10.2.11

Bitmeyen tutukluluk

Hüseyin Edemir geçen sene ocak ayında tutuklandı. Sokakta bir kimlik kontrolüne takıldı ve bir sol örgüte üye olmaktan arandığı gerekçesiyle önce gözaltına alındı, sonra tutuklandı. O gün nişanlanacaktı, haliyle olmadı.
Edemir’in yargılanmasında delil olarak gösterilen belgelerin biri 1999, diğeri 2001 tarihli.
Belge denilenlerden biri, 1999’da Belçika’da bir örgüt evinde bulunduğu iddia edilen bir sayfalık bilgisayar çıktısıyla, 2001 yılında Gençlik dergisinde yapılan bir aramada çıkan bir diskette bulunan ismi.
Geçen sene ocaktan beri Edemir’in avukatları bu belgelerin delil olarak kullanılamayacağını, dergideki aramanın usulsüz olduğunu, belgelerde tahrifat yapıldığını söylüyor.
10-11 yıllık, geçerliliği tartışmalı belgelere dayanarak tutuklanan biri, yani Hüseyin Edemir. ODTÜ Tarih Bölümü mezunu. ODTÜ ile Humboldt Üniversitesi’nin ortak düzenlediği bir yüksek lisans programında öğrenci. Tutuklanmasa Almanya’da stajda olacaktı.

Diğer davalar
Tutuklamanın cezalandırmaya dönüşmesi sadece Ergenekon ya da KCK gibi gündemde olan davalarda söz konusu değil. Çoğumuzun haberi bile olmuyor ama Hüseyin Edemir’in başına geldiği gibi tutuklamanın bir türlü bitmediği, uzun süre boyunca mahkemelerin karar alamadığı çok dava var.
Edemir’in ilk duruşması, tutuklandıktan üç ay sonra nisandaydı. Bir sonraki ağustosta, daha sonraki bu hafta iki gün önce. Bir senedir tutuklu olarak yargılanan bir kişi, derdini sadece üç kere anlatabildi.
Bir senede üç kere cezaevini değiştirdiler, ama sadece üç kere duruşma tarihi verdiler.
Düşünün, hâkim tahliye talebinizi reddediyor ve dört ay sonra görüşmek üzere sizi F tipi cezaevine geri gönderiyor. Bir sene böyle geçiyor.
Son duruşmada savcı, ‘örgütle bağlantısını ortaya koyacak bir delil’ olmadığı gerekçesiyle Edemir’in tahliyesini talep etti.
Ancak mahkeme savcıyla aynı fikirde değildi ve artık herkesin neredeyse ezberlediği o eski formül kullanılarak tahliye talebi reddedildi: “Üzerine atılı suçun niteliği, delil durumu ve tutuklama şartlarını dikkate alarak...”
Olumlu olarak nitelenebilecek tek gelişme ise bir sonraki duruşma tarihinin beş ay sonra değil, bir ay sonraya verilmesi.

Açıklama
Hüseyin Edemir’in bursları ve yüksek lisans eğitimi kesildi. Bir senede Tekirdağ, Metris ve Edirne cezaevlerini gezdi. Aylarca yargılanmadan bekledi.
Adresi, okuduğu okul belliyken on yıl önceki, geçerliliği tartışmalı belgelere dayanarak sokakta yürürken kimlik kontrolü sonucunda tutuklandı.
Bu memlekette zamanaşımının ya da tutukluluk süresinin uzunluğunun kimlere yaradığı belli. Kimlere yaramadığı da.
CHP milletvekili Ali Rıza Ertemür, Edemir’in durumu hakkında bir soru önergesi verdi. Sezgin Tanrıkulu da “Hiç kimseden yargıya müdahale etmesini istemiyoruz. Ama Hüseyin’in neden bir yıldır tutuklu olduğunu birilerinin çıkıp Hüseyin’e, ailesine, arkadaşlarına ve kamuoyuna açıklamasını bekliyoruz” dedi.
On sene sonra “Valla haberimiz olmamıştı” diyerek Meclis grup konuşmalarında malzeme etmeden önce, bugün bu çağrıya yanıt verebilirsiniz.
O da olmuyorsa en azından ODTÜ’deki sınavlarına girebilmesi için neden binlerce lira istendiğini açıklayabilirsiniz.
Arz ederim.
Özgür Mumcu