Zeynep Altıok Akatlı, Diyarbakır AKP Milletvekili Oya Eronat'ın kendisine yönelttiği, "Keşke Aziz Nesin konuşmasaydı da babam ölmeseydi' dediniz mi'' sorusuna "Eronat'ın, Aziz Nesin'in dini duyguları rencide ettiği için hassas insanları provoke ettiğini söylemesi, sebep ne olursa olsun aklanamayacak bir katliamı meşrulaştırmaktır" diyerek yanıt verdi.
Zeynep Altıok Akatlı, Diyarbakır AKP Milletvekili
Oya Eronat'ın TBMM Terörden Kaynaklanan Yaşam Hakkı İhlallerini
Araştırma Komisyonu’nunda kendisine yönelttiği, "Keşke Aziz Nesin
konuşmasaydı da babam ölmeseydi' dediniz mi'' sorusuna "Eronat'ın, Aziz
Nesin'in dini duyguları rencide ettiği için hassas insanları provoke
ettiğini söylemesi, sebep ne olursa olsun aklanamayacak bir katliamı
meşrulaştırmaktır" diyerek yanıt verdi.
Altıok, TBMM komisyonunda AKP'lilerin
"yanınızdayız" söylemlerinin sözde kalmasını istemediğini vurguladı ve
"2 Temmuz'da yanımızda olduklarını sözlerden mevcudiyete geçirerek bize
hissettirsinler" dedi.
TBMM Terörden Kaynaklanan Yaşam Hakkı İhlalerini
İnceleme Komisyonu'nda, üniversiteye hazırlanan oğlunu teröre kurban
veren AKP Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat'ın, "Hiç Aziz Nesin
konuşmasıydı da babam ölmeseydi dediniz mi" sorusuyla karşılaşan Zeynep
Altıok Akatlı T24'e konuştu:
'BÖYLE BİR SORGULAMA AKLIMA GELMEMİŞTİ'
Komisyonun 25 Nisan toplantısında AKP'lilerin
kendisine yönelik sorularla izledikleri tutumu, "sorgulama" diye
nitelendiren Altıok, "Sivas katliamını anlatmak üzere davet edildiğimde
doğrusu aklıma böylesi bir sorgulama ile karşılaşacağım gelmemişti.
Toplantıda hazır bulunan vekillerin fikirlerine şaşırmadım ama
anlattıklarıma verilen yanıtlara ve bana sorulan sorulara şaşırmadım
diyemem" dedi.
Zeynep Altıok Akatlı, tartışmaların odağındaki isim
AKP'li Oya Eronat'ın T24'e değerlendirmesinde AKP'ye yönelik suçlamada
bulunduğu iddiasının yanlış anlamadan kaynaklandığına dikkat çekti.
Akatlı şunları söyledi:
"Konuşmamda AKP'yi suçlamadım ve 'şeriat isteyen
bir grup' gibi bir ifadem de olmadı. Meclis'te Sivas katliamının
ardından yaşanan hukuk sürecini kısaca anlattım ve 19 yıllık dava
sürecinde karşılaştığımız haksızlıklara dikkat çekerek düşüncelerimi
aktardım. Bu sürecin son noktasında firari sanıkların zaman aşımından
faydalanmış olmaları ile ilgili isyanımı dile getirdim ve bu durum
sonrasında katliamın ve insanlık suçlarında zaman aşımı konusunun siyasi
partiler arası çekişmelere malzeme edilmesinden duyduğum rahatsızlığı
dile getirdim.
Mahkemenin zaman aşımı kararının hemen sonrasında
hükümet sözcüsü, açıklamasında, dönemin iktidar ortağı 'SHP'nin ihmali
olduğu ve CHP'nin sorumluluğu vurgulanmıştı. Ben de bu bakış açısından
yola çıkılırsa; AKP'nin de dönemin RP'sinin devamı olarak
görülebileceğini belirterek siyasilerin sorumluluğunun katliamın gerçek
faillerinin bulunması ve kim olursa olsun yargılanması olduğuna dikkat
çektim.
'OBJEKTİF OLMAMAKLA SUÇLANDIM'
Ancak bu sözlerim başta AKP Adıyaman Milletvekili
Mehmet Metiner olmak üzere, vekiller tarafından rahatsızlık verici
bulundu. Politik görüşlerimi aktarmakla ve objektif olmamakla suçlandım.
Başta dönemin Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu olmak üzere birçok
belgeyle ilgili hakkında suçlamalar mevcut olan kişilerin
sorgulanmadığını belirttiğim için suçsuz insanları töhmet altında
bıraktığım söylendi.
