- Evet, Alevileri dönem dönem birilerinin eline mahküm ettiren bir
tarihsel-güncel ‘korku’dan bahsetmeden durum anlaşılamaz. Binlerce
yıldan süzülen ve son 30 yılda bile birçok kez karşılarına dikilip
canlarını yakmış, ideolojik-kültürel-politik boyutlarıyla kanlı canlı
bir ‘korku’ bu. Bizzat bu korkuyu yaratan tarihsel gelenekten günümüze
uzanmış ve bırakın hesaplaşmayı, o geleneğin bütün günah(kar)larını
gönül ferahlığıyla sahiplenmiş bir misyon var ortada: Alevi düşmanı Ebu
Suud’a güzellemelerden tutun da miting meydanlarında Alevileri
yuhalatmaya, Sıvas katliamı sanıklarını zamanaşımından kurtarmaya, Maraş
anmasını yasaklamaya kadar…
Alevilere özeleştiri verip özür dilemesi gerekenlerin onlardan hesap sorar pozisyona gelmelerine ne demeli şimdi?
Bir ucubeliktir, sürüyor işte:
“Alevi açılımı” denildi, din bilgisi kitaplarına Sünni bakışıyla Alevilik tarifi ekleniverdi!
“Dersim katliamı” dendi, şimdi Dersimlilerden özeleştiri bekleniyor!
“Kürt açılımı”ndan bahsetmeye gerek yok zaten, malum, hukukçulardan sonra gazetecileri de kuşatmış durumda ‘açılım’ hazretleri!
Bu arada, Fransa’ya da ifade özgürlüğü dersleri ihmal edilmemekte pek tabii!
Ve bütün bunlar hep tarihle yüzleştiğiyle övünen bir iktidar döneminde oluyor.
Uzatmaya gerek kalmıyor, tek söz yetiyor aslında:
Yüzleşmeyen yüzsüzleşiyor!
Vedat İlbeyoğlu