Ekşi Sözlük’te gördüm, “ilk buluşmaya kaftanla gidip ben Sülüman demek” diye başlık açılmış. İki haftadır memleketin faşistini, yeni Osmanlıcısını, ecdadını evliya bellemişin köhne zihniyetini kemiren Muhteşem Yüzyıl dizisine laf atıyorlar! Dizi çekmek zor iş, hele dönem dizileri... Kostüm ekibi ne yapsın, İMÇ’den ne kadar perdelik kumaş varsa toparlamış; hanedan giydirilecek! İlk bölümde, Hürrem, Kanuni’yi ilk gördüğü yerde "Sülüman" diye sesleniyor, adam dönüp bakınca da kucağına bırakıyor ya kendisini; bu sahneyle dalga geçmiş sözlükçüler! Hoş da olmuş.2003’te Gülben Ergen’in Hürrem’i oynadığı dizi niye bunca kıyamet koparmadı? O sıra neredeydi Gülen’in 'hür' aydınları? Hani medyada boy gösteren çakallar; sözde muhafazakâr basın sözcüleri, postal yerine jop yalayan çakma demokratlar, ecdad diye haykıran bir yığın; o zaman neredeydi?
Onca zamma, haksızlığa sessiz kalan Türk sağı Kanuni’de birleşti! Onlar birleşedursun, 29 Nisan 1964’e gidip Cemil Meriç’in günlüğüne göz atalım, bakalım 'ecdad' hakkında Meriç ne demiş: “O halde din vaktiyle en basit jestlere kadar bütün insan hayatını düzenlemeye kalkışmıştır: İçki içmeyeceksin, domuz yemeyeceksin, zina yapmayacaksın. Osmanlı bunların hepsini yaptı. Ama gizlenerek, korkarak ve şuuru yaralandıkça yaralandı. Hayır uyuzlaştı. İkiyüzlü bir hayvan oldu Osmanlı. Tanrı’yı ve kulu aldatan bir panayır gözbağcısı. Elinde tesbih, evinde oğlan, dudağında dua. Biz de öyle değil miyiz? Değişen ne? Herkes Atatürk’e sövüyor ve Atatürkçü. Demokrasiye inanan yok. Herkes demokrat…” Demek sıkıntı var; kimi başka biliyor, kimi başka... Işıkta bakmak, dikkatli incelemek gerekiyor. Bir imparatorluğun, her şeyden önce zorba da olması gerektiğini, tarihin galiplerin propagandası olduğunu unutmadan...
Arınç’ı bile inciten Osmanlı’da cinsellik meselesine göz atmalı. Gelin Yeniçeri Ocağı’na... Civelek nedir? Reşad Ekrem Koçu Yeniçeriler’de yazmış. İstanbul'dayız, 17. yüzyılın ikinci yarısı, yeniçeri ocağında; 15-18 yaş arası, tüysüz, peçeli erkekler ortalıkta. Devşirme Kanunu kaldırılmış, ocak halka açılmış. Yeniçeri adayları kışlalarda kalıyor. Zamanla, adayı oldukları taburun hamisi kabadayılara sığınan bu gençler, onların odasında yatıp kalkmaya, onların işini görmeye başlıyor. Hamiler, kaşı gözü yerinde, eli ayağı düzgün 'civelek'lerini, kem gözlerden korumak için yüzlerine peçe takmalarını istermiş... İşe bak!
Bir de hamamnameleri, bahnameleri okusalar. Bahnamelerden biri Tabip Mustafa Ebu'l-Feyz’in yazdığı Tuhfetü'l Müteehhilin’dir (Evlilik Armağanı); tek nüshası Murat Bardakçı’da olan Cüce Mahmut Bahnamesi de can içidir. Hamamnamelere hiç girmeyelim ki muhallebi çocuğunun nereden geldiğini açıklamayalım.
Ya Kabusname! Osmanlı’dan da üç yüz sene evvel. Hükümdar Emir Keykavus, oğluna öğüt veriyor: “…ki vücutça sağlam olasın. Zira avrat teni soğuktur, kışın iki soğuk dokunur; oğlan teni ise sıcaktır, yazın iki sıcak kurutur…” Aman şimdi gülyağlı demokratlar, oğlan o zaman kız, kadın demekti diye çırpınacak; iyi de avrat neydi?
Sene 1509. Şeyh Said Ömer Bin Muhammed El Nefzavi’nin, El Raud-ül Atir'inden (Kokulu Bahçe) konuşalım. Erotik metin uzmanı Sir Richard Francis Burton, İngilizce'ye çevirdiği metni seksoloji şaheseri sayar. Kocasını, adamcağızın eşeğiyle aldatan kadından bile bahseden kitapta, erkeklik organının muhtelif boylarının anlatıldığı bölümler acayiptir! Makbul olanı on iki parmak boyunda diye tanımlamış efendi! Bizim Sir, moral bozukluğu olmasın diye İngiliz’e not düşmüş, bunların Arap olduğunu unutmayın diyesi; tabii Türk için not düşen yok! Her kadınlık organının ağzında oraya ilk girecek adamın adının yazılı olduğu bahsinden tutun da vajina çeşitlerine dek. Hepsini yazmayayım, halkımızın ar duyguları...
Ödev: İngiliz elçiliği müsteşarlarından Sir Paul Ricaut’un 1686 basımlı, The History of The Present State of The Ottoman Empire isimli kitabında, sarayın çalgıcı takımında çalışan Ermeni asıllı bir Musa Melek Çelebi geçer. 15 Mart 1632’de halk tarafından linç edilen; Santuri Ali Ufki’nin de (yani Wojciech Bobowski, ki kendisi İncil’i Osmanlıcaya çeviren ilk kişidir) Topkapı Sarayı’nda Yaşam adlı kitabında andığı bu genç neden linç edildi? Şimdi gidin, Google’a 'İbrahim Pasha&Suleiman' yazın, başlayın araştırmaya. Sizi esas korkutan şey, bizim için gayet insani olan bu durum işte. Bir şey olmayacak, yüzleşin. Pargalı’nın heykel hikâyesi de ayrıca nefistir. Ergenekon anıştırması yapmak için dizinin senaristi Meral Okay’ın eski İşçi Partili olduğunu anarak bel altı vurmak daha kolay gelse de öğrenin.
Neymiş şu sizin Osmanlı! Sizin dedim, zira benim Osmanlım, Fatih, Yavuz, Kanuni değil; Torlak Kemal, Şeyh Bedrettin, Börklüce Mustafa, Pir Sultan’dır. Bu da biline!
ONUR CAYMAZ