28.7.11

Saldırıların hedefi Marksizm !

Saldırıların hedefi Marksizm
Anders Behring Breivik’in katliamının yarattığı acılar hâlâ taze ama, katliamın detayları yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlıyor. Hoşgörü ve toleransın hakim olduğuna inanılan  Norveç’te (bile) problemlerin olduğunu artık kimse inkar etmiyor, edemiyor.

Her kes katliamın nedenlerinin peşinde. Yaşanılan şok atlatılabilmiş değil. Irkçılık karşıtı çalışmalarıyla tanınan Irkçılık Karşıtı Merkez'in (Antirasistisk Senter-ARS) başkanı Mari Linløkken Breivik'in ideolojisinin farklı gerici fikirlerin bir bileşimi olarak tanımlıyor. Örgüt 1978’den beri bu konuda etkin çalışmalar yürütüyor ve şu anda ülkenin en saygın hareketlerinden.


Linløkken’e göre “Bin 500 sayfalık manifestosunda ”multi kültüralist”lerin (bu grubun içine ”Marksistler”, ”intiharcı hümanistler” ve ”kapitalist globalistler”i de ekliyor) batı medeniyetini İslamileştirmek istediği kanaatinde. Sosyal demokrat İşçi Partisi’nin ve özellikle de gençlik kolları AUF’ın, hedef olması da ”Marksist” olmalarından kaynaklanıyor.”


ARS saldırının tek kişilik bir inisiyatifle gerçekleşmesinin üzerinde durmuyor, çünkü, zanlı toplumsal açıdan yalnız değil, Breivik’i ideolojik anlamda besleyen unsurlar var.


SALDIRIDAN SONRA IRKÇI TEPKİLER ARTTI

Saldırı sonrasında sosyal paylaşım sitelerinde söylentiler hemen başladı. Yabancılar bomba haberinden sonra otobüslerden dışarı atıldı ve işyerleri taş yağmuruna tutuldu. Linløkken bu ve benzer haberleri duysa da  doğru olup olmadığı konusunda emin değil. Ama bir tepkinin olduğunu da doğruluyor.

Uzun zamandır bu yabancı karşıtı dalgayı kaygı ile takip ediyoruz. Şaşırtıcı derecede toplumda yer alıyorlar, anlayış gösteriliyor. Bomba haberi gelince herkes Müslüman dincilerin yaptığını sandı. Bu nedenle çok sayıda yabancı kişi hor görüldü. Bizim ofise Somalili bir adam geldi. ”Defol git bu ülkeden” diye bağırmışlar arkasından.


"En korkutucu gelişme bu tepkilerin bizzat halktan gelmesi", diyor Linløkken. Halk hemen yabancılara karşı sert tepki gösterdi. Bu İslamofobinin çok genel ve yaygın olduğunu gösteriyor. Bu politikacılarda da var, öncelikle Fremskrittspartiet’de.


Özellikle Müslümanlara karşı sert tepkiler göstermek normalleşti. Nerdeyse ”artık böyle olaylar bekliyorduk” diyeceğim. Öncelerde de yaşadık bunları. Genel tartışmalar buraya kadar gelince artik pratik anlamda da etkisi olur. Düşünceler tartışmalardan meşruluk kazanıyor.


ARS
’nin umudu İslamofobik görüşler taşıyanların “terör”den sonra korkup kendine gelmesi", çünkü olayların böyle düşüncelerin sonucu olduğu apaçık belli.” Ama Norveç parlamentosunun ikinci büyük partisi Fremskrittspartiet’den pek olumlu adımlar beklenmiyor. Parti başkanı Siv Jensen olaylardan hemen sonra asil kendi partisinin mağdur olduğunu, çünkü hep katille beraber tartışıldığını, öne sürmüştü.

Jensen faciadan hemen sonra ”hepimiz AUF’luyuz” demişti. Ama değiller, aralarında çok büyük farklılıklar var. Onun için bunu tepkiden sıyrılmak için bir hamle olduğunu düşünüyorum. Katil Jensen’in partisinde yıllarca üyeydi. Fremskrittspartiet göçmen politikasını ve yabancılara karşı gösterdiği antipatiyi değiştirmez, diyor Mari Linløkken.

EKİM ÇAĞLAR-STOCKHOLM
Birgün