14.10.11

Sosyal Devlet Üzerine ...

              Hem Dünya Genelinde hemde yaşadığımız coğrafyada kapitalizmi  ilke edinen kendi tabirleriyle sosyal devletler kitlelere  verebileceklerinin ancak bu kadarla sınınrlı olabileciğini hem  bizzat kendi ağızlarıyla hem şakşakçıları keskin güçleri medya desteğiyle deklere etmeye devam ediyorlar. Bu Durumdan ne anlıyoruz  yada ne anlamalıyız. Verilmek istenen mesaj şudur kapitalizm mutlak galip gelmiştir bizim verebileceğimiz kadarıyla yetinin.Tabi bunu gözümüzün içine sokarak yapmıyorlar sosyal devlet maskesinin altına sığınarak yapıyorlar Kendini sosyal demokrat diye adlandıran serdar turgut adlı şahış akp iktidarını türkiye sosyalist cumhuriyeti  tanımlamaya gidecek kadar ileri gitmiştir.Bu ve bunun gibi binlerce örnek verebiliriz peki bunlar bizlerin yani muhaliflerin gördüğünü görmüyorlarmı elbetteki farkındalar,ama o ve onun gibiler bu gibi düzenlerden nemalandıkları için önlerinde secdaye durmaktan çekinmemişler ellerindeki kalemi kitleleri zehirlemek için kullanmışlardır.
         Yine Kendi Coğrafyamızdan bir örnek verelim  Nihal bengisu karaca adlı şahış kaleme aldığı yazısında Rutkay Aziz in Antalya altın portakal film festivalinde yaptığı konuşmayı eleştiriyor  'bugün konuşabiliyorsanız bunu ak parti ikditarına borçlusunuz ' diyebiliyor ve klasik sosyal devlet vurgusunu yapmaktan geri kalmamıştır.
Ağızlarında sakız olmuştur emperyalistlerin ve işbirlikçilerin burada ve tüm dünyada,oysa işin aslı böylemidir gelin bunun cevabını verelim bu esnemeler devleteerin kendi isteğiyle değil dünyada yükselen emperyalizm karşıtı dalganın yarattığı geri adımdır. Yüzünüzü çevirin ve bakın işte abd dünya nezdinde yarattığı işgalci görüntüsünü değiştirmek için kendi ülkesindeki ırk ayrımını sonlardırdığı iddiasıyla  barrack Obamayı merkezin en başına taşımış  özgülükler ülkesi olduğu iddiasını halkların gözüne  gözüne sokmuştur. Oysa burda oluşan farklılık kapitalizmin renk değiştirmesinden başka bir şey değildir.Hangi politikalarını değiştirmişler aynen yürümüştür işgalci ve sömürü süreçleri yıllardır kol kola gittikleri (mısır libya ve suriye)ortadoğudaki destekçilerini bir kalemde silip  artan kitle dalgasının içine sızarak yani müdahale ederek yeni oluşum içerisinde varlığını devam ettirmenin bir yolunu mutlaka bulmuşlardır .
            Gelinen noktada tüm dünyada ve yaşadığımız coğrafyada hakların direnen güçlerin karşısında son derece iyi koordine olmuş kaiptalistleşen ve bunu küreşelleşme adı altında bir bütün halinde sömürü  yoluna giren esaslı bir emperyalist toplulukla karşı karşıyayız.Sınıfların olmadığı bir dünya hayali duyuyorsak dünyamızı yaşadığımız coğrafyayı iyi tanımalı ve tavrımızı kendimizden yana ezilen halklardan yana koymalıyız. 
Hayatın her alanında muhalif yönümüzü göstermeli dönüp en yakınımızdakine bir el uzatmalıyız
Hakların özgürleşmesi  sosyal devlet(kapitalizm) safsatasında değil sınıfların sınırların ortadan kalktığı bir dünyayla ancak mümkün olacaktır

Ö.D