26.9.11

TECRİT F Tipi’nde sus ve öl!


Birgün gazetesi bugün manşetinden çok önemli bir haber verdi: Kocaeli Cezaevi’ndeki hükümlü ve tutukluların gazetelerin yazarlarına mektup yazması engelleniyor. Mektuplara el konuluyor. Tutuklu ve hükümlülerin iletişime geçmesini tehlikeli bulunan yazarların tam listesi verilmemiş ama görünüşe bakılırsa yelpazeyi epey geniş tutmuşlar:
Erzat Çiftçi, Nuray Mert, Mecit Şahinkaya, Baran Furkan Gül, Özgür Mumcu, Tayfun Taç, Yaşar Seymar, Efdal Bayram, Ezgi Başaran, Ökan Yılmaz, Yıldırım Türker, Ceyhun Bay, Umur Talu… Listedeki bazı isimler: Ben var mıyım bilmiyorum. Ama epeydir cezaevi mektuplarının azaldığını söylemeliyim. Sebep bu mu diye düşünüyorum şimdi. Düşünüp son dönemde gelen mektuplara bakıyorum. Kocaeli’nden gelen son mektup 20 Mayıs. Cengiz Karakaş’ın mektubu her şeyi anlatıyor. Buyurun okuyun. Sessiz protesto nedir, insanları sessiz kalınca bile cezalandıran ve bunu saklamak için zindanın kapısını iyice kapayan F tipi cezaevi ne demek görün!


“Size burada tecritin yarattığı sağlık sorunlarını ve tecritin psikolojik etkilerini anlatsam bir dolu sayfa doldurmam gerekir. Zaten yazsam da elinize ulaşmaz. Son dönemde size yazdığım iki mektup ve faksın size ulaşması size ulaşması disiplin kurulu tarafından engellendi. O yüzden anlatmak istediklerimi fazla açamıyorum. Fakat Adalet Bakanlığı’nın ifade ettiği verilere baktığımızda yaşadıklarımı daha iyi anlarsınız. Ne diyor Adalet Bakanlığı? ‘Son on yılda 1759 kişi hapishanelerde yaşamını yitirdi’. Umarım 1760.sı biz olmayız. Size burada yaşadıklarımıza dair bir örnek anlatayım ve mektuba öyle devam edeyim. Burada Kandıra 1 No’lu F tipi hapishanesinde sessiz protesto yaptığımız gerekçesiyle kapıdan çıktığımızda ceza alıyoruz. Bir hafta içerisinde, telefona, avukata çıktığımızda on beş aya varan ziyaret, telefon ve mektuptan men cezaları veriliyor. Bu iki ay içerisinde aldığımız cezalardan dolayı yıllarca ailemizle, yakınlarımızla görüşmemiz engellenmeye çalışılıyor. Olayın mantığını kavramak, böyle bir cezanın nasıl olabileceğini anlamak gerçekten zor. Sessiz protestonun ne anlama geldiğini düşüneceksiniz ama cevabını bulamayacaksınız. Çünkü sırf ceza vermek için uydurulan bu gerekçe hiçbir akla ve mantığa sığmıyor. Gerekçe olarak bile fazlasıyla sırıtıyor. Biz hala bu gerekçeden dolayı ceza almaya devam ediyoruz.
***


Size son dönemde yazdığım mektupların sakıncalı görülerek gönderilmediğini söylemiştim. Bu durumla ilgili disiplin kurulu kararını size faksla göndermek ve yaşadıklarımızı anlatmak istediğimde ise ilgili kararda disiplin kurulunu oluşturan kişilerin adları açık şekilde ifade edildiği için bu kişiler hedef haline gelebilir gerekçesiyle faksın gönderilmemesine karar verildiğiyle ilgili başka bir disiplin kurulu kararı geldi. Şimdi bu duruma gülelim mi ağlayalım mı? Yine tekrar ediyorum mektupların gönderilmeme tehlikesinden kaynaklı yaşadıklarımızın çok azını anlatabiliyorum.”


Birgün gazetesinin haberinde ismi geçen köşe yazarları başta olmak üzere bütün köşe yazarlarının bu meseleyi gündemleştirmesi gerekiyor. Cezaevinden gelen mektuplar hiçbir zaman gerektiği kadar önemsenmez. Belki Kocaeli Cezaevi yönetiminin yaptığı bu zulüm sayesinde dara sıkıştırılmış insanların sesine kulak vermeye yeniden başlayabiliriz. Nihayet muhalefetin katar katar cezaevlerine konularak yok edilmeye çalışıldığı bir ülkede kimin başına ne zaman ne geleceği belli değil, öyle değil mi? Size de çıkabilir yani, duruma bu cihetten de bakmak sanırım hepimizi biraz olsun, gerektiği gibi uyandıracaktır.
Ece Temelkuran/Htblog