Tutuklu öğrencilerin tam sayısına ait bilgiler Adalet Bakanlığı tarafından açıklanmazken, cezaevindeki öğrencilerin uğramış olduğu hak ihlalleri de artarak devam ediyor.
Çağdaş Hukukçular Derneği'nin (ÇHD) raporuna göre; Türkiye cezaevlerinde tutuklu öğrenci sayısı 600'ün üzerinde. Üstelik bu sayı ÇHD avukatlarının, Türkiye cezaevlerine gönderdiği mektuplar üzerinden kendi çabaları ile elde ettiği bir veri. Adalet Bakanlığı, tutuklu öğrenci sayıları üzerine herhangi net bir bilgi vermediği gibi, Türkiye'de tutuklu öğrenci olmadığını da savunuyor. Tutuklu öğrencilerin büyük bir kısmı Kürt öğrencilerden oluşurken, öğrenciler "örgüt üyesi olmak", "İzinsiz gösteriye katılmak", "örgüt propagandası yapmak" iddialarıyla; okudukları kitaplar, dinledikleri müzikler "suç kanıtı" olarak gösterilip yıllarca cezaevinde tutuluyor. Kendilerine yöneltilen suçlamalarla ilgili mahkeme süreçlerini cezaevlerinde özgürlüklerinden mahrum bırakılarak bekleyen öğrencilerin yaşadıkları sorunlar, "tutuklu öğrenciler gerçeğini" tekrar tekrar gündeme getiriyor.
ÖĞRENCİLERİ İTİBARSIZLAŞTIRMAK İSTİYORLAR
Tutuklu öğrencilerin büyük bir kısmı ders sırasında sınıftayken ya da sınav sırasında yine arkadaşlarının gözü önünde gözaltına alınıyor. Bu durumun diğer "öğrencilere gözdağı" vermek için yapılmasının yanında, öğrencilerin hem akademisyenlerin hem de sınıf arkadaşlarının gözünde "itibarsızlaştırılmak" için yapıldığı belirtiliyor.
AİLELER SALONLARA GİREMİYOR
İstanbul, Ankara ve İzmir gibi kentlerde gözaltına alınıp tutuklanan öğrencilerin büyük bir kısmı Türkiye'nin farklı coğrafyalarında ikamet eden ailelerin çocukları. Diyarbakırlı bir ailenin çocuğu İstanbul'da okurken gözaltına alınıp tutuklanınca ailesi ilk mahkemede çocuğunu görme umuduyla mahkemeye geliyor. Ancak, öğrencilerin mahkemelerinin görüldüğü İstanbul'un Çağlayan ve Beşiktaş ilçelerindeki adliyelerdeki mahkeme salonlarının küçük olmasından kaynaklı aileler, mahkeme salonlarına giremiyor. Avukatlara sabah 10.00'da mahkemenin başlayacağı bilgisi verildiğinden aileler, o saatten itibaren mahkemenin başladığı saate kadar mahkeme kapısında bekliyor. Ancak sanık öğrencileri ve avukatların mahkeme salonunda yerini almasından sonra, aileleri içeri alacağını bildiren mahkeme heyeti, "Salonda yer kalmadı" gerekçesi ile aileleri mahkeme salonuna almıyor. Uzak mesafelerden mahkemenin yapılacağı kente gelen aileler, çocuklarını görememekten kaynaklı bir mağduriyet yaşarken, tutuklu öğrenciler de ailelerini görememekten, desteğini hissedememekten kaynaklı yeni bir mağduriyet yaşıyor.
TUTUKLU ÖĞRENCİLERİN EĞİTİM HAKLARI GASP EDİLİYOR
Tutuklu öğrencilerin büyük bir kısmı, eğitimlerine cezaevindeyken de devam etmek istiyor. Kitaplarını dışarıdaki arkadaşlarından isteyen öğrencilere, İngilizce kitapları, cezaevi güvenliğinin İngilizce personel bilen elemanın eksikliği gerekçesiyle kontrol edilmediği için verilmiyor. "İngilizce kitaplarıma ille de kavuşmak istiyorum" diyen öğrenciden bu kez de kitapların tercümesi için tercümanlık ücreti isteniyor. Diyelim ki, tutuklu öğrenci eğitim dili Türkçe olan bir üniversitede eğitim alıyor ve kendisine cezaevi yönetimi tarafından kitapları veriliyor. Öğrenci, cezaevinde bulunduğu sürede yılsonunda yapılacak olan sınavlarına hazırlanıyor, ancak bu kez de sınavların yapılacağı üniversiteye gidişine izin verilmiyor. Sınavlara gidebilmek için onlarca dilekçe yazan öğrencilerin karşısına, üniversite ile hapishane arasındaki mesafeye göre değişen ring aracının fiyatı çıkıyor. Genellikle öğrencilerin ödeyemeyeceği miktarda olan bu ücretler nedeni ile henüz mahkemesi devam eden ve suçu sabitlenmemiş, belki de bir sonraki mahkemede tahliye edilecek olan öğrenci, sınavına giremiyor. Eğitim hakkı gasp edilen tutuklu öğrenci, sınavına giremeyerek sınıfta kalıyor.
SINAVA GİRSEN DE YÖNETİM SINAVINI GEÇERSİZ SAYABİLİR!
Vakıf üniversitelerine kayıtlı bir tutuklu öğrencinin durumu biraz daha farklı. Bu öğrenciye bulunduğu cezaevinde asistanlar tarafından sınavlar yapılıyor. Ancak bu kez üniversite yönetimi yine bir gerekçe bulup, öğrencinin sınavını iptal edebiliyor. Tutuklu yargılanan öğrencilerin yanında tutuksuz yargılanan öğrencilerin de eğitim hakları gasp edilmiş durumda. Çünkü, henüz mahkemeleri devam etse de, üniversite yönetimleri öğrencilere okuldan uzaklaştırma cezası veriyor. Okuldan uzaklaştırma cezaları ise üniversite yönetimleri tarafından genellikle sınav dönemlerine denk getiriliyor.
'ÖĞRENCİLERİN DURUMU AİLE VE ARKADAŞLARINI DA MAĞDUR EDİYOR'
Tutuklu Öğrencilerle Dayanışma İnisiyatifi üyesi Galatasaray Üniversitesi Yüksek Lisans öğrencisi Deniz Gedik, tutuklu öğrencilerin yaşadığı sorunlara dikkat çekmek için çeşitli basın açıklamaları yaptıklarını, mahkemelerden önce adliyelere giderek tepkilerini ortaya koyduklarını ifade ederek, şunları söyledi: "Tutuklu öğrencilerin sorunu sadece tutuklu öğrencileri değil başta ailelerini ve öğrenci arkadaşlarını da mağdur duruma sokmakta. Yetkililer, 'Türkiye'de tutuklu öğrenci yok' diyor. Puşi taktığı için 2 yıldır hapiste olan arkadaşlarımız var. Parasız eğitim istedikleri için yargılanan arkadaşlarımız var. Yetkililer, bu insanların hangi üniversitelerde kayıtlı olduğunu da biliyor. Neye göre 'tutuklu öğrenci yok' diye açıklama yapıyorlar ki? Biz, tutuklu öğrencilerin derhal serbest bırakılmasını talebimizi yineliyoruz" dedi.
Evrim Kepenek-DİHA