Ege Üniversitesi 7. Canan Kulaksız Öğrenci Şenliği kapsamında 13 Mayıs Cuma günü verdiğimiz konserde, sahnemiz saldırıya uğradı. Konserimize saldırarak sahnemizi işgal eden, enstrümanlarımızın kırılmasına ya da kaybolmasına yol açan, ses sistemini kullanılamaz hale getiren yaklaşık 200 kişilik grup, ne AKP'nin polisleriydi, ne de sivil faşistlerdi. Tarihimizde bu kesimlerden saldırıların çok değişik biçimlerini yaşamıştık. Ve hatta gözaltı ve tutuklama terörünün ortasındaydık bugünlerde. Buna karşı verdiğimiz mücadele tüm Türkiye'nin gözleri önünde gerçekleşiyordu. Bir yandan baskınlarla gözaltına alınan elemanlarımızı zulmün elinden çekip alıyorduk, diğer yandan basının kontra haberleri ile hedef gösterilmemize karşı mücadele yürütüyorduk.
İşte böyle bir dönemde ve bugüne kadar hiç yaşamadığımız bir biçimle saldırıya uğradık. Konser verdiğimiz bir anda sahnemize saldırarak tarihimizde bir "ilki" gerçekleştirme "şerefine" erişenler, kendilerine "Yurtsever Gençlik" ismini veren gruptu.
Grup Yorum konserinin yapıldığı şenliğin dördüncü gününde, şenliğe yaklaşık 3.000 öğrenci katıldı. Şenliğin görevlileri, açılış konuşmasında "6 yıldır yapmakta oldukları programlarını iki ay önce açıklamalarına rağmen iki hafta önce şenlik yapmaya karar veren Demokratik Yurtsever Gençlik tarafından alanın işgal edildiğini ve yine bu grup tarafından şenliğin birinci ve ikinci günleri sopalı, bıçaklı saldırıya uğradıklarını" söyleyerek ilk gün yaşanan olayı anlatıp eleştirdiler. Bu eleştirinin yapılması ve eleştiri sırasında kendilerine "Kürt Milliyetçileri" denilmesi üzerine alanda oturan ve kendine "Yurtsever Gençlik" diyen grup sloganlar atarak konser alanının dışına çıktı. Alan dışında sloganlarla bekleyen bu gruba mensup kişiler yaklaşık bir buçuk saat süren ön konser ve programın bitmesini bekledi. Ardından biz sahneye çıktık ve konserimize başladık.
Dışarıda yaşanan gerginliği bildiğimizden, giriş konuşmamızda "Bu şenliğe ismini veren şehitlerimize layık olmamız, onların ismini büyütmemiz, çoğalmamızdan, devrimcilerin, demokratların, yurtseverlerin ve ilericilerin birlikte mücadelesinden geçer. Devrimciler, demokratlar, yurtseverler ve ilericiler arasındaki sorunların tek çözüm yeri şiddetten uzak, politik bir mücadele ve diyalogdur. Bunun dışında hiçbir çözüm yolu yoktur. Bizim tek sorunumuz egemenlerledir" dedik. Ancak buna rağmen, henüz 5. şarkımızı söylüyorken sloganlarla sahnemiz işgal edildi. Sahneyi işgal ederek sahne üzerinde bulunan tüm teknik ekipmanı dağıtan grup uzun bir süre dağılmadı. Bu sırada seyircilerimizden gelişme ihtimali olan grubu linç etme tehlikesine karşı seyircilerimizi sürekli uyararak sakin olmaya davet ettik. Bu konuda atılan sloganlara da yuhlamalara da müdahale ettik. Sahneyi basan gruba yaptığımız sakin olma ve sahneyi boşaltma çabaları sonuçsuz kaldı. Şenlik görevlileri bu grubu sahneden indirmeye çalışırken özellikle fiziksel bir müdahalede bulunmamaya özen gösterdiler. Sabırla grubun sahneyi terk etmesini bekledik. Görevlilerimizi tahriklere kapılmamaları konusunda uyardık. Özellikle konseri karşıdan izleyen kitleye sürekli telkinlerde bulunarak, olması muhtemel çok büyük olayların önüne geçtik.
20 dakikadan fazla sahneyi işgal eden grup daha sonra sahneden görevlilerin de müdahalesiyle indi ve alanın dışına çıktı. Onlar sahneden inerken içlerinden mikrofonu alan biri "sahneyi terk ediyoruz, yurtsever gençlik gerekeni yapmıştır" dedi.
