11.5.11

Kasetçi bize kıs kıs gülüyordur

Şu kaset işini kim tezgâhlıyorsa eminim şu anda oturmuş bir köşede olup bitenleri izliyor ve kıs kıs gülüyordur...
Neden mi?
Çünkü ilk günden hedefine ulaştı.
Baksanıza hem kaset siyasetinin MHP’li mağdurları istifa etti hem de daha ilk günden herkes birbirini suçlamaya başladı.
Daha ne olsun!

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, konunun üzerine kararlılıkla gitmek yerine kolaya kaçıp hemen iktidarı suçladı.

Başbakan Tayyip Erdoğan da seçim meydanlarında asla tevessül etmemesi gereken bir yola girdi, kendi kişisel ahlak anlayışı ile kasetlerin içeriğini tartışmaya açtı.
Oysa aynı Erdoğan, Baykal’la ilgili kaset komplosunun ilk günlerinde alabildiğine özenli davranmıştı.
Ne değişti bilmiyorum, ama siyaset maalesef hepimiz için çirkinleşti.
Erdoğan, Baykal’la ilgili kaset şantajı devreye girdiğinde partisine ve bürokrasiye üç talimat vermişti.
Kasetlerin internet üzerinden yayılmasını engelleyin.
Kim yaptıysa araştırıp yargıya aktarın.
Bu konuyu asla siyasi malzeme yapmayın.

İlk talimatı Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’a, ikincisini Adalet Bakanı Sadullah Ergin’e, üçüncüsünü ise parti yöneticilerine verdiğini biliyoruz.

Ama ne zaman ki Baykal çıkıp basın toplantısında “Okyanus ötesine güveniyorum, bu işin sorumlusu hükümettir” dedi, işte o noktada ipler koptu.
Maalesef seçim öncesi aynı filmi MHP üzerinden tekrar izliyoruz...
Tek fark, Bahçeli daha ilk günden Başbakan’la beraber ‘okyanus ötesi’ diyerek Fethullah Gülen cemaatini de hedef aldı.

Oysa Bahçeli’nin en iyi savunma saldırıdır psikolojisi ile hareket etmek yerine ilk günden yapması gereken şöyle bir açıklamaydı:

“Bu, seçim öncesi partimize yönelik bir komplodur. Bugünden itibaren parti olarak kasetlerin içeriği ile değil bu komplo ile mücadele edeceğiz. Şu an itibariyle bu komployu düzenleyenler her kimse bulunması için suç duyurusunda bulunuyoruz. İktidar, muhalefet, medya, herkese düşen sorumluluklar var. Hükümet kamu otoritesini kullanarak bir yandan bu komplonun yayılmasını engellemeli, diğer yandan sorumluların bulunması için üzerine düşeni yapmalı. TİB internet üzerinden bu komploların yayımlanmasını engellemeli. Savcı soruşturma süresince ‘gizlilik’ kararı almalı. Medya sorumlu davranarak ‘gizlilik’ kararını delecek haberler yapmamalı...”

Eğer Bahçeli bu yönde bir açıklama yapsa “Bu, seçim öncesi sadece MHP’ye değil, Türkiye siyasetine yönelik bir komplodur, bu komployu bozmak için ne gerekiyorsa yapacağız...” diye başlayan benzer bir açıklamayı da Başbakan Erdoğan’dan bekleme hakkımız olmaz mıydı?

Bırakın samimi bir açıklamayı, zevahiri kurtarmak adına bile olmadı.
Maalesef olamadı.
CHP ya da MHP üzerinden Türkiye siyasetine kaset komplosu kuranları araştırmak yerine, kasetlerin içeriğini seçim malzemesi yaptık.
Yetmezmiş gibi, bir de birbirimizi suçlayıp duruyoruz...
Maalesef Türk siyasetinde kaset tezgâhı tuttu ve hepimiz bu oyuna geldik.
Kaset işini tezgâhlayanlar kıs kıs gülmesin de ne yapsın?
Eyüp Can