30.11.10

WikiLeaks;ABD emperyalizminin dünyayı nasıl da kendi denetimi altında tutmak için yoğun bir çaba harcadığını açık olarak gözler önüne serdi.


2 Aralık 1966 - Şubat 2010 yılları arasında ABD Dışişleri Bakanlığına bağlı olarak dünyanın değişik ülkelerinde görev yapan büyükelçiler ve temsilcilerin gönderdiği 251 bin 278 rapor ve “telgrafın” WikiLeaks” (Bilgi Sızıntısı) adlı site tarafından beş ülkeden gazete ve dergiye verilerek kamuoyuna duyurulması, ABD emperyalizminin dünyayı nasıl da kendi denetimi altında tutmak için yoğun bir çaba harcadığını açık olarak gözler önüne serdi.
Der Spiegel (Almanya),
New York Times (ABD), The Guardian (İngiltere), El Pais (İspanya), Le Monde (Fransa) tarafından eşzamanlı olarak yayımlanan 251 bin 287 belgede, tam anlamıyla ABD emperyalizminin dünyayı nasıl da bir ahtapot gibi sarıp sarmaladığını, elçilerinin ülkelerin iç politikasına nasıl müdahale ettiği ayrıntılı bir şekilde ifşa ediliyor.
Der Spiegel dergisi, ABD Dışişleri Bakanlığının belgelerini “Amerika’nın dünyaya nasıl baktığı ifşa edildi” başlığıyla duyurdu. Dergi, Almanya’dan giden 1719 belgede, ABD Büyükelçiliğinin başta Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle hakkında ne dediğini ayrıntılı olarak yazarken, bir yıl önce koalisyon hükümetinin kuruluşuyla da ABD’nin çok yakından ilgilendiğini belgeledi. Derginin haberinde, WikiLeaks’e iletilen toplam 243 bin 270 belgenin 8 bin 17’sinin dışişleri bakanlığının gönderdiği direktifler olduğu kaybedildi.
ELÇİ Mİ AJAN MI?
Gönderilen bu direktiflerde dışişleri bakanlığına bağlı olarak çalışanların aslında birer istihbarat görevlisi olduğu da gözler önüne seriliyor. Yayınlanan belgelerde, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, ABD’li diplomatların Birleşmiş Milletler’de (BM) casusluk yapmasını istiyor. Clinton’un bunun için geçtiğimiz yılın temmuz ayında 30’dan fazla büyükelçi ve konsolos görevlendirdiği belirtilerek ABD’li diplomatlardan Birleşmiş Milletler’deki iletişim sistemleri konusunda teknik bilgiler toplaması istediği kaydediliyor.
ABD’li diplomatlardan BM’deki temsilcilerin özel şifrelerinin de istendiğinin yer aldığı belgede, hakkında bilgi toplanması talep edilenler arasında BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon da bulunuyor.
İRAN, İSRAİL VE GUANTANAMO
Belgelerde, İran ve İsrail konusunda da dikkat çekici ayrıntılar var. Belgelerde İsrail’in ABD ve Arap müttefiklerini İran’a yönelik askeri bir saldırı konusunda uyardığı kaydediliyor. İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak’ın 2009 yılının haziran ayında İran’ın nükleer tesislerine yönelik bir saldırı konusunda 6 ila 18 ay şeklinde bir zaman diliminden söz ettiği Guardian gazetesi tarafından yayınlanan belgelerde yer alıyor. Ayrıca Suudi Arabistan Kralı Abdullah’ın İran’ın nükleer tesislerine saldırı düzenlemesi konusunda ABD’den defalarca talepte bulunduğu öne sürülüyor.
Belgelerde, ABD’li diplomatların başka ülkelerin yetkilileriyle Guantanamo cezaevini boşaltmak ve tutukluları başka yerlere göndermek için pazarlık yaptığı da ortaya konuluyor. Gizli belgelere göre, Slovenya’ya, ABD Başkanı Barack Obama ile görüşmek istiyorsa, öncelikle Guantanamo’daki cezaevindeki bir tutukluyu ülkesine alması gerektiği söylenirken, küçük ada ülkesi Kiribati’ye de Guantanamo’daki Çinli Müslüman tutukluları alması için milyonlarca dolarlık ekonomik teşvik verilmesi teklif ediliyor. Aynı yönde teklifin Avrupa’da önem kazanmak isteyen Belçika’ya da yapıldığı belirtiliyor.
EGEMENLİĞİ SÜRDÜRME ÇABASI
Belgelerde, tek tek ülkelerle olan ilişkiler, bu ülkeleri yönetenler hakkında ABD büyükelçilerinin hangi sıfatlar taktığı, nasıl nitelemelerde bulunduğu uzunca bir süre, daha çok “magazin boyutuyla” tartışılacak.
Ancak bütün bunlar arasında, bu tanımlama ve nitelemelerin asıl amacının “kilit öneme sahip kaynakların, ülkelerin elde tutulması” olduğu ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından özetleniyor. Bunun için de gerektiğinde, İtalya ve Rusya başbakanları arasındaki “özel ilişkinin” öğrenilmesinden tutun da Kaddafi’nin “sarışın hemşirelerine” kadar bir çok ayrıntı elde ediliyor.
Dünyanın 180 ülkesindeki 260 büyükelçi ve konsoloslarının denetiminde 12 bin “ABD diplomatı” tarafından gönderilen bilgilerden oluşturulan ABD’nin dünya politikasının özünü, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan egemenliğin sürdürülmesi oluşturuyor.
Son 44 yılı kapsayan belgeler, aynı zamanda ABD’nin dünya üzerinde kurduğu egemenliğin nasıl bir sistem üzerinden sürdürüldüğünü de ortaya koyuyor. Bu sistemde, egemenliğin sürdürülmesi için kendisine uşak olan (örneğin Karzai) gibilerinin de nasıl aşağılanıp, hasta ilan edildiği de bulunuyor. WikiLeaks bu yüzden üçüncü kez insanlık için iyi bir iş yapmıştır. Daha önce de Afganistan ve Irak işgalleriyle ilgili olarak on binlerce belge yayınlanmış ve bu bölgelerde işgallerin ne kadar büyük yalanlar üzerinden yapıldığı belgeleriyle ortaya konulmuştu.
İlk iki dalgada dünya genelinde işgallere karşı olan görüş güçlenmiş, ABD içinde de etkisini hissettirmişti. Bu üçüncü dalga ise asıl olarak, ABD ve onun dünyanın 180 ülkesine dağılmış temsilcilerine daha büyük bir şüphe ve temkinle yaklaşılmasına yol açacak. ABD ve onun sadık uşakları, şimdi de çalınmış belgelerin yayınlanmasının ne kadar “ahlaki” olup olmadığını sorguluyor. Dünyayı yalanlar üzerinden kan çanağına çevirmekten utanmayanların, şimdi kendilerini kurtarmak için “ahlaktan” söz etmesi elbette hiç bir şekilde inandırıcı değildir. (Köln/EVRENSEL)

