3.6.11

Metin Hocaya Sözümüz Var!

Hopa halkı, bugün(4 Haziran Cumartesi) saat 10.00'da belediye parkında yaşlısı, kadını, genciyle  onuruna sahip çıkacak.
 
Erdoğan'ın mitingi öncesi ve sonrası yaşananlara ilişkin Hopa halkı tarafından yapılan açıklamada şu görüşlere yer verildi:
 
31 Mayıs Salı günü derelerin satılmasını ve çayda yaşanan sömürüyü protesto etmek için Hopa halkı olarak Başbakan Erdoğan'ın miting yapacağı alanla arasında 'üç karayolu'olan meydanda toplandık. Çayda kota ve kontenjan uygulamalarına, çay taban fiyatlarının zamanında açıklanmayıp üreticinin elindeki çayın özel firmalar tarafından düşük fiyatla alınmasına, derelerimizin satılmasına,  doğamızın katledilmesine karşı Başbakana sesimizi duyurmak istedik.

İlk gerginlik inşaata 'Karadenizin asi çocukları çayına ve suyuna sahip çıkıyor' pankartı asılırken polisin gazlı müdahalesiyle başladı. Daha sonra meydanda horon oynarken polis tazyikli su, gaz bombaları ve coplarla Hopalılara saldırı düzenledi. Kadın çocuk esnaf ayrımı yapmaksızın vahşice saldıran polis birçok insanımızın yaralanmasına sebep oldu. Hedef gözetilerek gaz bombaları atıldı, esnafımızın camları kırıldı, işyerlerine zarar verildi. Sonay Kotil isimli bir arkadaşımız küçük bir çocuğa isabet etmek üzere olan gaz bombasından korumaya çalışırken başından ağır yaralanarak Rize Devlet Hastanesine kaldırıldı. Yine bir esnafımız gaz bombasının ayağına isabet etmesi sonucu ayağında 3 cm büyüklüğünde delik oluştu. Bazı arkadaşlarımızın kolu-ayağı kırıldı. Bütün şehir gaz bulutu ile kaplandı, onlarca Hopalı çeşitli yerlerinden yaralandı. Polis tarafından Hopa tam bir savaş alanına dönüştürüldü. Emekli öğretmenimiz Metin Lokumcu kullanılan gaz bombaları ve polisin cop darbeleri sonucu kalp krizi geçirerek aramızdan ayrıldı. Polis pervasızlığını cenaze için hastaneye giden Hopalılara karşıda sürdürdü ve hastane önünde yine coplarla gaz bombalarıyla halka saldırdı. Öyle ki hastane binasının içine dahi gaz bombası atmaktan çekinmedi. Sağlık personeli, hasta ve yakınları gaz bombasından yoğun bir şekilde etkilendi.

Elbette bu pervasız polis saldırganlığı karşısında Hopa'nın genci, yaşlısı, kadını kendini savunmaya çalışmıştır. Polisin vahşice saldırganlığına karşı kendini korumaya alışmıştır.Polis sadece pervasızca saldırmakla kalmamış çevik kuvvet amiri Hopa halkını hedefleyen küfürleri ile halkımızı rencide etmiştir. Polisin saldırganlığını önlemeye çalışan Metin Lokumcu öğretmenimizin hayatını kaybetmesi ise Hopalıları derin üzüntüye boğmuş ve halk buna karşı
tepki göstermiştir

