8.2.12

Sonu tatlıya bağlanan 'mektuplar' yollayın bana..

Kandıra Hapishanesi'nde yatmakta olan devrimci tutuklu ve hükümlüler, bir sabah en içten sevgileriyle birlikte hücrelerinden mektup yoluyla çıkageldiler. İlk önce teker teker çaldılar ailelerin kapılarını ve dediler ki; "sevgili tutsak ailelerimiz, bizler yârin yanağından gayrı her yerde her şeyi paylaşıyoruz. Bu uğurda tutsak düştük. Yine de paylaştıkça özgürüz. Bundandır 'özgür tutsaklığımız' sizleri de kuracağımız dostluğun kardeşliğin sofrasına davet ediyoruz. Bizler mutlaka orada olacağız. Sevgilerimizle Kandıra F Tipi Hapishanesi'nden Özgür Tutsaklar"

Devrimcilerin belirledikleri tarihte, tüm aileler Okmeydanı'nda buluştu... Çoğu aileler birbirlerini daha önceden de tanıyorlardı. Çünkü yıllardan beri evlatlarını 1 saat görebilmek için Kandıra yollarının ne tozuna, ne de karına aldırmadan saatlerce görüş sıralarının gelmesi için hapishane bahçelerinde bekliyorlardı. İşte o bahçelerde tanışıyorlardı. Kolay değil yılların hasretliğini o bahçede diğer tutuklu ailelerle birlikte sadece 1 saatlik görüş için heyecanlarını paylaşıyorlardı. Diğer aileler ise ilk defa birbirleriyle tanışma fırsatı bulmuşlardı. Herkes birbirine sordu... Hangi devrimci evladımızın yakınısınız? Herkes sırayla söyledi:

Ümit İlter, Eser Morsombül, Cihan Güneş, Cem Özcan, Rıza Çıtakbaş, Hasan Karakuş, Tolga Bülbül, Hüsamettin, Ruken Kılıç, Musa Kurt, Bahar Kurt, Emrah Doğan, Hüseyin Karaoğlan, Özkan Yılmaz, Yıldız Keskin, Ufuk Keskin, Emrah Yayla, Aygün Kumru, Fikret Kara, Hüseyin Fidanoğlu, Salih Çağınkul, Hasan Kaya ve ismini sayamadığım daha onlarca tutuklu ve hükümlü...

Tüm aileler bir birileriyle tanıştıktan sonra, evlerinde hazırladıkları en güzel yemekleri masalara kurdu. En güzel diyorum çünkü her biri aslında evlatlarının en çok sevdiği böreklerden, keklerden yapmışlardı. Çünkü onlar da biliyorlardı ki; çocukları bedenen orada olamasalar bile yürekleriyle, sevdalarıyla orada olacaklardı. Masaları teker teker dolaştığımızda her ailenin ağzından “çocuklarımızla gurur duyuyoruz” cümlesi çıktı.

Yemekler yendi, çaylar içildi, sohbetler edildi ve ayağa, F Tiplerin dayanışma ruhlu ablası, TAYAD'lı "Lerzan Caner" kalktı. Tüm aileleri selamladı ve yine Kandıra Hapishanesi’nde yatmakta olan "devrimci şair Ümit İlter'in" dizeleriyle başladı konuşmasına... Ümit İlter'in şiiri, ailelerden yoğun alkış aldı. Lerzan Caner, şiiri bitirdikten sonra ailelerle uzun uzun konuştu. Neden burada olduklarının açıklamasını yaptı. Tecriti, tecrit uygulamalarını, hak ihlallerini, içerideki evlatlarına karşı nasıl onları yalnızlaştırılmaya çalışıldığını, hapishanelerde 40 ay boyunca iletişim cezası olan tutukluların olduğunu, ağırlaştırılmış müebbetliklere günde sadece 1 saat nefes alma hakkı verdiklerini, bir saat dışında havalandırma haklarının olmadığını söyledi. Ailelerden çocuklarımız için direnelim çağrısında bulundu. Tüm aileler TAYAD'lı Lerzan Caner'i uzun süre alkışladı... Buluşma sonrası Grup Yorum da tutsak ailelerine şarkı ve türküleriyle destek verdi.

MERVE MENTEŞ/BİRGÜN