitabının girişinde, ‘Kırmızı Pazartesi’ metaforunu istihbarat elemanı, tutuklu Erhan Tuncel’in de mektubunda kullandığını görünce bu yüzden şaşırmadım. Tabii onun kastettiği sadece İstanbul’da cinayetin ‘geliyorum’ diyen ayak seslerinin ötesinde, taşrada asker, polis ve tuhaf bir ‘kaybedenler kulübü’ üyelerinin oluşturduğu cehennemdi.
Hrant Dink’i öldüren belli ama öldürtenlerden henüz hesap sorulamadı. Bugün Agos gazetesinin önünde bu insanlar niye toplandı diye merak edenleriniz varsa, o insanlar katil Ogün Samast’ın arkasındaki o derin gücün ortaya çıkarılmasını istiyorlar. Yeter mi? Bence yetmez… Biraz önce anlattığım o korkunç provokasyon atmosferini yaratanları da ortaya çıkarmalıyız. Onlar timsah gözyaşları ile aramızda...
Cüneyt Özdemir