4+4+4 düzenlemesiyle çocuk işçilik yaşı fiilen ortaokulun
bitiş yaşı olan 13'e düşecek. Okumayan çocuğun çalışma yaşamına itilir.
4+4+4'ün çocuk işçiliği açısından olumsuz sonuçları yakın dönemde
istatistiklere de yansıyacaktır.
Galip
usta, Nazım Hikmet'in "Memleketimden İnsan Manzaraları" adlı eserinin
tuhaf şeylerle düşünmekle meşhur ilk manzarasıdır. Galip ustanın
düşündüğü tuhaflıklar, gerçekte pek çok kişinin kaderidir. Bu nedenle
düşündükleri de pek tuhaf değildir aslında. Beş yaşında kağıt helva
yemeyi düşünen, 10 yaşında mektebe gitmek isteyen, 11 yaşında babasının
dükkanında çalışıp erken çıkmanın hayalini kuran, 16 yaşında, babasının
dükkanın kapanması nedeniyle çalışmaya başladığı fabrikada babasının
dükkanında çalıştığı günleri özleyecek kadar bunalan, 20 yaşında
gündeliğim artar mı diye düşünen, sonra da işsizliğin girdabında boğulan
Galip ustanın kaderini paylaşan milyonlar var hala.
Aradan geçen yaklaşık 70 yıla karşın manzara çok da
fazla değişmemiş anlaşılan. Galip usta gibi 11 yaşında çalışma
hayatının ağır koşullarıyla karşılaşanların, hayatın gerçekleri ile
henüz oyun çağında tanışanların, okumak istediği halde okula
gidemeyenlerin sayısı hiç de az değil günümüzde.
Çocuk işçiliği ile eğitim sistemi arasındaki ilişki
de o yüzden son derece kritik. Meslek eğitimi de bunun bir başka
boyutu. 4+4+4 diye kamuoyuna yansıyan ve okula başlama ve mesleki
eğitime yönlenme yaşını aşağıya çeken 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim
Kanunu'nda değişiklik yapan düzenlemeler, bu anlamda son derece önemli.
4+4+4 İLE ADAY ÇIRAKLAR
Geleceğin Galip Ustaları 9-10 yaşında, babasının
dükkânında değil ama meslek ve teknik eğitim kurumlarında çırak, aday
çırak, öğrencilik adları altında çalıştırılacaklar.
Yasa değişikliği ile birlikte 2 yıl daha erken
mesleki eğitime başlamış olacaklar. Mesleki ve Teknik Eğitim yönetmeliği
4+4+4 ile yapılan değişikliğin çocuk işçiliği açısından ne gibi
sonuçlar yaratacağını göstermektedir. Mesleki ve Teknik Eğitim
Merkezleri ile ilgili olarak söz konusu yönetmeliğin 19. Maddesinde;
"Bu anlamda Meslekî ve teknik eğitim alanında orta
öğretim diploması, sertifika ve belge veren programları uygulayan;
eğitim maliyetini azaltmak, kaynak savurganlığını önlemek ve eğitimin
niteliğini artırmak amacıyla çok program, tek yönetim ilkesine uygun
olarak merkezler kurulur. Yerleşim birimi ve çevresinin gelişmişlik
düzeyi, iş gücü ve istihdam durumu, eğitim gereksinimi, öğrenci
potansiyeli gibi ölçütlere göre aynı yerleşim biriminde birden çok
merkez kurulabilir."
Yani ortaöğretim diploması verecek bu tip kurumlar
kurulurken yegâne amaç eğitim değildir. Bir an önce işgücüne katılacak
yetmiş elemanların işgücü piyasasına sürülmesidir. Yine 4+4+4
düzenlemesi ile zorunlu ilköğretim yaşı 6-13 yaş aralığına çekilmiş
durumda. Bu durumda ortaokulun bitiş yaşı çocuk işçilik yaşını fiilen
13'e düşürecektir. Okumayan çocuğun çalışma yaşamına itildiği bir
gerçektir. Bu nedenle bu düzenlemenin çocuk işçiliği açısından olumsuz
sonuçları yakın dönemde istatistiklere de yansıyacaktır.
DÜNYADA HER BEŞ ÇOCUKTAN BİRİ ÇALIŞIYOR
Çocuk işçiliği, insani gelişim açısından ciddi bir
sorun olarak görülüyor. İstatistikler çalışan çocukların önemli oranda
eğitim hakkının da gasp edildiğini ortaya koyuyor. Dünya'da her beş
çocuktan biri çalışmak zorunda bırakılırken, bu çocuklar sağlıklı bir
çevreden ve temel özgürlüklerden de mahrum kalıyor, fiziksel, sosyal,
kültürel, duygusal ve eğitsel gelişime zarar veren koşullarda
çalıştırılıyor.
Çocuk işçiler ücretsiz işçi ya da ucuz işgücü
olarak en çok sömürülen kesimi oluşturmaya devam ediyor. Buna karşı emek
alanında çocuk istismarının ortadan kaldırılması için dünyanın pek çok
yerinde projeler üretiliyor. Asgari Yaş Sözleşmesi ve Çocuk İşçiliğin
en kötü biçimlerinin bitirilmesine yönelik ILO sözleşmeleri bu alanda
atılan adımlardan bazıları.
Çocuk İşçiliğinin Önlenmesine Yönelik Uluslararası
Program (IPEC) bu amaca hizmet eden bir program. Bu programlar sorunun
çözümünde çok etkili araçlar değil. Kuralsızlığın ve esnekliğin çalışma
yaşamını giderek daha fazla baskı altına aldığı bu süreçte, kalıcı
adımların atılması için emekten yana programlara ihtiyaç duyuluyor.
