Dünyada ve Türkiye’de nükleer santrallerin geleceği tartışılırken dün Green Peace Akdeniz’in davetlisi olarak Türkiye’ye gelen Green Thınk Tank of Trunch Vakfı’nı kurucusu Prof. Hayrettin Kılıç önemli açıklamalarda bulundu. Green Peace Akdeniz Genel Koordinatörü Dr. Uygar Özemsi ile basına konuşan Prof. Kılıç, “Başbakanımızdan ricada bulunuyorum. Anayasa değişikliği olduğu zaman bu olaya milletim karar verecek dedi ve referanduma gitti. Şimdi aynı duyarlılığı gösterip, bu demokratik ülkede millete fırsat verip nükleeri referanduma götürsün” dedi. 14 Mart 12.30 itibarıyla Japonya’da çevreye yaklaşabilen bağımsız kuruluşların ölçtüğü radyasyon miktarının bir saatte 310 milirem (1 miliremlik radyasyon yaklaşık 1.70 boyundaki bir kişinin vücuduna 7 milyon tane parçacığın çarpmasıdır) ABD’de nükleer santral çevresinde yaşayanların ise bir senede alabileceği doz miktarının 100 milirem olduğunu belirten Kılıç, “Son beş günde alınan radyasyon dozu bir senede müsaade edilenin 3600 katıdır” dedi. Kılıç, “Türkiye’deki bir avuç nükleer mühendisi ve Türkiye Cumhuriyeti devletine ait üniversitelerimiz eksik bilgilendirme yaparak olayın boyutlarını başka yöne çekiyorlar” dedi. BM’de görevli ve nükleer güce karşı gönüllü danışmanlık sürdüren Kılıç, “25 yıldır bu işin içindeyim, dünyanın hiçbir örgütünden ve şahsından bir kuruş ekonomik ve akademik çıkarım olmadan bağımsız bir bilim adamı olarak çalışıyorum” şeklinde konuştu.
ESKİ YENİ TEKNOLOJİ AYRIMI YOK
Konuşmasında, “Başbakanın nükleer enerjiyi iyi bilen bir danışmana ihtiyacı” olduğunu söyleyen Kılıç, “Birincisi bu reaktörler denildiği gibi o kadar eski değil. Patlama eski ve yeniyle ilgili değil. Soğutma suyu iflas ederse hangi tip reaktör olursa olsun erimeye mahkûmdur” dedi. “Tasarlanırken 8,9 hesaplanmamış, dalga boylarında yarım metre yanlışlık yapılmış” söylemlerinin mazeret olmadığını da belirtti. Şu ana kadar yapılan güvenlik tasarımla iflas ettiğini söyleyen Kılıç şöyle konuştu: “Mersin Akkuyu’da Türkiye’nin en güzel koyu en az yüzyıl Ruslara beş kuruş vermeden hibe edildi. Burada kurulacak VVR 1200 tipi dört reaktörden elektrik almak zorundayız. Akkuyu’da ikinci bir anlaşma, nükleer yakıt fabrikasyonları tesisleri kurulmasıdır. Üretecekleri elektrikle bu tesisleri çalıştıracaklar ve Rusya’dan getirecekleri uranyum gazını burada seramikleştirecekler. Çubukları dünya piyasasına satacaklar. Bunun da Türkiye Cumhuriyeti hükümetine beş kuruş faydası olmayacak.”
RUSYA’DAN BAŞKA YERDE YOK
Akkuyu’ya kurulacak VVR 1200 tipi santralin Rusya’da benzerlerinin inşasının devam ettiğini fakat dünyanın hiçbir yerinde Rus tipi nükleer santral kurulmadığını belirten Kılıç, “Ruslar 10 yıl önce İran’la anlaşma yaptılar ve Akkuyu’da planlanan santralin küçük kardeşi VVR 1000’i kurdular fakat yeni çalıştırılan bu reaktörden sızan haberlerde deneme sırasında çok önemli teknik problemler tespit edildi” dedi. Rusya’da Balakova’nın yanında kurulmak istenen iki nükleer santralin ise kent konseyinin referandum oyu ve Moskova’da dava etmesiyle iptal edildiğini aktardı. Halkın tepkisine rağmen bir reaktörün Balakova’da kaçak kurulduğunu söyleyen Kılıç, Rusların bu faaliyetleriyle ilgili raporu da Enerji Bakanlığı’na ilettiklerini belirtti. Rus teknolojisinin su çıkan yanlarını ise şöyle anlattı: “Rusların İran’da kurduğu reaktörde dört ana pompa yüksek seviyede titreşince bütün santral sallanmış. Çekirdeğin içinde de akmalar varmış. Rusya teknolojisinin büyük problemi malzeme. Batı standartlarında üretemiyorlar. Rus teknolojisinin Batıda bir santrali yoktur. Yılarca Bulgaristan Belene’de santral kurmak istediler fakat izin alamayınca aynı malzemeleri İran’da kullandılar. Bugün 3. nesil reaktörlerin denetimi dijitalleşti. İran sistemleri bu nedenle sabote edildi. Çünkü dijital kontrol sistemine dışarıdan atak edilebiliyor.”
