İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mezunları Cemiyeti’nin her
yıl düzenlemekte olduğu ve bu yıl 36. düzenlenen “İktisatçılar Haftası”
etkinlikleri sürüyor. “Yüzyılın başında değişimin krizi-gerçekler,
olanaklar, sınırlar” ana başlığı adı altında üniversitenin merkez
binasında gerçekleştirilen paneller dizisinin ilk günkü oturumunda
ekonomik krizler konuşuldu.
Etkinliğin açılış konuşmasını yapan İktisatlılar Vakfı Mütevelli
Heyeti Başkanı Esfender Korkmaz, bir ekonomist olarak Türkiye’nin cari
açığı problemi konusunda uyarılarda bulundu. Korkmaz, Türk Lirası’nın
aşırı değerlenmiş olması, Türkiye’de spekülatif sermaye saldırılarına ve
cari açığa yol açtığını belirtti. Korkmaz, cari açığın Türkiye’nin
“geleceğini tükettiğini”, borçla bu ülkenin kaynaklarının satılmasıyla
finanse edildiğini belirterek, devletçi ve korumacılığı “absürd” olarak
gösteren medya organlarını da eleştirdi. Devletin ekonomik hayatta daha
etkin olması gerektiğini söyleyen Korkmaz, gerekli düzenlemelerle halkın
spekülatif sermayeye mağdur olmasının önlemesi gerektiğini savundu.
SADECE PİYASA EKONOMİSTLERİ YOK!
Etkinliği düzenleyen İ.Ü İktisat Fakültesi Mezunları Cemiyeti Genel
Başkanı Vahap Adıyaman ise Türkiye’de belirli çizgileri savunanların
medyada görünmesine karşılık, Ekonomi Haftasını farklı fikirlerin
ifadesine bir olanak olduğunu söyledi.
“Değişen dünyanın değişmeyen gerçeği: ekonomik kriz” adlı panelde
ise krizlerin yarattığı ekonomik ve siyasi değişikliklerde yola çıkarak
gelecek için öngörülerde bulundu. Panelin atfedildiği emektar iktisatçı
Mustafa Aydın, 2008 krizinin kapitalist ekonominin ipliğini pazara
çıkardığını söyledi. Panelin açılış konuşmasını yapan iktisat profesörü
Gülten Kazgan ise 2008 krizinin nedenlerinin bir önceki uzun süreli
krizin sonuçlarıyla açıklanabileceğini söyleyerek, “1970 kriziyle
başlayan aşırı finansallaşmanın sonucu oluşan likidite bolluğu, reel
sektöre yansımayan bir ekonomik büyümeyi getirdi” dedi. Osman Ulagay “
İşsizlik sorunu ekonomik büyümeyle birlikte görüldü. Bu da gelir
dağılımı eşitsizliklerini oluşturdu” dedi. Bunun bir problem
olabileceğine dikkat çeken Ulagay, gelir dağılımındaki eşitsizliğin 1929
krizi öncesindeki tabloyu anımsattığına dikkati çekti.
KRİZİN SINIFSAL BOYUTU
Ekonomik krizlere sosyolojik bir boyut kazandıran Melda Yaman
Öztürk ise iktisat biliminin krizlerin sosyal sonuçlarını göz ardı eden
prensiplere sahip olduğunu söyledi. Öztürk, “İktisat derslerinde
sınıfsız bir toplumda rasyonel bireyleri konu alıyoruz, ancak her
ülkenin içinde sınıfsal bir yapı var,” dedi . 2008’de krizin patlak
vermesine sebep olan yüksek riskli konut kredilerinin aslında fakir işçi
sınıfını konutlandırmaya yönelik bir proje olduğunu söyleyen Öztürk,
sonradan bunun kapitalizmin kâr aracı olarak kullanıldığını söyledi.
Öztürk’ün krizi açıklamakta Marx’ın fikirlerini kullanması, panelde
diğer katılımcıların da Marx’a göndermelerde bulunmasına yol açtı.
Marx’ın artık değer teorisi ve kapitalizmdeki kriz döngüsünün
Marksizm’in kullanışlı alanları olarak değerlendiren moderatör Toker
Dereli’ye cevap iktisatçı Osman Ulagay’dan geldi. Ulagay “Marx ve
Engels’in Komünist Manifesto’su günümüz küreselleşmesini en iyi tarif
eden eserdir. Marx, kapitalizmi en iyi anlayan ve anlatan iktisatçıdır,”
dedi.
DOĞU MERKEZLİ KAPİTALİZM
“Kapitalizmin nihai hedefi bütün dünyayı üretim, ticaret ve sömürü
alanı haline getirmektir,” diyen Ulagay, Doğu’nun kapitalizme olan
entegrasyonuna göndermede bulundu. Panel boyunca, ekseriyeti Uzakdoğu
ülkeleri olan, gelişmekte olan pazarlara gönderme yapan panelistler,
2008 krizinin “Batı”nın dünya ekonomisindeki daralan yerine dikkat
çekti. Ulagay, “Batı’nın oluşturduğu kapitalist sistem artık Batı’nın
yararına işlememeye başlamıştır,” dedi.
Panelistlerin Çin’i geleceğin gücü olarak görmesine karşın Prof.
Dr. Kerem Alkin, Çin’de de konut endüstrisinde bir balon olduğunu
söyledi. Alkin, Türkiye için de önemli bir saptamada bulundu. Alkin,
Daimi konuşulan hane halkının aşırı borçlanma sendromu, konut balonu ve
cari açığın yanında yakın zamana kadar Türkiye’nin belası olan bütçe
açığı sorununun geri gelme olasılığı olduğunu iddia etti.
ALP KADIOĞLU/BİRGÜN