Dünya genelinde 2008 yılı itibari ile 5-17 yaş
arasındaki çocuk sayısı 1 milyar 586 milyon iken çalışan çocuk sayısı
(5-17 yaş) 306 milyon düzeyinde. Söz konusu sayı 2004 yılına göre sadece
17 milyon daha az. Ancak bu azalma tüm gruplar için geçerli değil.
Örneğin 5-14 yaş grubu için çocuk istihdamı 2004-2008 yılları arasında
196 milyondan 176 milyona gerilerken, aynı zaman diliminde 15-17 yaş
çocuklar için istihdam 2 milyon artarak 127 milyondan, 129 milyona
çıktı. Erkek çocuklarda bu oran kız çocuklarına göre 4,5 puan fazla
olarak gerçekleşti. Buna göre 15-17 yaşındaki her 100 erkek çocuktan
16'sı istihdamda sayıldı. Toplamda ise 5-17 yaş arasındaki her 5
çocuktan biri ise istihdamda görünüyor.
Çocuk emeğinin en kötü biçimleri için ise istihdam
2008 yılı için 115 milyon olarak gerçekleşti. Erkek çocuklarının 74
milyonu, kız çocuklarının ise 41 milyonu bu tip çalışma biçimlerine
muhatap kaldı. Bu tip çalışma biçimlerinde de 15-17 yaş için artış
gerçekleşti. Söz konusu yaş grubu için en kötü çalışma koşullarında
çalışan çocuk sayısı 4 yılda 52 milyondan 62 milyona çıktı.
ALT SAHRA AFRİKA'DA SORUN SÜRÜYOR
Dünya geneli için çocukların istihdama katılımında
bir azalma söz konusu iken Alt Sahra Afrika'da çocuk işçiliğinde artış
gözlemleniyor.
Türkiye de çocuk işçiliğinin önlenmesi konusunda uluslararası programların bir parçası durumunda.
TÜİK'in açıkladığı rakamlara göre Türkiye'de
istihdamdaki çocuk işçiliğinin azaltılması yolunda kaydedilen aşama aynı
dönem için dünya genelindeki eğilimler benzerlik taşıyor. 1999-2006
yılları arasında istihdam edilen çocuk sayısı 2 milyon 270 binden, 958
bin düzeyine düştü. Diğer yandan Türkiye istihdamdaki çocuk işçiliği ile
mücadelede ivmesini kaybediyor. 1994-1999 yılları arasında istihdamdan
çekilen çocuk işçi sayısı yıllık ortalamada 128 bin iken, 1999-2006
yılları arasında yıllık ortalama 74 bin olarak gerçekleşti.
Türkiye açısından bir başka çarpıcı veri ise ev
işlerinde çalışan çocukların sayısındaki olağanüstü artış. İstihdam
içinde değerlendirilmeyen ev işlerinde çalışan çocukların sayısı 1999
yılında 4 milyon 447 bin iken, 2006 yılında bu sayı 7 milyona ulaştı.
Böylelikle 5-17 yaş arası toplam çalışan çocukların (istihdama katılan
ve ev içinde çalışan) oranı yüzde 49 oldu.
Geleceğin Galip ustaları esnek ve güvencesiz
çalışmanın girdabında. Ulusal İstihdam Strateji Belgesi'nde yer alan ve
güvencesiz, kuralsız çalışma biçimleri ile mücadeleyi değil onlara yasal
statü sağlama gayretinin ifadesi olan evden ve uzaktan çalışmayı
yasalaştırma çabası kadınlarla birlikte ev içinde çalışan 7 milyon
çocuğu ilgilendiriyor.
ÇOCUK İŞÇİLER TARIMDAN SANAYİYE GEÇİYOR
Çocuk emeği ev içine kayarken, çalışma yaşamındaki
çocuk istihdamı tarımdaki çözülmeye bağlı olarak sanayi ve ticaret
alanlarına yöneliyor. Çocuk istihdamında sanayiinin payı 1994'de yüzde
16 iken bu oran 2006 yılında yüzde 28'e yükseldi. 6-14 yaş grubu için bu
oran yüzde 16. Ticaretin payı ise yüzde 8'den yüzde 22'ye çıktı.
Tarımdaki istihdam oranı ise yüzde 67'den yüzde 41'e geriledi.
İstihdamın sanayi gibi ağır ve ticaret gibi informel ilişkilerin yaygın
olduğu iki alana kayması en kötü biçimlerdeki çocuk işçiliğinin artığına
dair bir işaret olarak görülebilir.
Çocuk işçiliğinin önlenmesine yönelik ortaya
konulan çabalara rağmen yeterli bir sonuç alınamamasının arkasında, emek
piyasasının esnekleşmesi ve kuralsızlaşmanın yaygınlaşması gelmektedir.
Son olarak gündeme gelen 4+4+4 düzenlemesi de buna
hizmet etme arayışındadır. Biliyoruz ki kimi sayısal verilerden hareket
ederek Türkiye gerçekliğinin sadece olumlu yanları kamuoyunun bilgisine
sunulmaktadır. Halbuki verilerin yüzeyini kazıdığınızda gerçeklik tüm
çıplaklığı ile ortaya çıkmaktadır.
Çocuk işçiliği ile mücadele dünya çapında
benimsenen bir konu haline gelmiş durumda. Ancak yapılan çalışmalar
ısrarla bardağı dolu yanından gösterme çabasında. Gerçeklikte çalışan
çocuklarımızın sayısı (ev içi çalışma dahil edildiğinde) artmaktadır. Ev
içinde ve informal sektörde en kötü biçimlerde çalışan çocukların
sayısı artmaktadır. Yeni düzenleme bu süreci hızlandıracaktır.
* Dr. F. Serkan Öngel DİSK-AR Müdürü
Bianet