31 Mayıs Salı günkü Hopamızda yaşananların sorumlusu halkın kendi sözünü söylemesine tahammül edemeyen AKP iktidarı ve onun emriyle Hopa Halkına saldıran polislerdir.Tayyip Erdoğan kendileri için bir cennet yaratmak için kendisine karşı olan herkesi ve her şeyi polis zoruyla baskı altına almaya,susturmaya çalışıyor. Bu saldırının zemini birkaç gün önceki Milliyet gazetesine AKP Arhavi ilçe yöneticisinin demeçleri ile oluşturulmuştur. Başbakan Hopa'ya adeta bir fetih zihniyeti ile gelmiştir. Başbakan diğer bütün mitinglerini il merkezlerinde düzenlerken demokrat, sol, sosyalist bir geleneğe sahip ilçemizde neden miting düzenlemeyi tercih etmiştir? Güvenlik güçlerinin Hopa halkının demokratik protestosuna karşı bu pervasızlığı neden? Çayına ve suyuna sahip çıkmak isteyen Hopa halkına bu tahammülsüzlük neden? Türkiyenin her yerini kendi fotoğraflarıyla,pankartlarıyla dolduran Başbakan'a soruyoruz 'Hopa meydanına asılan pankartlardan niye rahatsız oldunuz? O pankartlara neden müdahale edilmiştir? Hopa Meydanı'nda halkın basın açıklaması yapma isteğine neden gazla,copla cevap verilmiştir.

Başbakan bilinçli olarak yaşananları çarpıtarak 'terörize' etmeye çalışmaktadır. Trabzon'da yaptığı konuşmada verdiği işaretle bunu başlatmıştır. Bir demokratik tepkiden 'terör örgütü ve terör eylemi' yaratılmaya çalışılmaktadır. Başbakan Tayyip Erdoğan Hopa halkını polis şiddetiyle susturmaya ve teslim almaya çalışmaktadır.

AKP'nin konvoyunun Hopa'dan ayrılması sırasında koruma polisi Servet Erkan otobüsten düşerek yaralanmıştır. Otobüsten düşme anı televizyonlardan da yayınlanmıştır.Görülüyor ki arka kapıda duran koruma polisi otobüsün hızlanması ile birlikte aşağı düşüyor. Ancak günlerdir polis memuru başına isabet eden taş sonucu araçtan düştüğü
tekrarlanmaktadır. Söylenen her şeyin tek kaynağı Tayyip Erdoğan'ın konuşmalarıdır.

31 Mayıs akşamından başlayarak Hopa'da tam bir insan avı başlamıştır. İlk baskın gece 12:30 sıralarında Hayde cafe isimli bir işyerine yapılmış olup, işyeri sahibide dahil olmak üzere orada bulunan müşteriler özel harekat timleri tarafından yoğun şiddet uygulanmış,tüm bu kişiler yerlere yatırılarak,kafalarına coplarla,tekmelerle vurularak gözaltına alınmıştır. Bu şiddete maruz kalanlar arasında % 90 oranında zihinsel engelli olan Erkut Kibar'da bulunmaktaydı. Bu baskınlar evlerde sabaha kadar devam etmiş ve halen 3 gündür de devam etmektedir.Gözaltına alınan kişilere ilişkin avukatlara hiçbir bilgi verilmemiş,isimleri ve durumları saklanmıştır.

Günlerdir şehir merkezimiz ve köylerimiz 'güvenlik güçleri' tarafından adeta kuşatılmış durumdadır ilçemizde ilan edilmemiş bir sıkıyönetim yaşanmaktadır. Köy yollarına arama noktaları kurularak ev baskınları yapılıyor Hopalılar evlerinden, işyerlerinden polisler tarafından dövülerek kolları,bacakları kırılarak gözaltına alınıyor. AKP iktidarı ve onun emrindeki polisler Hopa'da adeta bir sürek avı başlatmış durumdadırlar. Şu an itibarıyla 37 Hopalı gözaltında.

