ABD’de komünizm paranoyasıyla beslenen
ve
binlerce aydının özgürlüğüne ya da hayatına mal olan MacCarthy dönemi
bunun baş sembollerinden. Şehir Tiyatroları ‘Rosenbergler Ölmemeli’yi
sahneliyor. Alain Decaux’nun McCarthy döneminde
FBI’ca
haksız yere Rus ajanı olmakla suçlanıp idam edilen çiftin öyküsünü konu
eden tipik bir ‘toplumsal mesele’ oyunu. Orhan Alkaya, rejisiyle oyuna
dinamizm katmış. Küp şeklinde bir konstrüksiyonun (sahne tasarım Barış
Dinçel) dört odası ilk perdede Rosenbergler’in dairesi, radyo ve
FBI
bürosu gibi mekânları, duruşma boyunca ise hâkim, savcı ve
Rosenberg’lerin yerlerini belirliyor. Kutulardan birindeki perdeye canlı
yansıtılan yakın plan görüntüler, medya çağının doğuşuna bir gönderme
yaparken etkiyi artırıyor, algıyı ve perspektifi çeşitlendiriyor.
Tasarımla rejinin beraber bir bütünlük oluşturduğu bir oyun
‘Rosenbergler...’. Canan Göknil’in dönemi çok iyi yansıtan ve
gazetecinin (Yeşim Koçak) kostümlerinin çeşitliliğinde yaratıcılığını
iyice konuşturan kostüm tasarımının görsel çarpıcılığa etkisi büyük. Tek
itirazım, prolog ve epilog’a.
Genel etkiyi düşürüyorlar.
Ethel R. rolünde Aslıhan Kandemir ve Julius R. rolünde Mert Tanık tek
tek ve beraber çok başarılılar. Rolleriyle ve birbirleriyle mükemmel
uyum sağlamış, sade, abartısız ama yoğun oyunculuklar sunuyorlar. Osman
Gidişoğlu’nun McCarthy portresi, küçük bir rol olmasına rağmen, oyunun
en dikkat çekici performanslarından biri.
Cadı kazanının fokur fokur kaynadığı bir dönemde gündeme gelmesi ve
bütünlüklü başarısıyla önemli bir yapım ‘Rosenbergler Ölmemeli’,
izlenmeli.