ABD’NİN BERLİN BÜYÜKELÇİSİ: BİRKAÇ PORSELEN KIRILABİLİR

Alman politikacılar hakkında ABD Dışişleri Bakanlığına gönderdiği “telgraflar”la gündeme gelen Berlin Büyükelçisi Philip Murphy, dün yayınlanan Der Spiegel dergisine verdiği röportajda WikiLeaks tarafından kamuoyuna sunulan belgelerin uzun vadeli olarak ABD ile diğer ülkeler arasındaki ilişkileri zedelemeyeceğine inandığını, ancak bir kaç porselenin de bu sırada kırılabileceğini söyledi. “Belgelerin yayınlanması ABD dış politikasına nasıl bir zarar verebilir?” şeklindeki soruya Murphy, “Bunu ben de son günlerde çok düşündüm. Orta ve uzun vadede bir etkide bulunacağını sanmıyorum. Çünkü ilişkilerimizi son 60 yıl içinde güçlendirdik ve zor dönemler geçirdik. Bu dönemde belki bir kaç porselen kırılabilir. Bu belgelerin etkisinin çok az olacağını da sanmıyorum, tam tersine çok ciddi. Bu konuda Der Spiegel’i eleştirmiyorum, bunları çalanları eleştiriyorum” dedi.

DİPLOMATİK AĞ İFŞA EDİLDİ

New York Times Gazetesi, yayımlanan belgeler arasında, ABD’li ve Güney Koreli yetkililerin, Kuzey Kore’nin ekonomik sorunlarının ve siyasi geçiş sürecinin çökmesi durumunda, Kuzey Kore ile Güney Kore’nin birleşmesi konusu üzerinde durduklarını da yazdı. Belgelerin, ABD’nin gizli diplomatik kanallarını aydınlattığını belirten gazeteye göre, ABD’nin, 2007 yılından beri Pakistanlı yetkililerden, ülkede bulunan bir nükleer araştırma reaktöründe bulunan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumu kaldırmasını istediğini ancak bu konuda bir türlü başarıya ulaşamadığı ortaya çıktı. Ayrıca belgelerde ABD’nin, Suriye’nin Lübnan’daki Hizbullah’a silah temin etmesini durdurmada başarısız kaldığı da ifade edildi.