Gündüzleri Hopamızın sokaklarına yığınak yapan polis hava kararınca baskınlar yapıyor. Gözaltına alınan insanlar alınma esnasından karakola kadar işkence görüyor. Gözaltına alınan insanlarda darp izleri var. Gözaltındaki bir Hopalı kardeşimiz İbrahim Aksu'nun işkence sonucu kaburga kemiği kırıldı ve Trabzon'a hastaneye kaldırıldı. Gözaltına alınmayıp listeler halinden aranan insanlar Hopa'nın esnafı, köylüsü, kadını, gençleridir. Kemalpaşa Halkevi Başkanı ve Merkez Mahallesi Muhtarı Şenol Çelik gözaltındadır. Gazeteci Biryaşam Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Cemil Aksu gözaltındadır. ESP'li Bağımsız Artvin Milletvekili Adayı Birsen Kaya ve beraberindeki yedi kişi Metin Lokumcu' nun cenaze töreni dönüşü gözaltına alınıp serbest bırakılmışlardır. Beş ESP üye ve yöneticisi gözaltında tutulmaya devam edilmektedir. Yine Halkevleri Kemalpaşa, Hopa şubeleri yönetici ve üyeleri ve Bölge Temsilcisi Taylan Kaya listelerdeki aranan kişiler arasındadırlar. Hopa ÖDP Belediye Başkan Adayı ve Parti Meclisi üyesi Yusuf Aslan Yenigül aranmaktadır. Yine Hopa ÖDP İlçe Başkanı Nefise Yenigül ve ilçe yöneticileri arananlar arasındadır. Yeni CD çözümleriyle yeni listeler oluşturulmakta adeta tüm Hopa aranır hale getirilmeye çalışmaktadır.

Hopa'da yaşananların sorumluluğu AKP'nin talimatıyla Hopa halkına ve devrimcilere yıkılmaya çalışılmaktadır.Hopa'da yaşananların sorumlusu Hopa halkı ve devrimciler değildir. Hopa halkı ve devrimciler AKP'nin zülmüne ve yalanlarına teslim olmayacaklardır. Bizler Hopalılar olarak geçmişimizden aldığımız değerleri, alnımızın akıyla gelecek kuşaklara taşımada ve yaşatmada kararlıyız. Hopa'mızı AKP faşizmine ve polis şiddetine asla teslim etmeyeceğiz.

HOPA HALKI ONURUNA ÇAYINA SUYUNA SAHİP ÇIKIYOR!

HOPA HALKI EVLATLARINA SAHİP ÇIKIYOR!

4 Haziran Cumartesi günü saat 10:00'da belediye parkında aşağıdaki taleplerle bir araya geliyoruz.Tüm Hopa halkını ve Hopalı dostlarımızı bir arada olmaya çağırıyoruz.

Taleplerimiz:
*Gözaltılar sonlandırılsın, gözaltına alınan arkadaşlarımız derhal serbest bırakılsın.

*İl dışından getirilen güvenlik güçleri ilçemizi terk etsin,  sıkıyönetim uygulamaları sonlandırılsın.

*Metin Lokumcu öğretmenimizin ölümünden sorumlu güvenlik güçleri ve emir verenlerle ilgili derhal soruşturma başlatılarak yargılansın.

*Halka uygulanan polis şiddetiyle ilgili soruşturma açılsın, tüm sorumlular yargılansın.

*Başbakan Hopa Halkı ve Metin Lokumcu'nun ailesinden özür dilesin!

Metin Hocaya Sözümüz Var!

Çare yok! Hopa'daki Abluka Dağılacak

ONURUNA,ÇAYINA,DERELERİNE SAHİP ÇIKAN HOPA HALKI MUTLAKA KAZANACAKTIR!

SIKIYÖNETİM 4.GÜNÜNDE
Hopa’da gözaltına alınanların avukatları Hopa’da yaşanan hukuksuzluğu ve polis işkencesini yayımladıkları bir basın açıklamasıyla kamuoyuyla paylaştılar. Avukatların açıklamasında gözaltınadaki bir kişinin emniyette işkence gördüğünün sağlık raporuyla kanıtlandığını ortaya koyuyor

Hopa’da gözaltına alınanların durumunu takip eden üç avukat Hopa Halkı Avukatları imzasıyla bugün bir açıklama yayımlayarak ilçedeki son duruma dair bildi verdi. Avukatların açıklaması polisin yaptığı hukuksuzlukların vahim boyuta ulaştığını gösteriyor.

