Tekirdağ Cezaevi’nde sesler yükseliyor
Tekirdağ F Tipi Hapishanesi’nde yatmakta olan tutuklu ve hükümlüler
“ortak karar” alarak içeride yaşadıkları hak gaspları ve keyfi
uygulamaları “toplu halde” basına gönderdikleri mektuplarla anlatıyor.
Toplu mektuplarda yer alan sorunlar arasında ön planda olanlar; cezaevi
yönetiminin tutuklu ve hükümlülere keyfi gerekçelerle verdiği açık görüş
yasakları, hücre cezaları, havalandırma saatlerinin kısaltılması ve
mektuplarına el koyulması…
6 Eylül 2010 tarihinde ağır müebbetlik cezalara mahkûm edilen
hükümlülerin, cezaevi koşullarının iyileştirilmesi için başlattıkları
eylemlere ara verilirken, cezaevi yönetimi de bunu fırsat bilerek
devrimci tutuklu ve hükümlülerin koşullarını iyileştirmek yerine daha
fazla haklarını gasp edip, disiplin cezalarıyla bütün haklarını
ellerinden almaya çalışıyor.
‘BÜTÜN HAKLARIMIZ ELİMİZDEN ALINIYOR’
Genellikle müebbetlik hapse çarptırılan hükümlülere uygulanan bu
dayatmalar, siyasi tutuklular tarafından tepkilere neden oluyor. Aligül
Alkaya’nın gazetemize gönderdiği mektupta “Bütün bunlar yetmezmiş gibi
her geçen gün uyguladıkları keyfi yasaklar gün geçtikçe ağırlaştırılmış
bir şekilde bizlere geri dönüyor” diyor.
SADECE 1 SAAT NEFES ALABİLİRSİN!
Havalandırma saatlerinin normal şartlarda 3 saat olması gerekirken,
Tekirdağ Cezaevi’nde yatmakta olan tutuklu ve hükümlülere sadece 1 saat
havalandırma “nefes alma” saati uygulanıyor. Tutukluların aileleriyle
yaptıkları açık ve kapalı görüş ziyaretleri, iletişim haklarının da
disiplin cezalarıyla ellerinden aldığını yazan Alkaya, “Bu dayatmaları
da yeterli görünmüyor ki, havalandırma sürelerimiz de yönetim tarafından
kısaltılıyor. Havalandırmaya günde sadece 1 saat çıkabiliyoruz. Diğer
kalan saatlerimizde hücrelerde geçiyor” diyor.
4 AYDA, 102 MEKTUBA ‘YOK ET’ KARARI!
Turaç Solak ve arkadaşlarının Tekirdağ Cezaevi’nden toplu gönderdikleri
mektuplarında ise, devrimci tutukluların hapishanelerde her türlü
saldırıların muhatabı olduğunu, sansür uygulamalarının da bunlardan
biri haline getirildiğini anlatıyor bizlere. Turaç Solak mektubunda 2011
yılının sadece haziran, temmuz, ağustos ve eylül aylarındaki mektup
engellemelerini de şu şekilde yazıyor: “Haziran ayından 27 tane
mektubumuz engellenirken, Temmuz: 11, Ağustos: 49, Eylül ayında ise, 15
tane mektubumuz engellendi. Yani sizin de anlayacağınız 4 ayda, 34
tutuklunun yazmış olduğu 102 mektup hakkında yok et kararı alındı. Yayın
engellenmesi, disiplin cezaları ve diğer uygulamalardan hiç
bahsetmiyoruz bile.”
Son olarak Tekirdağ Cezaevi’nde yatmakta olan tutukluların toplu halde
gönderdiği mektuplada yazılanlar ise şu şekilde: “Adalet bakanlığı bu
‘başarılı’ çalışmaları adına üstün hizmet madalyaları ile ödüllendirip
övünebilir. Hapishanelerdeki sansür, baskı ve saldırılar konusunda
göstereceğiniz tepkiler, uygulamalardaki pervasızlığa bir nebze de olsa
etki edecektir.”
MERVE MENTEŞ/BİRGÜN