Türkiye cezaevlerinde bu kez de anarşistler açlık grevi
yapıyor. 1 Mayıs'ta bankalara zarar verdikleri iddiasıyla gözaltına
alınarak tutuklanan 15 kişiden 12'si, Metris Cezaevi'nde
süresiz-dönüşümlü açlık grevine başladı.
Anarşistler açlık grevine başladıklarını, Adalet
Bakanlığı'na gönderdikleri dilekçe ile duyurdu. Dilekçe aynı zamanda
kamuoyuna başlığı ile yayınlandı.
İki gündür açlık grevine olan dilekçelerinde şu ifadeleri kullandı:
"Bizler, Metris 1 No'lu T Tipi Kapalı Cezaevi'nde
A-7 nolu koğuşta, hakkımızda henüz iddianame oluşturulmamışken, 1 Mayıs
2012'de "Toplantı ve Yürüşlere Silah veya 23. Maddede Belirtilen
Aletlerle Katılma", "Kamu malına zarar verme" suçlarını işlediğimiz
iddiasıyla tutuklu olarak yargılanan 15 kişiyiz.
Söz konusu atılı suçlardan yargılanan insanlar
Asliye Ceza Mahkemeleri'nce yargılanırken, bizim davamız, asılsız ve
yetersiz delillere rağmen Ağır Ceza Mahkemeleri'nce ve Özel Yetkili
savcılar tarafından hayali bir terör örgütü kapsamında
değerlendirilmektedir. Üstelik dosyadaki gizlilik kararı sebebiyle biz
ve avukatlarımız, hakkımızda sunulacak deliller hakkında bilgi sahibi
olamıyoruz. Oysa aynı anda dosyada gizlilik kararı verilmesi ve
tutuklama tedbirlerine başvurulması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne
ayıkırılık teşkil etmektedir. Sorgulama sürecinde gözaltına alınan
bireyler, mülakat adı altında, avukat nezareti olmadan, birbirilerini
tanımamalarına rağmen "hayali terör örgütü" dahilinde birbirleriyle
ilişkilendirilmeye zorlanmışlardır.
Gözaltı ve sorgulama sürecinde, ortada bir örgüt
olmamasına rağmen, sadece terör örgütü üyelerinin faydalanabileceği bir
yasa olan "Etkin Pişmanlık Yasası" bireylere dayatılarak ifadeleri
alınmıştır. Bireyler tanımadıkları insanlar hakkında, baronun gönderdiği
avukatların yanlış yönlendirmeleriyle asılsız ifadeler vermeye
zorlanmıştır. Bireylerin evlerine düzenlenen baskınlarda el konulan ve
yasal gazete, dergi, kitap vb. materyaller örgütsel döküman sayılarak
delil vasfıyla öne sürülmüştür. Kimi şahıslar etnik kimliklerinden ötürü
bir örgüt ile bağlantılandırılmaya çalışılmış ve psikolojik baskıya
maruz kalmışlardır. Birçoğunun aileleri baronun gönderiği avukatlar ve
polis memurlarınca
asılsız beyanlarla korkutulmuştur. Gözaltı ve
tutuklamalar sebebiyle lise ve üniversitelerde eğitim süreci devam eden
kimi tutukluların sınavlara katılmaları lise ve üniversite idareleri
tarafından engellenmiş, kimininse eğitim dönemi dondurulmuş, eğitim
hayatları sekteye uğratılmıştır. Bunun yanı sıra aramızdaki çalışan,
insanlar tutuklamalar gerekçe gösterilerek işten çıkarılmış, maddi ve
manevi zarara uğratılmışlardır.
Maddi sebeplerdenb dolayı özel avukat talebinde
bulunamayan bireylerin barodan talep ettikleri avukatlar, ifade
süresince müvekkillerinin aleyhinde tutum ve davranışlar sergileyerek
yargılanma sürecini olumsuz yönde etkilemişlerdir. Kimi avukatlar
dosyanın terör kapsamında olduğunu öğrenince davadan çekilmiş, kimi
avukatlar ise "Tutuklansın" diyerek avukatlık etiğine sığmayan
söylemlerde bulunmuşlardır.
Kimliği açıklanmayan, hatta iddianamede
açıklanacağından dahi emin olmadığımız, polis memurlarının hayal
ürününden ibaret olması kuvvetle muhtemel bir gizli tanığın yalan ve
asılsız ifadeleri aleyhte delil olarak sanıklara sunulmuş ve birçoğunun
tutuklanmasında etkili olmuştur.
Yukarıda belirttiğimiz tüm bu hukuksuzluklar göz
önünde bulundurularak biz on beş kişi, tutukluluğumuzun keyfi olduğunu
düşünüyor, serbest bırakılmayı talep ediyoruz. Tüm bu haksızlıklardan
dolayı aşağıda ismi geçen on iki kişi olarak 11 Haziran 2012 tarihinden
itibaren dönüşümlü olarak süresiz açlık grevinde olduğumuzu
bildiriyoruz.
Açlık grvindeki kişilerin isimleri şöyle: Beyhan
Çağrı Tuzcuoğlu, Burak Ercan, Emirhan Yavuz, Hasan Savcı, İshak Tayak,
Savaş Düzdaş, Sinan Gümüş, Oğuz Topal, Murat Gümüşkaya, Tayfun Kılıç,
Umut Çelik ve Yenal Yağcı.