Açıklamada ilk gözaltıların özel tim tarafından gerçekleştirilen geceyarısı baskınıyla bir cafeye yapıldığı ve burada bulunan herkesin gözaltına alındığı ifade edildi. Polisin burada bulunan kamera ve bildisayarlara ‘yasa dışı’ bir biçimde el koyduğu ifade edildi.

Açıklamada gözaltında bulunan birçok kişinin yüzünde ve vücudunda darp izleri olduğu İbrahim Aksu’nun ilk adli tıp raporunda sağlam olduğu fakat gözaltının ikinci günü yapılan sağlık kontrolünde kaburgasında kırık tespit edildiği belirttiler.

Avukatlar tarafından yayımlanan açıklamanın tam metni şöyle

BASINA VE KAMUOYUNA
Bilindiği üzere 31.05.2011 günü Hopalıların demokratik taleplerini içeren basın açıklamasının arkasından gelişen hukuksuzluklar o günden itibaren artarak şeklinde sürdürülmektedir.

Olay günü gecesinden başlayarak Hopada tam bir insan avı başlatılmıştır. İlk baskın gece saat 123 sıralarında Hayde Cafe isimli bir işyerine yapılmış olup, işyeri sahibi de dahil olmak üzere orada buluna müşteriler özel harekat timleri tarafından yoğun şiddet uygulanmış, tüm bu kişiler yereler yatırılarak kafalarına postallarla basılmak süretiyle aynı zamanda coplar tekmelerle darp edilerek gözaltına alınmıştır. Bu muameleye maruz kalan bu kişiler arasında % 90 oranında zihinsel engelli olan Erkut Kibar da bulunmaktaydı.

Tüm bu hukuk ve insanlık dışı uygulamalar işyerine ait güvenlik kameralarınca kayıt altına alındığı halde, baskını gerçekleştiren birimler, güvenlik kamera kayıtlarının bulunduğu bilgisayar kasası ve güvenlik kamerası hard diski ve tüm dijital eşyaları yasa dışı olarak habersiz bir şekilde almışlardır.

Aynı zamanda kafe içinde bulunan tüm eşyalar tahrip edilmiştir.

Bu baskınlar evlerde sabaha kadar devam etmiş halen de 3 gün dür devam etmekte dir. Gözaltına alınan kişilere ilişkin tarafımıza ilişkin hiçbir bilgi verilmemiş, isimleri ve durumları saklanmıştır.

Gözaltına alınma sırasında tüm şahıslar, yakalama ve gözaltı ve hastane sevklerine gidiş dönüşleri esnasında darba maruz kalmışlardır.

Gözaltında bulunan müvekkillerin kafalarında, kaşlarında, gözlerinde, ağız burunlarında ve vücutlarının çeşitli yerlerinde darp izleri mevcut olup iki kişinin gözlükleri kırılmıştır. Birçok kişinin kafasında gözle görülen morluklar, şişlikler mevcuttur.

Ayrıca yakalama sonrasında alınan ilk adli raporunda sağlam olduğu belirtilen İBRAHİM AKSU 2.06.2011 günü gözaltında tutulduğu sırada Hopa devlet hastanesine sevk edilmiş, saat 23.30 Hopa devlet hastanesi tarafından kaburgasında kırık olduğu tespit edilerek, Trabzon numune hastanesine sevk edilmiştir.

Bu bilgilenmeden sonra müdafiler olarak Hopa İlçe Emniyet müdürlüğüne giderek, müvekkillerle görüşme isteğimiz, soruşturmanın Erzurum özel yetkili Cumhuriyet Savcısı Rasim KARAKULLUKÇU yetkisi dahilinde yürütüldüğünü ve ilgili savcılıkça şüpheliler arasında menfaat çatışması bulunduğu, bu nedenle her avukatın sadece 1 şahısın müdafiliğini üstlenebileceği ve sadece bir kişi ile görüşebileceği yönünde talimat verildiği belirtilerek, sağlık durumlarında endişe ettiğimiz şüphelilerle görüşme talebimiz kısıtlanmıştır. Savunma hakkımız yasadışı usuller uydurularak bertaraf edilmeye çalışılmıştır.