HACETTEPE'NİN NÜKLEER YANILTMASI
Hacettepe Üniversitesi’nin Türkiye’yi yanlış bilgilendirdiğini söyleyen Prof. Kılıç çarpıklıkları şöyle dile getirdi: “Nükleerle ilgili tanıtımlarında ‘radyoaktif olmayan su buharı çıkar’ diyorlar. Kaliforniya eyaletinin resmi raporlarında, 1000 MW’lık bir nükleer santralın soğutma bacasından çıkan su buharının içerisindeki 108 ton ağır element ve partikül çevredeki tarım alanların yayılıyor denildi. Yine Hacettepe, nükleer santrallerin bulundukları yerde denizin sıcaklığının en fazla 4 derece ısındığını söylüyor. Deniz hayatını etkilemez deniliyor. Akkuyu’nun bir küçüğü Rusya’da Balakova Barajı’nın yanına kurulmak isteniyor. Burası NASA tarafından çekildi. Dışarıdaki sıcaklık burada eksi 20 derece iken nükleer santral bu barajın suyunu eritmektedir. Bir nükleer santralin etrafında yaşayan kişilerin aldığı dozla bir röntgen ışınlamasından alınan doz aynı denilerek bilim katliamı yapılıyor. Türkiye’deki bilim insanları çıkıp da radyolojik ve biyolojik farkları karşılaştıramazsınız demiyor. Santralin soğutulması için bir günde bir milyar litre denizden su çekmek zorunda. Çekerken yavru balık ve yumurtaları 25 dakikalık maceradan sonra santralden geçiyor ve hepsi haşlanarak denize dökülüyor. Akkuyu veya Sinop’ta denizden alınan tek yönlü bir soğutma sistemi kurulursa Kaliforniya’daki gibi deniz hayatının 20 senede kökünü kesecekler. Orada lisanslar iptal edildi.”
MATZAMOR SAATLİ BOMBA
Ermenistan’da 1980 büyük depreminde iki reaktörün yerle bir olduğunu anlatan Kılıç, Türkiye’nin nükleer kazalarına karşı hazırlıksız olduğunu ise şu sözlerle anlattı. “Ermenistan’daki tamir edilen açık santral saatli bomba. Bir kaza anında ise Türkiye’de boşaltma planı, hastanelerde akut radyasyona müdahale doktoru yok. Doğuda yerelde memurlar bana hamilelere ve halka dağıtılacak potasyum iyonat hapını duymadık dediler. Radyasyon dağılma haritası bile yok. Ankara’nın da bir planı yok. Elimde 4 yıldır tuttuğum harita var. Maalesef ilk 24 saatte çıkan bulut Aras’ı geçerek Iğdır üzerinden Türkiye’ye dağılacak.”
AMERİKA’DA YAPTIRMADIK
Nükleer santralde kazanın depreme eşit olmadığını her an insan ve tasarım hatasından kaza olabileceğini belirten Kılıç sözlerini şöyle sürdürdü: “Japonya hükümeti enerji obur toplumu yarattı. Türkiye de devamlı tehdit ediliyor, ‘Kurmazsak karanlıkta kalacaksınız’ diye. Hiçbir zaman tasarrufla ilgili programlar yok. Dünyada bu duruma ve nükleere muhalefet eden en az 15 Nobel ödüllü nükleer fizikçi var. Amerika’da 30 yıldır bir tane nükleer santral yaptırmadık, anahtarı hazır olanı bile kapattırdık.”
TMMOB Enerji Bakanı'nı istifaya çağırdı
Geçtiğimiz hafta Japonya’da meydana gelen depremin ve tusunami’nin ardından Fukuşima Nükleer Santrali’nde yaşanan patlamalarla tüm dünya nükleer felaketin eşiğine geldi.
