
Emek Partisi (EMEP), Türkiye Komünist Partisi (TKP), Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) ve Halkevleri, Beyoğlu Ses Tiyatrosu’nda yüzlerce kişinin katılımıyla anayasa değişiklik referandumuna ilişkin ortak bir deklarasyon yayımladı. Etkinliğe sendika, meslek odası ve kitle örgütü temsilcilerinin yanı sıra birçok sanatçı, aydın ve akademisyen de katılarak destek oldu.
Açılış konuşmasında “Bizler ‘hayır’ seçeneğinin sosyalist, halktan ve emekten yana içeriğini verenleriz” denirken, EMEP Genel Başkanı Levent Tüzel, ÖDP Genel Başkanı Alper Taş, TKP Genel Başkanı Erkan Baş ve Halkevleri Genel Başkanı İlknur Birol sahnedeki masaya davet edildi. Dört örgütün genel başkanlarının ardından akademisyen İzzettin Önder, şair-yazar Sennur Sezer, tiyatro sanatçısı Metin Coşkun, akademisyen Hayri Kozanoğlu, Türkiye Sakatlar Derneği Başkanı Yılmaz Demirer, gazeteci Atilla Özsever, Dev Sağlık-İş Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve 12 Eylül’de gördüğü işkenceler sonucu sakat kalan eğitimci Vakkas Özüpak sahnede kurulu masadaki yerlerini aldı.
Etkinlikte ilk sözü “Eşit, özgür bir ülke için; 12 Eylül anayasasına da, AKP anayasasına da hayır” başlıklı ortak deklarasyonu okumak üzere Yılmaz Demirer aldı.
Ortak deklarasyonun okunmasının ardından EMEP Genel Başkanı Levent Tüzel kürsüye çıktı. İşbirlikçi iktidarlara ve gerici baskıcı güçlere karşı önemli bir birlik oluştuğunu söyleyen Tüzel, kurulan birliğin referandum sonrasında da devam etmesini dilediğini söyledi. Levent Tüzel, halkın asıl tercihini ortaya çıkarmak ve iktidarın yalanlarını teşhir etmek için bir arada olduklarını söylerken, AKP ve 12 Eylül’cüler karşısında set oluşturacaklarını belirtti. KCK ve Kongra-Gel’in iki gün önce ilan ettiği ateşkese ilişkin görüşlerini de belirten Tüzel, solu Kürt halkının çağrısına destek olmaya, sürece aktif destek sunmaya davet etti.
Tüzel’in ardından kürsüye davet edilen Halkevleri Genel Başkanı İlknur Birol da, 12 Eylül’de umudun, ezilenlerin temsilcisi olarak sandık başında olacaklarını belirterek, “oyumuz hayır olacak” dedi. “Gördüğümüz gerçekleri halka da anlatmalıyız” diyen İlknur Birol, 12 Eylül’e kadar yorulmadan çalışma içerisinde olacaklarını ifade etti.
AKP’nin anayasasına destek veren yazarlara da değinen Birol, “AKP’nin organik aydınlarının halkın kafasını karıştırmasına izin vermeyeceğiz” dedi. İlknur Birol sözlerini “Biz sadece 12 Eylül’de kahverengi hayır kutucuğuna mühür basacak olanlar değiliz. Bizler bu ülkenin ihtiyacı olan demokratik halk anayasasını kuracak olanlarız” ifadeleriyle sonlandırdı.
İlknur Birol’un ardından kürsüye çıkan ÖDP Genel Başkanı Alper Taş, 12 Eylül darbesini yapanların 24 Ocak ekonomik kararlarıyla emekçileri ezdiğini belirterek, AKP’nin de bunu devam ettirme niyetinde olduğunu söyledi. İktidar basınının geçtiğimiz günlerde elektrik ihalelerine karşı kamu yararına dava açma hazırlığındaki Elektrik Mühendisleri Odası’nı ‘terör’le suçlamasına değinen Alper Taş, bu olayın AKP’nin özelleştirmelerin önündeki tüm engelleri kaldırma niyetiyle alakalı olduğunu söyledi. AKP’nin alt yapıda piyasa hakimiyeti üst yapıda ise sivil diktayı sağlamak için anayasa değişikliği yaptığını söyleyen Taş, yıllarca anayasayı silah zoruyla değiştirme iddiasıyla yargılananlar olarak referandumda ‘hayır’ diyeceklerini belirtti. Taş, “Bu ülkeyi yeniden kuracak olanlar devrimci ve sosyalistlerdir. 12 Eylül’de Erdal Eren’in, Necdet Adalı’nın, Terzi Fikri’nin mirasına sahip çıkıyor ve hayır diyoruz” dedi.