3 Avukat olarak görüşebildiğimiz, birer kişi, polisler tarafından çeşitli aşamalarda darp edildiklerini, polislerin sürekli gerçekdışı ifade vermeleri hususunda avukat bulunmadığı halde görüşerek baskı yaptığını belirtmişlerdir. İşbu tutanak tarafımızca düzenlenmiştir.

Tüm bu açıklamalarımızı raporlayıp kamuoyuna ve gerekli mercilere sunacağız. Sürecin takipçisi olacağız.

Baskılara ne müvekkillerimiz ne biz boyun eğmeyeceğiz.
HOPA HALKI AVUKATLARI
10 KİŞİ ÖLÜM ORUCUNA BAŞLADI
Hopa’ya gelen Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Genel Başkanı Figen Yüksel Dağ ise, "Tayyip Erdoğan buraya gelerek bir kışkırtma hareketi ortaya koydu. Hopa’da yaşanan gelişmeleri kışkırtan Başbakan Erdoğan’dır. Burada gözaltına alınması ve hukuki soruşturmaya uğraması gerekenler Hopa halkı değil, hükümet yetkilileridir. Adalet tersine işliyor. Hukukun durmadan çiğnendiği ve ayaklar altına alındığı ülkede en basit hukuk kurallarının uygulanması için suç duyurusunda bulunacağız" diye konuştu.

Avukatlar, Hopa Cumhuriyet Başsavcılığı’na gözaltı olaylarının hukuksuz olduğu gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Gözaltıların sürdüğü ilçede rakamın 65’e ulaşacağı belirtilirken, gözaltına alınanlardan 10’unun ölüm orucuna başladığı belirtildi.

ADLİYE ÖNÜNDE POLİS SALDIRDI
Hopa’da gözaltına alınanların yakınları adliye önünde beklerken polis saldırısına uğradı. Çevik Kuvvet kentte terör estirmeye devam ediyor.  31 Mayıs günü çıkan olaylarda gözaltına alınanların bugün adliyeye getirilerek savcılığa çıkartılması bekleniyordu. Bu haber üzerine Hopalılar adliye karşısındaki parkta toplandı. Yakınlarının savcılığa çıkartılmasını beklerken polisin saldırısına maruz kaldı.

ARTVİN BAROSU DA SESSİZLİĞİNİ BOZDU
Artvin Hopa'da AKP mitingi öncesi yaşanan olaylar sırasında polis terörüne maruz kalan emekli öğretmen Metin Lokumcu'nun hayatını kaybetmesine tepkiler sürüyor. Artvin Barosu yaşanan tarafından yapılan açıklamada olayların demokratik tahammülsüzlük sonucu meydana geldiği belirtilerek, ''Başbakanın yol güzergahında bir binaya asılan HES’lerle ilgili pankartın kaldırılmasının istenmesi, pankartın kaldırılmasını istemeyen gruba Artvin İli dışından gelen Çevik Kuvvet Ekiplerince kişisel inisiyatif kullanılarak ve yetki-takdir sınırlarının aşılarak tazyikli su yanında gaz bombaları kullanmak suretiyle müdahale edilmesi giderek büyüyen olaylara yol açmıştır'' denildi. Artvin Barosu açıklamasında, Başbakan Erdoğan'ın Artvin Hopa halkı için kullandığı ''Eşkıya'' sözüne de tepki göstererek, ''Kendilerine ileri demokrasi hedefi koyanların bu tür demokratik tepkilere herkesten daha fazla hoşgörü göstermesi gerekirken Artvin’e ve Hopa İlçemize yakıştırılan 'Eşkıya' sıfatını da kabul etmiyoruz. Bu sıfatı yakıştıranları kınıyor ve özür istiyoruz'' dedi.