Tüm dünyada nükleer santraller tekrar ele alınıp bazı ülkelerde kapatılmaları gündeme gelirken Türkiye’de fay hattında olan Akkuyu’ya yapılacak santralin inşası Nisan ya da Mayıs ayında başlayacak. TMMOB Ankara İKK ve Nükleer Karşıtı Platform dün santral inşası girişimini protesto edip, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı önünde bir Enerji Bakanı’nı istifaya çağıran bir basın açıklaması yaptı.
Kızılay'da Devlet Su İşleri Müdürlüğü önünde toplanıp Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’na yürüyen TMMOB Ankara İKK ve Nükleer Karşıtı Platform üyeleri “Yaşamı seçin Nükleerden vazgeçin” pankartı açtılar.
“Nükleere inat yaşasın hayat”, “Tüpçü Başbakan istemiyoruz”, “Akkuyu Japonya olmayacak” sloganlarının atıldığı eylemde Çernobil nükleer santral patlamaları sonucu hastalananların fotoğrafları taşındı.
'KORKULAN DEĞİL BEKLENEN OLDU'
Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı yapılan basın açıklaması TMMOB Ankara İKK Sekreteri Ramazan Pektaş tarafından yapıldı.
Korkulan değil beklenen oldu diyen Pektaş, birkaç ay önce sınırlarımıza yakın Metzamor santralinden sızıntı olduğu iddialarının basın tarafından üzerine gidilmeyerek saklandığını söyledi.
Nükleer santrallerin kaza riskinin olmadığını söyleyen nükleer yanlılarına da Pektaş şu şekilde yanıt verdi: “Nükleer santraller kaçıncı nesil olursa olsun, her nesil sorunlu olmuş nesil farkı olmaksızın atık sorunu çözülememiş, insan neslini yok etme noktasına gelmiştir. Bir başka nokta ise, her nesilde yaşanan kazalar, radyoaktivite ile kirlenmiş coğrafya, can kayıpları ve toplumdan gizlenen radyasyon etkisi sonrası sistemlere ek yaparak nesil yükseltmek demek insanları kobay olarak kullanmak demektir. Bunun adı da cinayettir.”
422 ADET TİCARİ SANTRAL VAR
Dünyada halen 442 ticari nükleer santralin çalıştığını belirten Pektaş, dışa bağımlı, pahalı, atık sorununun çözülemediğini ve çok yüksek risk içeren yöntemlerle enerji elde edilmesinin "kaynakların insan ve toplum yararına optimum kullanımı" ilkesine aykırı olduğunu ifade etti.
Enerji politikalarının nükleer lobilerin değil, halkın sesine kulak verilerek belirlenmesi gerektiğini söyleyen TMMOB Ankara İKK Sekreteri Pektaş, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı için hazırladıkları istifa dilekçesini bakanlığın kapısına astı.
Başbakan bilime ve yaşama saygılı olsun
İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) dün yaptığı açıklamada Japonya’daki depremin ardından meydana gelen nükleer felaketi değerlendirdi. Hükümetin halen nükleer santral macerasından vazgeçmemesini kınayan İMO, başbakanı bilime, yaşama saygılı olmaya ve nükleer santral sevdasından vazgeçmeye çağırdı. Açıklamada nükleer santrallerin zararlarının gözden gelinerek mutfak tüpüne benzetilmesinin ağır sonuçlar doğuracağı söylendi.
Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Japonya depremi, deprem önlemleriyle beraber nükleer santralleri de tartışmaya dahil ederek bir başka anlamlı sonuca yol açmıştır. 'Bir musibet, bin nasihatten evladır' sözü, Japonya gibi güvenli yapı üretiminde ileri düzeyde bir ülkede meydana gelen nükleer patlamayla gerçek anlamına kavuşmuştur. Doğa olayları karşında insanın yaşadığı çaresizlikle nükleer santrallerin taşıdığı tehlikenin birleşmesi durumunda ortaya çıkan tablonun, sadece günü kaybetme değil, geleceği de karartma riski içerdiği, hatta insanlığın varlığını tehdit ettiği anlaşılmıştır. Türkiye’de ise bambaşka bir hava vardır ve bu hava ne yazık ki AKP iktidarı eliyle yerleştirilmeye çalışılmaktadır. Sinop ve Akkuyu nükleer santrallerinden kazanacağınız para, üreteceğiniz enerji insan hayatından, insanlığın geleceğinden daha mı önemlidir?”
