Mecnun proje!
-
Başbakanımızın ne kadar çılgın olduğunu hazırladığı projelerden ve uygulamalarından zaten biliyorduk. Yeni ortaya attığı “Kanal İstanbul” adlı çılgın projeye kendisinin de inanmadığını koyduğu isimden anlamak mümkün. Türkçede çılgın kelimesinin anlamı “Aşırı davranışlarda bulunan, deli, mecnun” biçiminde açıklanmaktadır. Bir delinin ortaya attığı düşünceye ne kadar önem verilirse Başbakanın önerisine de sanırım o kadar önem vermemiz gerekiyor. Tabii niyetini ve amaçladığı düşünceyi atlamak doğru olmaz.
Başbakanımız iktidara geldiğinden bu yana uyguladığı talan politikalarının bir benzerini programlayarak halka yedirme çabasında. Kendi pişirip kendi yemeye o kadar alıştı ki uygulamalarını ancak faşist diktatörlüklerde görmemiz mümkün olabilir. Hiçbir çevreye danışmadan ve tartışılmasına izin vermeden, kamunun parasını çarçur ederek hazırlattığı bu proje ancak başbakanımıza yakışırdı. Kim bilir kaç milyon dolarlar bu projenin hazırlanması için harcandı.
EKONOMİ TIKIRINDA MI!
AKP iktidarı ve önceki iktidarlar sürecinde yapılan özelleştirmeler artık tükenmiş durumda. Şu an ki uğraşları sağlığı ve eğitimi özelleştirmek. Tabii bunlarla da ekonominin içinde bulunduğu dar boğazı aşmaları mümkün görünmüyor. Cari açık o kadar büyük ki ne yapsalar çare olmuyor. Doğamızın ve kentlerimizin talan edilmesi projeleriyle bu dar boğazı atlatmak istediklerini açıklamalarından ve uygulamalarından anlayabiliyoruz. Bir de belki dönemsel olarak en önemli nedeni de seçim arifesinde olmamız. Halka bu projeyi “yedirirlerse” rahat bir nefes alıp, sermayenin iktidarını azgınca sürdürmek isteyecekleri açıkça belli.
NELER GÖTÜRÜR?
Böyle bir projenin gerçekleşmesi mümkün değil ama gerçekleşmesi halinde bize ne getirecek ve ne götürecek kısaca bakmamızda yarar var. Projenin 25 metre derinliğinde, 145 metre genişliğinde ve 45 km uzunluğunda olduğu ifade ediliyor. 25 metre olarak ifade edilen şey, deniz seviyesinden aşağısı kastediliyor. Peki yer üstünü de hesapladığımızda yer üstünün ortalama 75 metre yüksekliğinde olduğunu düşünürsek 1 milyar metre küp hafriyat demektir, peki hafriyatı ne yapacaklar. Taş ocaklarına dolduracaklarmış buna kargalar bile güler, yoksa Terkos Gölü’nü doldurup gölü kurutmayı mı hedefliyorlar dersiniz. Bu proje ancak mecnunların hayallerini süsleyebilir.
EKOLOJİK FELAKET!
Bu olması mümkün olmayan ama yapma çabasına girildiğinde, önlenmesi için Türkiye halkının elinden geleni ardına koymaması gereken bir süreçtir. Yapılmak istenen tam bir ekolojik felaket ve talandır. Bunun sonuçları çok ağır ve geriye dönülemez olabilir. Milyonlarca ağacın kesileceği, bölgedeki su havzalarımızın sonunun geleceği ve tarım arazilerinin yok olacağı bu proje ancak “çevrecinin daniskası” olan bir Başbakanın mecnunluğu olabilir. Trakya’nın o güzelim birinci sınıf tarım arazilerini İMP (İstanbul Metropolitan Planları) planları ile yok edip sanayiye açma girişimleriniz, Istranca dağlarından çalarak İstanbul’a getirdiğiniz suların daha hesabını vermeden böyle bir girişimle ilerlediğiniz doğa düşmanı yolunuzu, Türkiye halkı mutlaka tıkayacaktır.
BİR ÖNERİ!
Başbakanımıza öneriyoruz, Marmara denizindeki fay hattının üzerine çıkan bu hayali kanal projesi belki de beklendiğinde depremler ile oluşacaktır. Ne dersiniz sayın Başbakanım isterseniz bekleyin. Deprem gerçekliğine yönelik hiçbir çabaya girmiyorsunuz deprem olsun diye hazırlıksız beklerken ceplerinizi doldurmaktan başka bir derdiniz yokken, milyarlarca dolar harcayıp yeni bir rant alanı oluşturmaya çalışmanız nasıl kabul edilebilir. Yakın bir zamanda İstanbul’da bir deprem bekleniyor. Bu depremin sonuçlarına yönelik yapılan projeksiyonlarda İstanbul’da bulunan binaların yüzde 89’unun depreme dayanıklı olmadığını raporlardan okuyoruz. Bu binaların yıkılması sonucunda yüz binlerce insanın ölebileceği ifade ediliyor. Peki çılgın projeye harcanacak 10-30 milyar doların insanların ölmemesi, yıkımın gerçekleşmemesi için harcanması devletin en başta gelen görevi değil mi? Fakat tekellerin hükümeti AKP’den halkın güvenli yaşam hakkını savunmasını beklemek tabii ki aymazlık olacaktır. Bu tip önlemler ancak halkın iktidarı kurulduğunda mümkün olabilecektir.
YUSUF GÜRSUCU