11.3.11

Hasta mahpuslar isyan ettiriyor !

İHD Genel Merkezi, hasta mahpusların durumuna dikkat çekmek amacıyla Kızılay YKM önünden Adalet Bakanlığı ek binasına kadar yürüyüş düzenledi. Yürüyüşe İHD yöneticilerinin yanı sıra, BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, SES Genel Başkanı Bedriye Yorgun, Eğitim Sen Genel Sekreteri Mehmet Bozgeyik ve hasta tutsakların yakınları katıldı. Yürüyüş sırasında, "Ölümlere sessiz kalmayacağız ağır hasta mahpuslar serbest bırakılsın" pankartı açan insan hakları savunucuları, sık sık "Hasta tutsaklar yalnız değildir", "İnsanlık onuru işkenceyi yenecek" sloganlarını attı.
Yürüyüşün ardından açıklama yapan İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, cezaevlerinde doluluk oranlarının hasta tutsakları etkilediğine işaret ederek, "Türkiye hapishanelerinde Ocak 2011 itibariyle 122 bin 404 hükümlü ve tutuklu bulunmaktadır. Bunlardan 66 bin 997'si hükümlü, geri kalan 55 bin 407'si tutukludur. Mahpusların yüzde 45.3'ü tutuklu durumdadır. Bu tablo Türkiye'de ağır bir tutuklama rejimi yani kişi güvenliği ve özgürlüğü hakkı ihlali olduğunu göstermektedir" dedi.

'2010 yılında 161 hasta mahpus hayatını kaybetti'

Adalet Bakanlığı verilerine göre, 2010 yılında 161 mahpusun hastalığı nedeniyle hayatını kaybettiğini vurgulayan Türkdoğan, "Bunun dışında 213 mahpus normal yollarla yaşamını yitirmiş, 38 mahpus intihar sonucu yaşamını yitirmiş, 1 mahpus diğer mahpuslar tarafından öldürülmüş olup, toplam 413 mahpus yaşamını yitirmiştir. Buna karşın sayın Cumhurbaşkanı'nın Anayasa'nın 103. maddesi uyarınca cezasını kaldırdığı mahpus sayısı 2'dir. Bu durum duyarsızlığın ne kadar büyük olduğunu, Adalet Bakanlığı bürokrasisinin ve özellikle de Adli Tıp Kurumu'nun ölümlere seyirci kaldığını göstermektedir" dedi. Türkiye cezaevlerinde şu anda 112'si ağır 266 hasta mahpusun olduğunu belirten Türkdoğan, "Vicdanlar artık bu durumu kabul etmiyor. Hasta mahpusların ölümünü yetkililer seyrediyor. Cumhurbaşkanı'nın buradaki duyarsızlığını halkın taktirine sunuyoruz" dedi. Türkdoğan'ın konuşmasının ardından söz alan hasta tutsakların aileleri ise, yetkilileri duyarlı olmaya çağırdı.

' Bunun sorumlusu Adalet Bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanıdır'

BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ise, utanılması gereken bir tablo ile karşı karşıya olduklarını belirterek, "Ortaya çıkan tablo 'ileri demokrasi'nin utanç tablosudur. Yaşam hakkı en temel haktır, ancak bunun engellenmesi bir utançtır. O kadar soru önergesi veriyoruz ancak paslanmış vicdanlar harekete geçmiyor. Bunun sorumlusu 3 kişi var. Bunlar Adalet Bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanıdır" dedi.

Hediye Aksoy'un durumu sözün bittiği yer
Mayın patlaması sonucu iki gözünü kaybeden ve kanser hastası Hediye Aksoy, sağlık koşulları cezaevinde kalmasına uygun olmadığı halde tahliye edilmiyor.

Yaklaşık 18 yıl önce bir mayın patlaması sonucu her iki gözünü kaybeden ve 1998'de afla salıverilen yüzde 85 oranında engelli olan Hediye Aksoy, tutuklu kaldığı Bakırköy Kadın Tutukevi'nde yakalandığı göğüs kanseri nedeniyle her gün ölüme biraz daha yaklaşıyor. Aksoy, ancak arkadaşlarının yardımıyla ihtiyaçlarını giderebiliyor.

1990 yılında yaşanan mayın patlaması sonucu her iki gözünü kaybeden ve yaralı halde 8 yıl cezaevinde kalan Hediye Aksoy'un bu süre boyunca tedavisi yapılmadı. 1998'de afla tahliye olan Aksoy, 2007 yılında yeniden tutuklandı.