YENİ SİNEMACILAR: 12 EYLÜL'ÜN İZLERİ HOPA'DA
Yeni Sinemacılar, Hopa'da polis saldırısı sonucu hayatını kaybeden Metin Lokumcu için bir bildiri yayınladı:

''Basına ve Kamuoyuna,

Türkiye’nin seçime gittiği günlerde Hopa’da meydana gelen olaylarda, Hopa halkı gayet demokratik bir şekilde derelerine, geleceğine ve halkın temel geçim kaynağı olan çayına sahip çıkmak adına hiçbir kargaşaya mahal vermeyecek şekilde horon ve halaylarla tepkisini dile getirmiştir.


Ne yazık ki AKP hükümeti, kendilerine ait olmayan hiçbir pankart ve bayrağı görmeye, kendi ideolojileri dışındaki hiçbir ideolojiye tahammül edememiştir. Bu bayrak ve pankartlar, çevre il ve ilçelerden getirilen yüzlerce emniyet gücü tarafından zorla toplatılmaya çalışılmıştır. Bu durumu protesto eden Hopa halkına karşı orantısız güç kullanmış ve bu küçük ilçe gaz bombardımanına tutularak yıllardır onurlu bir yaşam için mücadele eden Hopa halkı sindirilmeye çalışılmıştır.

Yaşanan olaylar neticesinde devrimci ve demokrat kişiliğiyle tanıdığımız Metin Lokumcu hocamız emniyet güçlerinin yoğun gaz bombardımanına ve darba maruz kalarak hayatını kaybetmiştir. Bu üzücü olay karşısında ülkenin Başbakanı, yaşamını yitirmiş bir insanın anısına saygı göstermeye bile tenezzül etmemiş ve “üzerinde pek de durulması gerekmeyen bir olay” değerlendirmesi yaparak zalimce bir tavır takınmıştır.

Halen ülkenin her yerinde Hopa halkına sahip çıkmak isteyen partiler, sivil toplum örgütleri ve sendikalara karşı yoğun baskı ve gözaltılar devam etmektedir. Hopa’da ise 12 Eylül cunta rejiminin izleri ne yazık ki hâlâ tüm ağırlığıyla sürmektedir. İnsanlar henüz acısını ve şaşkınlığını üzerinden atamamışken hükümetin emrindeki emniyet güçleri nokta operasyonlarıyla insanları evlerinden alıkoyarak gözaltına almış ve almaya devam etmektedir.

Tüm bunlarla “İleri Demokrasi” yalanı bir kez daha gün ışığına çıkmıştır. Ülkenin demokratikleşmesiyle ilgili mücadele veren bütün güçler baskı ve zulümlere uğramış ve “eşkıya”lıkla suçlanmıştır.

Bizler bu ülkede derdini sanatla ifade etme yolunu seçmiş insanlar olarak, Hopa’da süren baskı ve tehdit unsurunun ortadan kaldırılmasını, gözaltıların durdurulmasını, günlerdir gözaltında tutulan onlarca insanın derhal serbest bırakılmasını ve gözaltında bulananların “terör örgütü suçlaması”yla özel yetkili savcılarca yargılanmasının bir an önce durdurulmasını talep ediyoruz.

Eşit, özgür ve demokratik bir Türkiye temennisiyle!''

- Belma Baş
- Belmin Söylemez
- Birol Akbaba
- C. Aslı Filiz
- Dersu Yavuz Altın
- Ersin Çelik
- Emre Yeksan
- Feridun Koç
- Hakkı Kurtuluş
- Haşmet Topaloğlu
- Hüseyin Karabey
- İnan Temelkuran
- İlksen Başarır
- Mehmet Eryılmaz
- Melik Saraçoğlu
- Murat Düzgünoğlu
- Murat Akagündüz
- Nadir Öperli
- Onur Saylak
- Orhan Eskiköy
- Özcan Alper
- Önder Çakar
- Pelin Esmer
- Serkan Acar
- Selim Evci
- Seren Yüce
- Seyfi Teoman
- Seyhan Kaya
- Sevilay Demirci
- Soner Alper
- Tolga Esmer
- Tülin Özen
-Yamaç Okur