Bütün enstrümanlarımızın dağılmış olmasına, kimilerinin kaybolmuş olmasına, sahnede kablo, mikrofon vb teknik cihazların tamamının kullanılamaz hale gelmesine rağmen, bu saldırı karşısında korkup dağılmayan, galeyana gelip linçe yönelmeyen, uyarılarımıza kesin karşılıklar veren yaklaşık 3.000 kişilik kitlemizle, ses düzenini kullanmadan (sadece bir mikrofon kullanarak) konserimizi vermeye devam ettik. Enstrümansızlıktan oluşan açığımızı, yine dünyanın en güzel ve en büyük korolarından birini kurarak ortadan kaldırmıştık. 26 yıllık tarihimizin hiçbir kesitinde bizi susturmaya yetmeyen çabalar, yine sonuçsuz kalmıştı ve her şeye rağmen bu konseri gerçekleştirdik.
Bizim sosyalizmi, halkların kardeşliğini, eşit özgür bir ülke özlemini anlatan, her türlü haksızlığı, sömürüyü, baskıyı ve işkenceyi teşhir eden sesimizin egemenler tarafından kesilmeye çalışılmasını anlayabilirdik. Ancak kendilerine "Kürt Yursever Gençliği" diyenler tarafından böyle düşmanca bir tutumu anlayabilmemiz mümkün değildi. Ne şenliğin kendisine yapılan ilk günkü saldırılar, ne konser verdiğimiz anda sahneye yapılan ve sesimizi kesmeyi hedefleyen saldırının açıklanacak bir tarafı yoktur. Tek kelimeyle, yapanlar tarafından yüz kızartıcıdır, utanç vericidir.
Diyelim ki eleştirilerinde haklılar ve diyelim ki kendilerinden özür dilenmeli. Böyle olsa bile bunun karşılığı kesinlikle Yorum konserini basmak olamaz. Sorunlar kendi aralarında konuşulabilir, bir çözüme kavuşturulur, özür dilenecekse, açıklama yapılacaksa, bunu taraflar yerine getirebilirdi. Saygısızca, fiziksel şiddet uygulayarak, görevlilerin boğazını sıkarak konseri basmak, engellemek, ortalığı talan etmek en hafifinden zorbalıktır. Hiçbir gerekçe, ama hiçbir gerekçe böyle bir saldırıyı meşru gösteremez.
Başta BDP olmak üzere ilgili tüm kurumlar bu durumu hemen açıklığa kavuşturmalıdır!
Bu saldırıyı organize edenler, düzenleyenler, katılanlar ortaya çıkarılmalıdır!
Yapılan bu saldırının hesabı Yorum'a, dinleyicilerimize, ve tüm halkımıza verilmelidir!
Türküler Susmaz Halaylar Sürer!

İşte böyle bir dönemde ve bugüne kadar hiç yaşamadığımız bir biçimle saldırıya uğradık. Konser verdiğimiz bir anda sahnemize saldırarak tarihimizde bir "ilki" gerçekleştirme "şerefine" erişenler, kendilerine "Yurtsever Gençlik" ismini veren gruptu.
Grup Yorum konserinin yapıldığı şenliğin dördüncü gününde, şenliğe yaklaşık 3.000 öğrenci katıldı. Şenliğin görevlileri, açılış konuşmasında "6 yıldır yapmakta oldukları programlarını iki ay önce açıklamalarına rağmen iki hafta önce şenlik yapmaya karar veren Demokratik Yurtsever Gençlik tarafından alanın işgal edildiğini ve yine bu grup tarafından şenliğin birinci ve ikinci günleri sopalı, bıçaklı saldırıya uğradıklarını" söyleyerek ilk gün yaşanan olayı anlatıp eleştirdiler. Bu eleştirinin yapılması ve eleştiri sırasında kendilerine "Kürt Milliyetçileri" denilmesi üzerine alanda oturan ve kendine "Yurtsever Gençlik" diyen grup sloganlar atarak konser alanının dışına çıktı. Alan dışında sloganlarla bekleyen bu gruba mensup kişiler yaklaşık bir buçuk saat süren ön konser ve programın bitmesini bekledi. Ardından biz sahneye çıktık ve konserimize başladık.
