2.5.11

İşte Buda İşkence Hukuku !

Midyat Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen beraat kararında sanıkların "tehdit" suçuna ilişkin eylemlerinin "kanunda suç olarak tanımlanmamış olması" diye belirtilirken, "basit yaralama" için ise "üzerlerine yaralama suçuna ilişkin eylemlerinin hukuka uygunluk sınırları içerisinde yapılmış olması" denilmesi dikkat çekti.

Şırnak'ın İdil İlçesi'nde kapatılan Demokratik Toplum Partisi (DTP) tarafından 21 Ekim 2008 tarihinde PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın sağlık koşullarına dikkat çekmek amacıyla düzenlenen etkinlik esnasında meydana gelen olaylarda gözaltına alınan 5 kişiye yönelik kaba dayak ve işkence uyguladıkları belirtilen İdil İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde görevli F. A., M. K. ve D. M. S. isimli polisler hakkında Midyat Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan dava beraat ile sonuçlandı. 23 Ekim 2008 tarihinde yaşanan olaylar sırasında gözaltına alınırken ve gözaltında iken kaba dayak ve tehdide maruz kalan Mehmet Bayram, Mehmet Salih Geçgel, Hüsnü Doğan, Musa Bayram, Hasan Elarslan ve Yusuf İnan'ın İdil Cumhuriyet Başsavcılığı'na yaptıkları suç duyurusunun ardından iddianame hazırlanmıştı. Avukatlar Cihan Güçlük, Veysel Vesek ile Rahşan Güleç'in talebi üzerine başlayan soruşturmada gözaltı esnası ve sonrasında yaşanan olaylar ile ilgili yapılan teşhis sırasında müştekilerin kendilerini darp eden polisleri teşhis ettiği bu esnada mağdur müşteki Mehmet Bayram'ın kendisini darp ettiğini belirttiği F. A. isimli polis tarafından "ben de seni tanıyorum" denilerek tehdit edildiği tutuklandıktan sonra hastaneye götürülürken cop, tekme ve tokatlarla tekrar darp edildiği belirtiliyor.


'Tehdit' suçu da işkence kapsamında değerlendirilebilir'

Savcılık tarafından hazırlanan iddianamenin ardından 3 polis hakkında "Tehdit ve basit yaralama" suçlaması ile İdil Sulh Ceza Mahkemesi'nde açılan davada görevsizlik kararı verilerek, dava Midyat Ağır Ceza Mahkemesi'ne taşındı. Önceki günkü karar duruşmasında kapatılan Demokratik Toplum Partisi için iddia makamının "Demokratik Türkiye Partisi" demesi dikkat çekti. Mahkeme heyeti sanık F. A. isimli polisin "tehdit" suçuna ilişkin eylemlerinin "kanunda suç olarak tanımlanmamış olması" nedeniyle CMK'nun 22372-a maddesi uyarınca beraatine karar verirken, yine sanıklar F. A. M. K. ve D. M. S.'nın "üzerlerine yaralama suçuna ilişkin eylemlerinin hukuka uygunluk sınırları içerisinde yapılmış olması" nedeniyle CMK'nun 223/2-d maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatine karar verdi.

İddianamede sanıkların nüfuzu kötüye kullandığı belirtilmişti
Daha önce hazırlanan iddianamede, müştekilerin aldıkları raporlara da yer verilmişti. Hastane öncesi ve sonrası verilen raporlarda yurttaşların işkence ve kötü muameleye maruz kaldıkları ortaya çıkmıştı. 24 Ekim sabahı yapılan Adli Tıp kontrolünde de işkencenin gece sabaha kadar devam ettiği ispat edilmişti. Bu doğrultuda hazırlanan iddianamede de, "Her ne kadar beyanları ile çelişen somut deliller olsa dahi müştekilerin yaralanmış oldukları ve kolluğun her ne kadar zor kullanma yetkisi var ise de görevi ile alakalı olarak kullanılmasının gerektiği somut olayda şüpheli polis memurlarının eylemlerinin görevi ile alakalı olmadığı müştekilerin etkisiz halde tutuklanmış ve direnecek durumda olmadıkları, şüphelilerin eylemlerinin görevleri ile bağdaşmadığı bu halleri ile sahip bulundukları nüfuzu kötüye kullandıklarının anlaşıldığı. Şüphelilerin sahip bulunduğu nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle mağdurları yaraladığı yönünde Cumhuriyet Başsavcılığımızca bizzat yaptırılan teşhis, aldırılan hekim raporları, müşteki ve şüpheli beyanları ile şüpheliler hakkında kamu davası açmak için yeterli şüphe oluştuğu anlaşılmakla" denilerek yargılanmalarına karar verilmişti.
 
 
(yüksekovahaber)