Tedavisi yapılmadığı için göğüs kanserine yakalanan Aksoy'un arkadaşları tarafından yazılan mektupta kamuoyuna duyarlılık çağrısı yapıldı.

1977 Mardin Midyat doğumlu Aksoy, yaralı yakalandıktan sonra sırasıyla Erzurum, Sakarya, Çanakkale ve Ümraniye cezaevlerinde kaldıktan sonra 9 Şubat 2000 yılında tahliye edildi. Yakınlarıyla birlikte İstanbul'da kiraladığı evde yeniden hayata karışan Aksoy, bir yandan iş bulup çalışırken öbür yandan da okul hayatına başladı.

İki gözü de tamamen görmediği için evine gelip gidenlerin kim olduklarını dahi bilemeyen Aksoy, evine bırakılan patlayıcı gerekçe gösterilerek yeniden bombacı diye tutuklandı. Hayata tutunmaya çalıştığı bir anda ikinci kez cezaevine gönderilen Aksoy, geçtiğimiz yıl sonuçlanan davadan 18 yıl ağırlaştırılmış hapis cezasına çarptırılmıştı.

İkinci kez devlet tarafından cezalandırılan genç kadın, tutulduğu cezaevinde sağlıklı şekilde tedavisi yapılmadığı için kanser hastalığının pençesine düştü. Sağ göğsünü tamamen kaplayan kist nedeniyle artık ihtiyaçlarını asgari ölçüde bile olsa karşılayamayacak duruma gelen Aksoy'un arkadaşlarından Dilek Öz tarafından kaleme alınan mektupta, kamuoyu oluşturulması ve Aksoy'un bir an önce dışarı çıkarılması için toplumsal baskı yapılması çağrısı yer alıyor.

18 Şubat tarihinde Samatya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ameliyat edilen Aksoy'un yaşamını tek başına sürdüremeyeceği hastane raporlarıyla da ikinci kez belgelendi. Hastanenin 'Risk var' şeklindeki raporuna rağmen cezaevi idaresi yüzde 85 oranında engelli olduğu doktor raporlarıyla sabitlenen Aksoy'u keyfi uygulamalarıyla içerde tutuyor. Aksoy için sıkı bir kamuoyu baskısı oluşturulamaz ve dışarı çıkması sağlanamazsa, ameliyat sonrasında hassas bir tedavi ve bakım gerektiren durumu iyiden iyiye kötüleşecek.

İHD raporu ve talepleri


Yapılan açıklamaların ardından Türkdoğan, basın mensuplarına hasta mahpusların durumuna ilişkin çözüm önerilerinin de yer aldığı rapor sundu. İHD'nin raporunda yer alan çözüm önerileri ise şunlar:

"*Cumhurbaşkanlığının özel af niteliğinde cezanın kaldırılması ile ilgili prosedüründe değişiklik yapılmalıdır.

*Bu prosedürde Adli Tıp Kurumu devreden çıkarılmalı, tam teşekküllü devlet hastanelerinin verecekleri raporlar yeterli görülmelidir.

*Adli Tıp Kurumu'nun resmi bilirkişi tekeli kaldırılmalıdır.

*Adalet Bakanlığı, İçişleri ve Sağlık Bakanlığı arasındaki Üçlü ve İkili Protokoller İnfaz Yasası'nın 71. maddesi ile uluslar arası kurallara ve etik ilkelere uygun hale getirilmelidir.

*Hapishanelerdeki tecrit kaldırılmalıdır.

*Geçtiğimiz günlerde TBMM tarafından onaylanan İşkenceye Karşı Sözleşmenin seçmeli protokolü uyarınca 1 yıl içerisinde oluşturulması öngörülen ulusal önleme mekanizmasının sivil toplum ve demokratik kitle örgütlerinden oluşması sağlanmalıdır.

*Hapishane İzleme Kurulunu oluşturan sivil ve demokratik kurumların hapishaneleri denetlemesinin önündeki engeller kaldırılmalıdır.

*Hapishanelerdeki sağlık koşulları düzeltilinceye kadar Adalet Bakanlığı'nın acilen tüm hapishanelerdeki sağlık sorunu olan mahpusları sağlık kontrolünden geçirmesi ve bunların kayıtlarını tutması sağlanmalıdır."