Çevre Komisyonu Başkanı da nükleer karşıtı değil!
TBMM Çevre Komisyonu Başkanı Haluk Özdalga, Japonya’daki deprem ve tsunaminin ardından nükleer santrallerle ilgili yaşanan tartışmaya ilişkin bir soruya “Nükleer santraller konusunda dünyada farklı görüşler var bu görüşlere saygı duyuyor ve dikkatle dinliyoruz. Ancak çevre konusunda en hassas olan kişi ve kurumlar riskleriyle beraber nükleer santrallerin katkıları olduğunu da kabul ediyorlar. Japonya’daki durumun ardından nükleer santrallerde ilave tedbirler almak gerekecek ama Japonya’daki durumu nükleer santrallerden dünya çapında vazgeçmek için yeterli neden olarak görmüyorum. Nükleer santraller dünyada da Türkiye’de de yapılmaya devam edilecek” karşılığını verdi.
Rant uğruna felakete sürükleniyoruz
Japonya’da yaşanan felaket, nükleer enerjinin tehlikelerini bir kez daha dünya gündemine taşırken, Türkiye’deki çevre örgütleri Mersin Akkuyu’da yapılması planlanan nükleer santral çalışmalarının durdurulması talebini yineledi. İstanbul Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) ’nda biraraya gelen İstanbul Tabip Odası, Çevre İçin Hekimler Derneği ve ÇMO temsilcileri, Başbakan Erdoğan’ın nükleer santral konusundaki ısrarcı tavrını eleştirdi, tüpgazla karşılaştıma yapmasını “cahillik”, “küstahlık” ve “saygısızlık ” olarak niteledi.
Japonya’daki nükleer felaketin tüm dünyayı tehdit ettiğini belirterek sözlerine başlayan İTO İstanbul Şube Başkanı Tayfun Görgün, enerjinin dünyada ikinci rant getiren bir alan olduğuna dikkat çekti. Rant elde etmek için toplumun göz göre göre felakete sürükleyecek bir aşamaya gelindiğini söyleyen Görgün, hükümetin tüm uyarılara rağmen nükleer santralden vazgeçmemesini “inanılır gibi değil” diyerek tepki gösterdi. “Nükleer enerjiyi savunanların gözleri dönmüş” diyen Görgün, tüm dünyanın tehdit aitında olduğunu savundu.
‘AKP’NİN ZİHNİYETİ RADYASYON’DAN TEHLİKELİ’
Çevre İçin Hekimler Derneği adına konuşma yapan Ümit Şahin ise nükleer silah ile nükleer enerjinin ikiz kardeş olduğuna dikkat çekerek, nükleeri savunanları işaret etti. Nükleeri savunan kesimden bu nedenle şeffaf bir açıklama beklenemeyeceğini belirten Şahin, Japonya’daki resmi kurumların net açıklama yapmadıklarını ifade etti. Japonya’da tahrip olan reaktör sayısının 4 olduğunu söyleyen Şahin, reaktörlerde çekirdek erimesinin tespit edildiğini kaydetti. Bazı bilim insanlarının Çernobil’den daha büyük bir felaketin yaşandı ğı yönünde açıklamaları olduğunu dile getiren Şahin, Çernobil’de radyasyonun tüm Kuzey Yarım Küre’ye yayıldığına dikkat çekti. Başbakan Erdoğon’ın ve Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın açıklamalarını “mesnetsiz” olarak değerlendiren Şahin, “Türkiye’de yapılacak olan santralın 3. nesil ve Japonya’dakinden daha güvenilir olacağı yönünde açıklamalarda bulunuyorlar. Japonya’daki santral 2. Nesil’dir. İkisi arasında hiçbir fark yoktur. Bu açıklamaları hangi bilimsel verilere dayanarak yapıyorlar? Çin gibi yönetimi sıkı olan bir ülkede bile hükümet alttan gelen tepkileri dikkate aldı, nükleer santral çalışmalarını durdurdu. AKP’nin nükleer enerjideki ısrarcı tavrını ve zihniyetini radyasyon kadar tehlikeli buluyorum” diye konuştu.
