Düzen cephesinde artan gerilim hızından bir şey kaybetmiyor. Sürmekte olan gerilim daha keskin hamleleri de koşulluyor.
Rejimin yeniden tahkim süreci mantıki sonucuna doğru ilerliyor.
Neoliberal- Cemaatsel dönüşümün öncüleri uygun iç ve dış konjektürden de faydalanarak hâkimiyet alanlarını genişletiyorlar.
Hâkim sınıf klikleri arası kriz hali yeni boyutlar kazanarak devam ediyor.
AKP- Gülen ittifakı düzen içi rakiplerine oranla var olan krizi yönetebilme becerisi de gösteriyor.
Özellikle; son Anayasa değişikliği paketi ve ülkenin seçim sathına doğru gitmesi burjuva siyaset dengelerinde bir dizi çöküş ve çatışmayı gün yüzüne çıkardı.
AKP hükümeti karşısında politik inandırıcılık özelliğini kaybeden, ırkçı- şoven tepkiselliği aşamayan, günden güne eriyen CHP mevzi yitiminin yarattığı panik- moral çözülüşün girdabında debelenmektedir. Cumhuriyetle özdeş CHP, tek kimlikçi statükoculuktan muzdarip gerçekliğiyle tutuculaşmakta, elitist odakların çıkar kavgalarına ev sahipliği yapmaktadır.
Baykal’lı CHP, bu aşamadan sonra yoluna Baykal’sız da devam etse çözülmekten kurtulamayacaktır.
AKP gericiliğinin alternatifi ne CHP, ne de türevleridir.
İslamcı gelenekten gelen, karakteristik anlamda emekçi ve Alevi düşmanı, farklılıklara yaklaşımı pragmatik AKP reel-siyaset araçlarını- mistifikasyonu kitleleri etkileme de başarılı şekilde kullanmaktadır.
Parlamento zemininde CHP- MHP- BDP muhalefetinin yokları oynaması da AKP hükümetinin elini güçlendirmektedir. Mevcut parlamenter muhalefet partileri seçenek olmaktan uzaktır.
Yaşanan genel gelişmeler bağlamında hareket alanı daralan, politika üretemeyen CHP’de son Baykal krizi yıkıcı sonuçlara gebedir.
Önümüzdeki günler CHP’deki parti içi sorunların dışa vurumunu hızlandıracak parametreler taşıyor.
Kasetle Ortalığa Dökülen Gerçekler Baykal’ı Götürdü!
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile partinin Ankara Milletvekili Nesrin Baytok arasındaki gayri ahlaki ilişkinin gizli kamera çekimiyle görüntülenmesi ve internet sitelerinde yayınlanması ve akabinde yaşanan gelişmelerle birlikte gündemin öncelikli konusu oldu.
Kasedin kim, kimler tarafından çekildiği, nasıl elde edildiği bilinmese de Baykal’ın siyasi kariyerine büyük darbe vurulduğu aşikârdır.
Seçilen zamanlama da ilginçtir. Kurultay hazırlıklarının yoğunlaştığı aşamada deyim yerindeyse Baykal’ın defteri dürülmüştür. Kasedi basına servis eden gücün parti yönetimde vizyon- lider değişimi amacı olabilir. Diğer olasılıkta süren Ergenekon operasyonlarına karşı Silivri mahkumlarını açıktan sahiplenen, kontr-gerilla artıklarının avukatlığına soyunan Baykal ve ekibini hazırola çekmek, neoliberal – Cemaatsel dönüşümün hiçbir kural, engel tanımadan kurumsallaşacağı mesajını vermek olabilir.
Bu olasılıklar üzerinden ise neden- sonuç ilişkisi aramak niyetinde değiliz. Günlerdir süren tartışmalar, basının manşetlerine taşınan ‘komplo teorilerinin’ ekseni böyledir. Bizim dikkatimizi çeken durum ise Baykal’a rağmen Baykal mağdurluğu edebiyatının yapılması ve ahlaksızlığın meşrulaştırılmak istenmesidir.
CHP cenahının hezeyan dolu tepkiselliği burjuva siyasetindeki yozlaşmanın, çürümenin sınır tanımazlığı açısından da ibretlik bir örnektir. Kasetin yayınlanması ve yeni kaset tehditlerinin gündeme gelmesi üzerine Deniz Baykal CHP Genel Başkanlığı görevinden istifa etti.
Baykal istifa açıklamasında; kendisine ‘komplo’ kurulduğunu, ‘özel hayatının’ afişe edildiğini belirtti. Fetullah Gülen’den gelen mesaja dayanarak ‘hoca efendiye’ güvendiğini, ‘komploda’ rolü bulunmadığını ifade etti. Beklenenin dışında pasif – yenilgiyi kabullenen bir profil çizen Baykal, siyasi kariyerinin bittiğini dolaylı olsa da açıklamış oldu. İstifa açıklaması yandaşlarında şoke etkisi yarattı.
Siyasal ihtirasları mevzu bahis olduğunda inatçı tavırlarıyla tanıdığımız Baykal’ın, geri dönülmez bir yola girdiğini, istifasının perde arkasında tasfiyeye boyun eğdiğini söylemek abartı olamayacaktır.
