Üç hafta önce yine burada, AKP’li vekillerin Meclis’te döktüğü timsah gözyaşlarından bahsetmiştim. Bunların ABD’deki hocaları da vaaz verirken hep ağlar. O hocanın 12 Eylül cuntacılarına yağdırdığı övgüler ise hep aklımızdadır. Tarih de, AKP’liler de beni yanıltmadı ve yeni bir ağlaşma sahnesine daha tanık olduk. Konu bildiğiniz gibi referanduma ‘evet’ oyu isteyen iktidarın 12 Eylül dönemine ilişkin duygu ve değer sömürüsüdür.
Başvekilinden son vekiline kadar bütün AKP cemaatinin aniden 12 Eylül mağdurlarının haklarını savunmaya çalışmasının nedenini hepiniz biliyorsunuz. İşin özetini de yine bizim 78’liler yapmış, politikacıların sandığı görünce ağlamaya başladığını söylüyorlar.
Ağlaşan AKP’liler baskı ve zulüm lafları edince aklıma başka şeyler geldi, ama bunların cunta dönemiyle ilgisi yoktur. Başbakan bunlara ne zaman ağlayacak, o da merak konusudur.
Şu anda cezaevlerinde ellisi kanser hastası, yirmisi ise ölümcül durumda olmak üzere yüzlerce hasta tutuklu ve hükümlü bulunuyor. Acil tıbbi müdahale yapılması yönündeki tüm doktor raporlarına rağmen, tedavileri cezaevi yönetimlerince engellenen bu hasta tutuklular birer birer aramızdan ayrılıyor. Geçtiğimiz gün,18 yaşındaki bir hükümlü olan Abdullah Akçay, lösemi hastalığı nedeniyle yaşamını yitirdi. Daha önce de kanser hastası Güler Zere’yi aynı şekilde aramızdan aldıklarını biliyorsunuz.
Cezaevlerinde tecrit altındaki hasta tutuklu ve hükümlülere sahip çıkmak isteyen aileleri ise AKP iktidarının yoğun baskısı altındadır. Ailelerin 1986 yılında kurdukları bir dernek vardır; kısa adı TAYAD olan Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Yardımlaşma Derneği’ni yıllardır hak arama mücadelesinden tanıyoruz. Bu derneğin 17 üyesi geçtiğimiz haziran ayında evleri ve işyerleri basılarak gözaltına alındı. Tutuklanan TAYAD’lıların yaşları 20 ile 60 arasında değişiyor, içlerinde öğrenciler, öğretmenler ve sendikacılar var. Tek suçları cezaevlerindeki hasta tutuklu ve hükümlü yakınlarına sahip çıkmak olan TAYAD’lılara yapılan baskı, AKP iktidarının demokratikleşme aldatmacasının en somut örneğidir.
Başbakan, 8 yıllık iktidar döneminde cezaevlerinde olan biteni saklama çabası içindedir ve artık ne söylediğinin farkında değildir. Cezaevlerinde insanlar ölüyor, aileleri tutuklanıyor, AKP’liler ise Meclis’te ağlaşıyor. AKP’li vekillerin döktüğü gözyaşları sahtedir, kullandıkları değerler ise bizim değerlerimizdir. 12 Eylül mağdurlarının hakkını hukukunu korumak, hukuksuzluğu ilke edinenlerin haddine değildir.
Bunlar için her şey mübahtır, yalanın dolanın sonu yoktur, oyun devam ediyor.ertuğrul ünlütürk