Örgütler adına son sözü TKP Genel Başkanı Erkan Baş aldı. Erkan Baş, geçtiğimiz hafta içinde TKP’nin valiliğe yaptığı stand başvurusuna izin verilmediğini hatırlatarak, bu olayın AKP’nin referandumdan evet oyu çıkartarak kurmak istediği ülkeyi işaret ettiğine vurgu yaptı. Standa izin vermemek için sunulan “halkın oyunu etkileme” gerekçesini iktidarın siyasi partilere bakışı olarak gördüğünü söyleyen Baş, AKP’nin siyasi parti denildiğinde yandaşlarını zengin eden, rant düzenini sürdüren, kiralık villadan tapulu villaya geçen yaklaşımı anladığını belirtti. Erkan Baş, yaygın medyayı izleyen emekçilerin referandumda solu ‘evet’ oyu verecek zannettiğini, çünkü iktidarın da 12 Eylül askeri cuntası gibi solu yok etme eğiliminde olduğunu ifade etti. Fethullah Gülen’in “ölülere oy kullandırma” sözlerine atıfta bulunan Erkan Baş, “Ölüler referandumda ‘evet’ oyu kullansın, insanca yaşamı savunan, insan gibi yaşamak isteyenler ‘hayır’ kullanacak” dedi.
EMEP, ÖDP, TKP ve Halkevlerin genel başkanlarının ardından sırasıyla Prof. Dr. İzzettin Önder, şair-yazar Sennur Sezer, tiyatro sanatçısı Metin Coşkun, Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, Türkiye Sakatlar Derneği Başkanı Yılmaz Demirer, gazeteci akademisyen Atilla Özsever, Dev Sağlık-İş Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, eğitimci Vakkas Özüpak, Türkiye Birleşik İşçi Partisi temsilcisi, SODEV Genel Başkanı Erol Kızılelma, PSAKD Kadıköy Şube Başkanı Fethi Büyükgiray ve tiyatrocu Levent Aydın kürsüye çıkarak deklarasyona destek verdiklerini ifade etti.
Eşit, Özgür bir Ülke için; 12 Eylül Anayasası’na da, AKP Anayasasına da HAYIR!
AKP’nin hazırladığı anayasa değişiklik paketinin oylanacağı 12 Eylül referandumu öncesi Emek Partisi (EMEP), Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP), Halkevleri ve Türkiye Komünist Partisi (TKP) ortak bir 'hayır deklarasyonu'nu imzaya açtı. Bu deklarasyonun tam metnini yayınlıyoruz:
AKP’nin kendi iktidarını güçlendirme amacıyla hazırladığı ve birbiri ile ilintili olmayan maddeleri tek bir paket halinde halka dayattığı anayasa değişiklik paketi 12 Eylül’de referandumda oylanacak.
Hükümeti elinde bulundurduğu 8 yıl boyunca ekonomik, sosyal ve siyasal saldırıları arttırarak sürdüren AKP, bu değişikliklerin geçmesi halinde, işçi ve emekçiler tarafından fiili ve yasal olarak kullanılan birçok hakkı da gasp ederek, topyekûn bir saldırıya geçecektir. Referandumda Hayır diyerek, sadece aldatmacayı boşa çıkarmış olmayacağız, aynı zamanda emek ve demokrasi düşmanı AKP’ye bir ders vermiş olacağız.
AKP’nin anayasa değişiklik paketi ne ülkemizin sorunlarına ne de halkımızın ihtiyaçlarına, temel hak ve özgürlüklerine yanıt vermektedir. Anayasa değişiklik paketi eşit, özgür bir ülkenin önünü açmak bir yana, tersine kapatmaktadır.
Önceki hükümetler tarafından da neo-liberal politikalara uygun olarak defalarca değiştirilen 12 Eylül Anayasası halkçı ve demokratik bir içerik kazanmadı. AKP, sendikaları, meslek örgütlerini, demokrasi güçlerini ve tüm muhalefet güçlerini yok sayarak, 12 Eylül Anayasası’nın antidemokratik seçim yasalarıyla elde ettiği meclis çoğunluğuna dayanarak hazırladığı değişiklik paketini, demokratikleşmede büyük adım, 12 Eylül ile hesaplaşma olarak sunmaktadır. Oysa değişiklik paketinin özü de 12 Eylül düzeninin yenilenerek sürmesini sağlamaktır.
12 Eylül kurumlarını ortadan kaldırmak bir yana yenilerini ekleyen bir paket demokratik olamaz. Bu kurumları kendi iktidarı ve yeni sömürü düzenini güçlendirmek için kullanan AKP, işçi sınıfına saldırının bir aracı olan ‘Ekonomik Sosyal Konsey’i anayasal bir kurum haline getirmektedir.