Dışarıda yaşanan gerginliği bildiğimizden, giriş konuşmamızda "Bu şenliğe ismini veren şehitlerimize layık olmamız, onların ismini büyütmemiz, çoğalmamızdan, devrimcilerin, demokratların, yurtseverlerin ve ilericilerin birlikte mücadelesinden geçer. Devrimciler, demokratlar, yurtseverler ve ilericiler arasındaki sorunların tek çözüm yeri şiddetten uzak, politik bir mücadele ve diyalogdur. Bunun dışında hiçbir çözüm yolu yoktur. Bizim tek sorunumuz egemenlerledir" dedik. Ancak buna rağmen, henüz 5. şarkımızı söylüyorken sloganlarla sahnemiz işgal edildi. Sahneyi işgal ederek sahne üzerinde bulunan tüm teknik ekipmanı dağıtan grup uzun bir süre dağılmadı. Bu sırada seyircilerimizden gelişme ihtimali olan grubu linç etme tehlikesine karşı seyircilerimizi sürekli uyararak sakin olmaya davet ettik. Bu konuda atılan sloganlara da yuhlamalara da müdahale ettik. Sahneyi basan gruba yaptığımız sakin olma ve sahneyi boşaltma çabaları sonuçsuz kaldı. Şenlik görevlileri bu grubu sahneden indirmeye çalışırken özellikle fiziksel bir müdahalede bulunmamaya özen gösterdiler. Sabırla grubun sahneyi terk etmesini bekledik. Görevlilerimizi tahriklere kapılmamaları konusunda uyardık. Özellikle konseri karşıdan izleyen kitleye sürekli telkinlerde bulunarak, olması muhtemel çok büyük olayların önüne geçtik.
20 dakikadan fazla sahneyi işgal eden grup daha sonra sahneden görevlilerin de müdahalesiyle indi ve alanın dışına çıktı. Onlar sahneden inerken içlerinden mikrofonu alan biri "sahneyi terk ediyoruz, yurtsever gençlik gerekeni yapmıştır" dedi.
Bütün enstrümanlarımızın dağılmış olmasına, kimilerinin kaybolmuş olmasına, sahnede kablo, mikrofon vb teknik cihazların tamamının kullanılamaz hale gelmesine rağmen, bu saldırı karşısında korkup dağılmayan, galeyana gelip linçe yönelmeyen, uyarılarımıza kesin karşılıklar veren yaklaşık 3.000 kişilik kitlemizle, ses düzenini kullanmadan (sadece bir mikrofon kullanarak) konserimizi vermeye devam ettik. Enstrümansızlıktan oluşan açığımızı, yine dünyanın en güzel ve en büyük korolarından birini kurarak ortadan kaldırmıştık. 26 yıllık tarihimizin hiçbir kesitinde bizi susturmaya yetmeyen çabalar, yine sonuçsuz kalmıştı ve her şeye rağmen bu konseri gerçekleştirdik.
Bizim sosyalizmi, halkların kardeşliğini, eşit özgür bir ülke özlemini anlatan, her türlü haksızlığı, sömürüyü, baskıyı ve işkenceyi teşhir eden sesimizin egemenler tarafından kesilmeye çalışılmasını anlayabilirdik. Ancak kendilerine "Kürt Yursever Gençliği" diyenler tarafından böyle düşmanca bir tutumu anlayabilmemiz mümkün değildi. Ne şenliğin kendisine yapılan ilk günkü saldırılar, ne konser verdiğimiz anda sahneye yapılan ve sesimizi kesmeyi hedefleyen saldırının açıklanacak bir tarafı yoktur. Tek kelimeyle, yapanlar tarafından yüz kızartıcıdır, utanç vericidir.
Diyelim ki eleştirilerinde haklılar ve diyelim ki kendilerinden özür dilenmeli. Böyle olsa bile bunun karşılığı kesinlikle Yorum konserini basmak olamaz. Sorunlar kendi aralarında konuşulabilir, bir çözüme kavuşturulur, özür dilenecekse, açıklama yapılacaksa, bunu taraflar yerine getirebilirdi. Saygısızca, fiziksel şiddet uygulayarak, görevlilerin boğazını sıkarak konseri basmak, engellemek, ortalığı talan etmek en hafifinden zorbalıktır. Hiçbir gerekçe, ama hiçbir gerekçe böyle bir saldırıyı meşru gösteremez.
Başta BDP olmak üzere ilgili tüm kurumlar bu durumu hemen açıklığa kavuşturmalıdır!
Bu saldırıyı organize edenler, düzenleyenler, katılanlar ortaya çıkarılmalıdır!
Yapılan bu saldırının hesabı Yorum'a, dinleyicilerimize, ve tüm halkımıza verilmelidir!
Türküler Susmaz Halaylar Sürer!

Grup Yorum
14.05.2011
14.05.2011