‘TOPLU MEZARLARIMIZ KAZILIYOR’
Ortak basın açıklamasını okuyan ÇMO İstanbul Şube Başkanı Semra Ocak, nükleer santralın bugün ve yarın getireceği tek şeyin ölüm olduğunu ifade ederek, nükleer enerji yerine yenilenebilir enerjiye yönelinmesi gerektiğini vurguladı. Ocak şunalrı söyledi, “Ne Akkuyu’da ne de başka bir yerde nükleer santral kurulmasına izin vermeyeceğiz. Elinde kazmalarla Akkuyu’ya doğru yolan çıkan Nükleer Reaktör meraklısı politikacı ve müteahhilere dur diyeceğiz. ‘O kazmalarla’ toplu mezarlarımızla neredeyse eşdeğer olacak nükleer santral kazılmasına sessiz kalmayacağız.”
'Nükleere Mersinliler karar versin'
CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, Akkuyu’daki nükleer santralın 1. derecede risk taşıyan Ecemiş Fay Hattı’nın yanına yapılmak istendiğini belirterek, “Akkuyu’da yaptığınız yanlışlıktan vazgeçin. Sorun Mersin halkına, kararı onlar versin” dedi.
CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, CHP Adana Milletvekili Tacidar Seyhan ve CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ile birlikte TBMM’de basın toplantısı düzenledi.
Japonya’da meydana gelen depremin ardından ortaya çıkan nükleer tehdide dikkat çeken Anadol, şöyle dedi:
“Mersin Akkuyu’da yapılması planlanan nükleer santral için 1976 yılında verilen lisansa istinaden 2010 tarihinde Rusya ile Türkiye arasında nükleer güç santrallerinin kurulması için bir anlaşma imzalandı. Akkuyu nükleer santrali 35 yıl önceki lisans temel alınarak yapılacaktır. 1976 yılında Ecemiş ölü fay olarak değerlendirilmiş Akkuyu’ya lisans verilmiştir. Yanında fay geçiyor, deprem kuşağı, ölü fay olarak değerlendirilmiştir. 1998 yılında ölü fay olarak değerlendirilen Ecemiş’in 1. derecede risk taşıdığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Şu anda 1. derecede risk taşıyan Ecemiş deprem hattının yanında yapılmaktadır. Ecemiş Fay Hattı’nın yapılacak santrale uzaklığı sadece 25 kilometredir.”
Türkiye’nin nükleer programını yeniden gözden geçirmesi gerektiğine dikkat çeken Anadol, “Hükümete sesleniyorum. Enerji politikalarını yeniden gözden geçirmelidir. Güvenli yakıt ve akıt teknolojileri geliştirinceye kadar nükleer programınızı askıya alın. Akkuyu’da yaptığınız yanlışlıklardan vazgeçin. Sorun Mersin halkına, kararı onlar versin” çağrısını yaptı.
Kılılıçdaroğlu da nükleere karşı değilmiş!
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara'dan İstanbul'a gelişinde, Atatürk Havalimanı'nda basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
“Nükleer santrala karşı mısınız?” sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
“Nükleer santrala karşı değiliz. Nükleer teknolojiyi bilmeliyiz, nükleer teknolojiden yararlanmalıyız ama bunun koşulu, AKP'nin dayattığı koşullar gibi olmamalı. Nükleer santral yapıyoruz, ama ihalesiz. Hangi gerekçeyle ihalesiz? Bunları bilmeden bunları sorgulamadan gerçekleri bulamayız. Kim daha ucuza? Kim daha güvenli? Kaçıncı kuşak bu nükleer santraller? Bütün bunların bilinmesi ve tartışılması gerekirdi. Türkiye'de tartışılmadı, gidildi Rusya'da bir anlaşma imzalandı. O anlaşma parlamentodan geçirildi, yasa maddesi haline dönüştürüldü. Ve ondan sonra bize dayatılıyor, 'Biz bu nükleer santrali yapacağız' diye. Nedir bunun güvenliği? Daha örneği yok bu yapılacak nükleer santralin. Dolayısıyla bu konuda yetkin çevrelerin, akademisyenlerin, uzmanların oturup tartışması lazım. Dünya bu konuda nereye gidiyor? Hangi gelişmeler var? Bütün bunlar tartışılmalı, kamuoyu tatmin edilmeli, gerekirse yapılmalı. Bizim bu konuda çok sayıda endişelerimiz var.”
ŞULE YILDIRIM-ELÇİN YILDIRAL-ESRA KOÇAK