Bir
zehrin tutsağı olan iki Özgür'ün hayatında ışıltılı bir sayfa açıldı.
Radikal'in hikâyelerini duyurduğu Özgür B. ve Özgür C.'nin 'Yıldız'
adını verdikleri sağlıklı pembe yanaklı bir kız çocukları oldu.
Dünyayı çoktandır bilirmiş gibi bakan bu bebeğin ailesi, yani Özgürler, zor günlerden geçti.
Onları birçoğunuz tanıyorsunuz, Radikal’de hikâyelerini okumuştunuz.
Özetle… Özgürler’den biri talihsiz seçimler yapmış, diğeri talihinin kurbanı olmuştu. İsimlerinin ironisi midir, bilemem ama bir zehrin esiriydiler. O kesin. Eroin kullanıyor, sokaklarda yatıyor, hayatı olduğundan da süfli bir hale getirerek yaşıyorlardı.
Sonra birbirlerini buldular. Çok âşık oldular. Bir gün hiç beklemedikleri, hiç mümkün olamayacağını düşündükleri bir mucizeyle karşılaştılar. Özgür hamileydi. Kâbustan uyanmak gibi. Tatlı bir çimdik gibi. O bebek öyle geldi, ikisinin de ruhuna yerleşti. Artık tek istedikleri tedavi olmak, yeniden başlamaktı.
‘Gelin çocuklar’
Hikâyelerini okuyan Balıklı Rum Hastanesi sahibi Dimitri Karayani ve Madde Bağımlıları Ünitesi’nin başındaki Dr. Ayhan Kalyoncu ‘Gelin çocuklar’ deyiverdi. Yine sokakta yattıkları bir akşamın sabahı Özgürler, Balıklı Rum’a kabul edildi. Bir ay boyunca bila ücret tedavi oldular. İlk günler acılıydı ama sonunda bitti. Tertemiz, ayık, neşeli, heyecanlı Özgürler olarak taburcu edildiler.
Özgür C. uzun süredir görmediği annesiyle barıştı. Emekli aylığıyla kıt kanaat geçinen annesi hiç düşünmeden oğluna ve müstakbel gelinine küçük evini açtı.
Mahallede, yağmur altında bir kına gecesi ardından güzel bir düğün yaptılar. Ve beklemeye başladılar. Hayatla ilgili en mükemmel ipucunu onlara hatırlatan kızlarını.
Bu beklemekte karmaşık endişeler vardı: En önemlisi anne karnında geçirdiği ilk 6 ay dünyanın en tehlikeli uyuşturucu maddesinden nasibini alan bebekleri sağlıklı olacak mıydı? Ya erken doğarsa, ya vazgeçerse, ya ona istemeden büyük bir araz hediye etmişlerse…
Yıldız, tam zamanından bir hafta sonra doğdu. Sağlıkla, huzurla, o cin gibi bakışlarıyla. Oh ki ne oh…
İkinci endişe; bebeklerine bakabilecek parayı kazanıp kazanamayacaklarıydı. Yıldız’a bakıp sağlığına şükretseler de bu ikincisi zihinlerinde dolanıp duruyor hâlâ. Aslında çok da bir şey istemiyorlar, Özgür’e bir iş, babaanneye yakın küçük bir kiralık ev… Ve en acilinden bebek bezi. Onlar da olur, olacak dedim. Tabii dediler, artık her şey olur.
Mutlu bir ev
Bugün burası mutlu ve şefkatli bir ev. Komşuları, merhameti, bağlılığı eksik olmayan bir ev. İnsana ikinci bir şans veren, üstelemeden sarmalayan bir ev. O evin küçük odasındaki yatakta Yıldız uyuyor şimdi. Biz de kenarına dizilmiş onun naif yüz ifadelerini en güzel filmden daha güzel bir film gibi izliyoruz, sessizce, dakikalarca.
Özgürler’e bakıyorum, aylar önce ilk karşılaştığımızda gördüğüm Özgürler’den kilometrelerce uzakta iki insan. Mucizelere, yaşama ve mücadeleye inanan anne baba olmuşlar.
Sizin de haberiniz olsun istedim. Özgürler’le birlikte yeniden başlamayı, mücadeleyi, barışmayı hatırlayın istedim. Bugün Yıldız’ı düşünüp, inanın istedim, mucizelere.
Özgürler in evi şimdi şefkat dolu. Bu arada bir not: Bebek bezi konusunda yardımım olur diyenler, ses verecektir eminim.
Ezgi Başaran