‘WIKILEAKS TERÖR ÖRGÜTÜ SAYILSIN’

Yayınladığı belgelerle dünyada büyük yankı uyandıran WikiLeaks sitesinin kurucusu Jullian Assange’nin başı dertte. WikiLeaks sitensiin terör örgütü sayılması istenirken, Assange hakkında da dava açılabilir. WikiLeaks’ın gizli belgeleri yayımlamasını engelleyemeyen ABD, yasal yollara başvurmaya hazırlanıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, gizli belgelerinin yayınlanmasının ciddi sonuçları olacağına işaret etti. Kongre üyeleri de WikiLeaks’e sert tepki gösterdi. Kongre üyeleri, sitenin ABD’nin ulusal güvenliğine tehdit oluşturduğunu savunarak terör örgütü olarak tanımlanmasını talep etti. Kongre üyeleri ayrıca Barack Obama yönetiminden sitenin kurucusu 39 yaşındaki Jullian Arrange’ye dava açmasını istedi. Assange hakkında İsveç’te geçen Ağustos’ta tecavüz suçlamasıyla soruşturma başlatılmıştı.


BELGELER NASIL SIZDIRILDI

Wikileaks, 1,6 gigabyte boyutundaki belgeleri ufak birer hafıza kartında Thw New York Times, Der Spiegel, Le Monde, El País ve The Guardian gazetelerine ulaştırdı. Gazeteler, belgeleri birbirlerinden bağımsız, ancak eşzamanlı olarak haberleştirdi.
Belgelerin binlercesi dışarıdaki büyükelçiliklerden bakanlığa gönderilmiş ancak 2008 ve 2009 yıllarından beş-altı belge Dışişleri Bakanları Condoleezza Rice ve Hillary Clinton’ın imzasını taşıyor.
Wikileaks tarafından sızdırılan belgelerin bazıları “secret unforn” gizlilik seviyesine sahip, yani ABD vatandaşı olmayan kimsenin bu belgeleri görmemesi gerekiyor. Bu belgeleri tüm dünyanın görüyor olmasının hikayesi ise, bir ABD’li askere ve Bağdat’a uzanıyor.
ABD ordusu, son yedi aydır Bradley Manning isimli askeri tek başına bir hücrede tutuyor. Bağdat yakınında bir askeri kampta istihbarat analizcisi olarak görev yapan Manning, ABD ordusu tarafından yetkisi dahilinde olmadığı halde gizli belgeleri indirmek ve sızdırmakla suçlanıyor. Manning, gelecek yıl askeri mahkemede yargılanacak.
Manning’in ABD Dışişleri Bakanlığına ait yazışmalar, Bağdat’ta bir Apache helikopterin sivilleri öldürme anı görüntüleri ve çok sayıda askeri operasyona ait raporu sızdırdığı düşünülüyor.
Manning’in bu sızdırma işinde işbirliği yaptığı bir arkadaşıyla arasında geçen ve dökümü açıklanan bir sohbet kaydına göre, Manning belgeleri sızdırmasının hikayesini şöyle anlatıyor: “Üzerinde ‘Lady Gaga’ gibi bir şey yazan bir yeniden yazılabilir CD ile geleceğim... müziği sil... sonra ayrı bir sıkıştırılmış dosya yap. Kimse hiçbir şeyden şüphelenmedi... Muhtemelen ABD tarihinin en geniş bilgi döküntüsünü sızdırırken Lady Gaga’nın “Telephone” şarkısını dinleyip dudaklarımı oynatıyordum.”
Manning, “8 aydan fazla süre boyunca haftada 7 gün, günde 14 saat boyunca gizli ağlara daha önce görülmemiş bir erişime sahip olduğunu” da söyledi.
Manning’i sonunda sohbet arkadaşı Adrian Lamo ele verdi. Lamo, “Hillary Clinton ve dünya genelinde birkaç bin diplomat, bir sabah uyanıp, koca bir gizli dış politika belgesi havuzunu aranabilir biçimde kamuoyuna açık halde bulduklarında kalp krizi geçirecekler... Bir ABD misyonu olan her yerde, açığa çıkacak bir diplomatik skandal vardır. CSV formatında dünya çapında anarşi... Bu güzel, ve korkutucu” dedi.