12 Eylülcüler 24 Ocak 1980 kararlarını hayata geçirerek serbest piyasa düzeninin, özelleştirmelerin önünü açmış, sermaye egemenliğinin geliştirilmesini sağlamışlardır. Bu politikaların kararlı bir uygulayıcısı olan AKP hükümeti, yeni değişikliklerle, “kamu yararı” denetiminden kaçarak özelleştirmelerin ve sermaye egemenliğinin önündeki bütün engellerin temizlenmesini amaçlamakta; halkın güvenceli iş, insanca yaşam, yaşanabilir bir doğa haklarına saldırmaktadır.
AKP, 12 Eylül’ün getirdiği grev yasaklarını korumakta, kamu çalışanlarına grev hakkı tanımadığı gibi grev yasağını sağlama bağlamakta, “Kamu görevlileri hakem kurulu” kararları “toplu sözleşme hükmündedir” ve “kesindir” diyerek hükümetin kamu çalışanları karşısındaki dayatmalarına “toplu sözleşme” adını vermektedir.
Aynı zamanda ve aynı işkolunda birden fazla sendikaya üye olunabileceği ve birden fazla sözleşme yapılabileceğine yönelik düzenlemelerle, patron yanlısı ve hükümet yandaşı sendikaların önü tamamen açılmak istenmektedir. Sendikalaştıkları için işten atılan işçilerin üzerine panzer yollarken pakete, birden fazla sendikaya üye olunabileceği hükmünü koyan AKP, emeklilere, üreticilere, çiftçilere, ev işçilerine ve işsizlere sendika kurma ve üye olma hakkı tanımamaktadır.
Yine AKP 12 Eylülcülerin ‘yönetimde istikrar’ amacıyla koydukları yüzde 10 seçim barajına aynı gerekçeyle sahip çıkarak korumakta, 12 Eylülcülerin yaptığı gibi yürütmenin ve Cumhurbaşkanının yetkilerini daha da arttırarak yargıyı siyasal iktidara hepten bağımlı kılmaktadır.
Bu değişiklik paketi ülkeyi demokratikleştirmek bir yana piyasa düzeni ve sermaye egemenliğini daha da sağlamlaştıracaktır. Bu süreçte, Başkanlık Sistemi’ne geçişi sağlayacak adımlar atılarak demokrasi alanının daha da daraltılacağı görülmektedir.
12 Eylül’de yapılacak anayasa değişiklik paketine ‘hayır’ demek; hem 12 Eylül Anayasası’na hem AKP Anayasası’na ve 8 yıllık AKP iktidarının uygulamalarına ‘hayır’ demektir. Eşitliği, özgürlüğü ve demokrasiyi esas alan yeni bir anayasa ihtiyaçtır. Kuşkusuz bu anayasa emekçilerin ve ezilenlerin mücadelesinin ürünü olacaktır. Bizler böyle bir anayasa ve fiili kazanımlar için mücadele edeceğiz.
Acil taleplerimiz şunlardır;
1- 12 Eylül ve darbe kurumları olarak bilinen ve toplumu üniversitelerden yargıya; basından sendikal örgütlenmeye kadar bütünüyle kontrol altına almayı hedefleyen yapılar ortadan kaldırılmalıdır.
2- Halkın siyasal temsiliyetinin önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Bunun için öncelikle yüzde 10 seçim barajı kaldırılmalı; adil bir seçim yasası hazırlanmalı, anti-demokratik siyasi partiler yasası değiştirilmelidir.
3- Halkın siyasal mücadele ve örgütlenme hakkı önündeki bütün engeller kaldırılmalıdır.
4- Sendikal barajlar kaldırılmalı, grev ertelemeleri yasaklanmalı, kamu çalışanlarına grev ve siyaset hakkı sağlanmalıdır.
5- Güvencesiz çalışma yasaklanmalı, işten çıkarmalar durdurulmalıdır. Fazla mesai yasaklanmalı, ücretler düşürülmeden haftalık çalışma saati 35 saate çekilmelidir.
6- Halkın parasız eğitim, sağlık, barınma, ulaşım, su, temiz bir çevrede yaşama ve güvenceli çalışma hakkı gibi en temel hakları anayasal güvence altına alınmalıdır.
7- Kürt halkının dil, kültür ve kimlik talepleri karşılanmalı, eşit haklar anayasal güvenceye alınmalıdır.
8- Alevi yurttaşların eşit yurttaşlık talepleri karşılanmalı, ayrımcılığa son verilmeli, 12 Eylül’ün bir ürünü olan zorunlu din dersleri kaldırılmalıdır.
9- Kadına yönelik ayrımcılık yasaklanmalı; kadınların çalışma yaşamına katılımının önündeki engeller giderilmeli, güvencesiz çalıştırılmaları önlenmeli, kadına yönelik şiddetin engellenmesi için tedbir alınmalı ve kadınların tüm sosyal ve siyasal haklarını güvence altına alacak düzenlemeler yapılmalıdır.
10- Özelleştirmeler durdurulmalı, özelleştirilen kamu kurumları tekrar kamuya iade edilmelidir.