Eğer benim görüşlerimin kıymeti olmasaydı, bu
komisyona olayın hukuki boyutunu benden daha hâkim olarak aktarabilecek
avukatlarımız çağırılırdı. İfade özgürlüğü olan bir çatı altında bu
davayı birebir yaşamış bir kişi olarak izlenimlerimi ve görüşlerimi
aktarmak üzere çağırıldıysam bundan rahatsızlık duyulması ya da karşı
argüman üretilmesi çok anlamlı değil. Bir vekilin RP'nin devamı değiliz
deyip Karamollaoğlu'nu savunmasını ya da olayı gericiler yapmadı kadar
net bir hükme varıp bunu dile getirmesini yadırgıyorum. O mevkide oturan
bir kişinin doğru işlememiş bir yargı sürecine rağmen bu kadar net
kanaatleri olması ve aksi şüpheler taşıyan bir mağdura itiraz etmesi
beni şaşırttı.
'AKP'YE ÖNYARGILI DEĞİLİM'
Mehmet Metiner beni AKP'ye karşı ön yargılı olmakla
ve bir partiye yakın olmakla itham etti. Bu doğru değil. Eğer
kastettiği gibi bir partiye yakın olsaydım sanırım komisyonda o partinin
vekillerinden hiç değilse bir temsilci bulunurdu. Ben tüm süreçte tüm
partilere eşit mesafeden bakıyorum. Doğrudur, iktidar ve iktidar ortağı
partilerin mensuplarının ihmalleri araştırılmalı belgelenmeli ve yargıya
taşınmalıdır. Babamın ölümüne sebep olan bir ihmalin hangi parti
mensubu olursa olsun cezalanmasını isterim. Aksi nasıl düşünülebilir?
Ben altını çizerek siyasi partiler arası çekişmelerin davaya zarar
vereceğini söyledim. Bu kadar net.
'OLANLAR KAYITLI, TARİH SİLİNEMEZ'
Komisyon Başkanı AKP Amasya Milletvekili Naci
Bostancı ise 'adalet sisteminin işlemediğini' söylediğim zaman bunun
doğru olmadığını, hüküm giymiş sanıklar bulunduğunu aktardı. Doğrudur,
ancak eylemciler dışında olayı örgütleyen, azmettirenlerin ve saatler
boyunca müdahale etmeyen devlet yetkililerinin araştırılmadığı nettir.
Bu konuda hemfikir olduğumuzu düşünüyorum. 15 bin kişilik şeriat isteyen
kalkışmacı bir güruhun içinden yargıya intikal eden "eylemci" sayısı
150 kişidir ve bunların içinden ceza alan bir avuç insanla bu dava
kapatılamaz. Bu olayın iki boyutu vardır. Cumhuriyeti yıkmak üzere
örgütlenen şeriatçı kitle ve bu kitlenin güçlenmesine, eyleme geçmesine,
istediğini almasına göz yuman bundan çıkar bekleyen yöneticiler. Bu bir
takım tutma meselesi değildir. Odağı birine vererek sonuçları yok
sayılamaz. Tarih silinemez. Olanlar kayıtlı.
'AZİZ NESİN'İ SUÇLAMAK KATLİAMI MEŞRULAŞTIRMAKTIR'
Oya Eronat'ın Aziz Nesin'in dini duyguları rencide
ettiği için hassas insanları provoke ettiğini söylemesi sebep ne olursa
olsun aklanamayacak bir katliamı meşrulaştırmaktır. Ben bu yersiz soruya
olanca samimiyetimle yanıt vermeye çalıştım. Üstelik şenlikte yapılan
konuşmanın ne içeriği bu ne de dinleyiciler tahrik olan gruptan. Aylar
öncesinden hedef gösterme var. Kaldı ki kışkırtan Aziz Nesin bile olsa
(!) devletin görevi nettir.
'AKP'LİLERİ 2 TEMMUZ'DAKİ ANMAYA BEKLİYORUZ'
Oya Eronat, 'Siyasileri yanımızda görmüyoruz'
sözlerime üzüldüğünü ve yanımızda olduğunu aktardıysa da ben bunun sözde
kalmamasını temenni ediyorum. Umarım bugüne kadar mahkeme salonlarında,
anma günlerinde, gaz bombası solurken yanımızda görmediğimiz bu
vekillerimiz 2 Temmuz'da yanımızda olduklarını sözlerden mevcudiyete
geçirerek bize hissettirirler.
'NACİ BOSTANCI'YA KATILMAMAK MÜMKÜN DEĞİL'
Toplantının en güzel mesajının komisyon başkanı
Naci Bostancı tarafından verildiğini düşünüyorum. Kendisi "cemaat değil,
cemiyet olmak istiyoruz" dedi. Katılmamak mümkün değil. Dindar ve
kindar perspektiften uzaklaşarak hoşgörü ve karşılıklı saygı ekseninde
buluşabilinen bir toplum bence de hepimizin hayali."
Ankara-T24/HÜLYA KARABAĞLI