23.3.12

Küreselleşmeyi, Komünist Manifesto’dan oku!

 
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mezunları Cemiyeti’nin her yıl düzenlemekte olduğu ve bu yıl 36. düzenlenen “İktisatçılar Haftası” etkinlikleri sürüyor. “Yüzyılın başında değişimin krizi-gerçekler, olanaklar, sınırlar” ana başlığı adı altında üniversitenin merkez binasında gerçekleştirilen paneller dizisinin ilk günkü oturumunda ekonomik krizler konuşuldu.
 
Etkinliğin açılış konuşmasını yapan İktisatlılar Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Esfender Korkmaz, bir ekonomist olarak Türkiye’nin cari açığı problemi konusunda uyarılarda bulundu. Korkmaz, Türk Lirası’nın aşırı değerlenmiş olması, Türkiye’de spekülatif sermaye saldırılarına ve cari açığa yol açtığını belirtti. Korkmaz, cari açığın Türkiye’nin “geleceğini tükettiğini”, borçla bu ülkenin kaynaklarının satılmasıyla finanse edildiğini belirterek, devletçi ve korumacılığı “absürd” olarak gösteren medya organlarını da eleştirdi. Devletin ekonomik hayatta daha etkin olması gerektiğini söyleyen Korkmaz, gerekli düzenlemelerle halkın spekülatif sermayeye mağdur olmasının önlemesi gerektiğini savundu.
 
SADECE PİYASA EKONOMİSTLERİ YOK!
Etkinliği düzenleyen İ.Ü İktisat Fakültesi Mezunları Cemiyeti Genel Başkanı Vahap Adıyaman ise Türkiye’de belirli çizgileri savunanların medyada görünmesine karşılık, Ekonomi Haftasını farklı fikirlerin ifadesine bir olanak olduğunu söyledi.
 
“Değişen dünyanın değişmeyen gerçeği: ekonomik kriz” adlı panelde ise krizlerin yarattığı ekonomik ve siyasi değişikliklerde yola çıkarak gelecek için öngörülerde bulundu.  Panelin atfedildiği emektar iktisatçı Mustafa Aydın, 2008 krizinin kapitalist ekonominin ipliğini pazara çıkardığını söyledi. Panelin açılış konuşmasını yapan iktisat profesörü Gülten Kazgan ise 2008 krizinin nedenlerinin bir önceki uzun süreli krizin sonuçlarıyla açıklanabileceğini söyleyerek, “1970 kriziyle başlayan aşırı finansallaşmanın sonucu oluşan likidite bolluğu, reel sektöre yansımayan bir ekonomik büyümeyi getirdi” dedi. Osman Ulagay “ İşsizlik sorunu ekonomik büyümeyle birlikte görüldü. Bu da gelir dağılımı eşitsizliklerini oluşturdu” dedi. Bunun bir problem olabileceğine dikkat çeken Ulagay, gelir dağılımındaki eşitsizliğin 1929 krizi öncesindeki tabloyu anımsattığına dikkati çekti.
 
KRİZİN SINIFSAL BOYUTU
Ekonomik krizlere sosyolojik bir boyut kazandıran Melda Yaman Öztürk ise iktisat biliminin krizlerin sosyal sonuçlarını göz ardı eden prensiplere sahip olduğunu söyledi. Öztürk, “İktisat derslerinde sınıfsız bir toplumda rasyonel bireyleri konu alıyoruz, ancak her ülkenin içinde sınıfsal bir yapı var,” dedi . 2008’de krizin patlak vermesine sebep olan yüksek riskli konut kredilerinin aslında fakir işçi sınıfını konutlandırmaya yönelik bir proje olduğunu söyleyen Öztürk, sonradan bunun kapitalizmin kâr aracı olarak kullanıldığını söyledi. Öztürk’ün krizi açıklamakta Marx’ın fikirlerini kullanması, panelde diğer katılımcıların da Marx’a göndermelerde bulunmasına yol açtı. Marx’ın artık değer teorisi ve kapitalizmdeki kriz döngüsünün Marksizm’in kullanışlı alanları olarak değerlendiren moderatör Toker Dereli’ye cevap iktisatçı Osman Ulagay’dan geldi. Ulagay “Marx ve Engels’in Komünist Manifesto’su günümüz küreselleşmesini en iyi tarif eden eserdir. Marx, kapitalizmi en iyi anlayan ve anlatan iktisatçıdır,” dedi.
 
DOĞU MERKEZLİ KAPİTALİZM
“Kapitalizmin nihai hedefi bütün dünyayı üretim, ticaret ve sömürü alanı haline getirmektir,” diyen Ulagay, Doğu’nun kapitalizme olan entegrasyonuna göndermede bulundu. Panel boyunca, ekseriyeti Uzakdoğu ülkeleri olan, gelişmekte olan pazarlara gönderme yapan panelistler, 2008 krizinin “Batı”nın dünya ekonomisindeki daralan yerine dikkat çekti. Ulagay, “Batı’nın oluşturduğu kapitalist sistem artık Batı’nın yararına işlememeye başlamıştır,” dedi.
 
Panelistlerin Çin’i geleceğin gücü olarak görmesine karşın Prof. Dr. Kerem Alkin, Çin’de de konut endüstrisinde bir balon olduğunu söyledi. Alkin, Türkiye için de önemli bir saptamada bulundu. Alkin, Daimi konuşulan hane halkının aşırı borçlanma sendromu, konut balonu ve cari açığın yanında yakın zamana kadar Türkiye’nin belası olan bütçe açığı sorununun geri gelme olasılığı olduğunu iddia etti.
 ALP KADIOĞLU/BİRGÜN