Tam da burada Baykal adına esip gürleyen siyaset takımına bakıp gülmemekte elde değil. Bu; Baykal-ı Cühela şakşakçılarının, politika cambazlarının söylemlerine göre tutum alanlara diyeceğimiz; kirlenmeye çanak tutmayın, siyaseten tükenen anlayışa payanda olmayın. Ahlaksızlığa seyirci kalmak ne adına olursa olsun çürütücüdür.
Sürecin muhasebesini ön yargıdan arınarak yaptıklarında fenomen Baykal ve ekibinin savunulacak yanları olmadığı görülecektir. Şimdilik CHP örgütlülüğü gözü kapalı biçimde Baykal sevicilik yapmaktadır. Elbette dar örgüt tepkiselliğini aşmayacaktır. Toplum böylesi gereksiz pratiklere ortak olmaz.
CHP’li yönetici elit Anadolu halkının değer yargılarına yabancılaştıkları için ‘özel hayat’, ne var sendecilikle soruna yaklaşmaktadır. Kendi tasfiyesine ses çıkarmayan Baykal’a hak etmediği övgüleri sıralamak olsa olsa ahmaklıktır. Farz edelim, Bay Baykal’ı oy birliğiyle kurultayda yeniden Genel Başkan seçtirdiler, bundan ne gibi kazançları olacak? Giderayak Fetullah Gülen’e hürmetini esirgemeyen Baykal’dan ne köy olur, ne kasaba… CHP tabanı bunu idrak etmelidir.
Hali hazırda kasetin doğruluğunu Baykal’da örtük cümlelerle onaylamışken, ‘özel hayat, mahremiyet alanı’ türünden geyiklerle vakit geçirenlere üzüldüğümüzü söyleyelim. Erkek egemen kültürü bu son yoz ilişki üzerinden empoze edenlerin kadına yaklaşımı da utanç vericidir. Baykal; birlikte gayri ilişki yaşadığı eski özel kalem sekreterini hem ‘milletin’ vekili yapmış, hem de kadının eşinin de içinde bulunduğu ortamlarda bu yoz ilişkiyi sürdürmüştür. İğrençlik ve kelimenin gerçek anlamıyla düşkünlük…
Baykal İçin ‘Açlık Grevi’ Yapmanın Saçmalığı ve Anlamsızlığı!
CHP’nin Gençlik Kolları tarafından düzenlenen son ‘Baykal’ı İsterük’ türünden yürüyüşte atılan şu slogana bakalım. ‘ Türkiye Bir Denizini Kaybetti İkincisini Asla.’ Deniz Gezmiş’in anısına yapılan çirkin bir saldırı ve benzetmedir bu sözler. CHP’li taife kendi Başkanının ahlaksızlığına Türkiye Devrim mücadelesinin önderlerini alet etmekten vazgeçmelidir. Faşist Baykal’ın yardakçıları hadlerini bilmelilerdir. Şunu bir kere net olarak anlamalılar; onlara ait olan Deniz kendi pisliğinde kirlenmiştir. Anadolu halkının yiğit öncüsü Deniz ise cevahirlerimizi aydınlatmaya devam ediyor.
Burjuva siyaseti ahlaksızlığın toplumsal kesimlere şırınga edilmesine ön ayak olur. Burjuva siyasetçisi de istisnalar hariç ahlaksızdır. Baykal kasetinin akabinde başka siyasetçilere ait benzer görüntüler de ortaya çıkarsa şaşırmamak lazım. Burjuva siyasetçileri için güç-erk olmak adına yapılacak ‘her şey mubahtır.’
Baykal sevici CHP’li bir grup genç zevat, traji-komik pratiğe imza attı. Başlarında CHP İstanbul Maltepe Belediye Başkanı olan genç zevat, Baykal’ın yaşadığı Angora Evlerinin dış güvenlik kapısının önünde ‘ Baykal için’ açlık grevine başladı. Pratiklerine ciddiyet katmak içinde yine anlamsız pankartlar açarak mesaj verme yoluna gitmişler. Genç zevatın bünyesi kaldıramamış olacak ki saçma pratiklerinin ikinci günü serum yemeye başladılar.
Baykal için açlık grevine girmek mizah dergilerine konu olabilecek komiklikten başka bir şey değildir. Bu genç zevat ve akıl hocalarına diyeceğimiz; gidin başka medyatik oyunlar oynayın. Hak alma-arama mücadelesinde eylem biçimi olan açlık grevi eylemi sizin çapınızı aşar. ‘Alçaklardan er yada geç hesap sorulacak’ gibisinden pankartla poz verip, duygu sömürgenliği yapmayı kendine yakıştırana diyecek söz de bulamıyoruz. Ayıptır gençler, boş yere canınızı sıkmayın, enerjinizi gerçekten demokratik ve laik bir ülke kurma mücadelesinde kullanın. Baykal ve ekibinin kirli emellerinde konu mankeni olmaktan kurtulun.
kocgirililer.org/15.05.2010