29.2.12

Pozantı'daki vahşeti herkes biliyormuş..

  •  
  • Pozantı M Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan çocukların cinsel ve fiziki şiddete maruz kalmasından birçok yetkili kurumun haberdar olduğu ortaya çıktı. İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şube Başkanı Ali Tanrıverdi, çocukların yaşadığı sorunları tüm resmi kurumlara ilettiklerini belirterek, Pozantı Cezaevi’nin kapatılmasından başka seçeneğin kalmadığını söyledi.
    Tanrıverdi, çocukların yaşadıklarını, kendi el yazılarıyla ve İHD Mersin Şubesi aracılığı ile Adana Cumhuriyet Savcılığına, Meclis İnsan Hakları İnceleme ve Araştırma Komisyonuna, Adalet Bakanlığı Cezaevi Tevfik Genel Müdürlüğüne, Adana Valiliği İnsan Hakları Kurulu Başkanlığına ilettiklerini ifade etti. Tanrıverdi, yetkililerin olaydan haberdar olduğunu belirterek, Pozantı Cezaevinin kapatılmasından başka seçeneğin kalmadığını söyledi.
    Tanrıverdi, “Son 2 yıldır sokak ortasından tutuklanan çocuklar Adana Pozantı Cezaevine sevk edilmektedirler. Burada çocuklar çeşitli hak ihlallerine maruz kalmaktadırlar. Temmuz 2011 tarihinde çıkan çocukların çok ciddi iddiaları söz konusu. Bunların açığa çıkartılması için örneğin, suç duyurularında bulunduk. Yetkililer bu konuda haberdardır” diye konuştu. (Mersin/DİHA)

    TACİZ, DAYAK, KÜFÜR...
    Pozantı Cezaevinde bir dönem kalan çocuklar, yaşadıkları ve tanık oldukları cinsel ve fiziksel şiddeti kendi el yazılarıyla İHD Mersin Şubesine aktardı. Çocuklardan bazıları, el yazılı başvurularında çeşitli tarihlerde cezaevinde yaşadıklarını şöyle anlatıyor: H.G “3 Kasım 2010 tarihinde TEM Şube ekipleri evimize baskın düzenleyerek gözaltına aldılar. Gözaltında geceleri sürekli sorguya çekip küfür ettiler, dayak attılar. 3 günlük gözaltından sonra mahkeme, tutuklama kararı vererek beni Mersin Cezaevine götürdüler. Cezaevine girer girmez gardiyanlar fermuarımı açtırıp dayak atmaya başladı. 8 gün sonra Pozantı’ya sevk edildim. Burada da 2 gün tecritte kaldım. Sonra C koğuşuna alındım. Ama birbirimizle konuşamıyor, bakamıyorduk. Sürekli bana dayak atıldı. Param zorla benden alınıyordu. Orada bir ay geçirdikten sonra B-10 koğuşuna alındım. Adli tutuklular beni bulaşık yıkama işine verdiler. El işleri yapıyordum, koğuş mebusu kendine alıyordu. Sabahları bizi saat 06.30’da uyandırıyordu, ama kendisi 8’de kalkıyordu. Sayım için bize temizlik yaptırıyorlar, eskilerden birkaç kişi üzerimizde baskı kuruyordu. 2 buçuk ay sonra tahliye oldum. Bana bu uygulamaları yapanların cezalandırılmasını istiyorum.”
    ‘MÜDÜR SİZ TERÖRİSTSİNİZ DEDİ’
    Y.S.: “Akdeniz İlçesine Bağlı Güneş Mahallesi’nde gözaltına alındım, 2 gün gözaltında kaldım. Siteler Polis Karakolunda dayak ve işkence gördüm. Dayaktan sol kol dirseğim yerinden çıktı. Doktorlar kolum için rapor yazmadı. Daha sonra tutuklanıp Mersin E Tipi Kapalı Cezaevine konuldum. Bir hafta sonra Pozantı Cezaevine gönderildim. Orada gardiyanlar hangi suçtan geldiğimi sordular. Biz de siyasi olduğumuzu söyledik. Onlar da “siz teröristsiniz” dedi. Ve 4-5 gardiyan tarafından dövüldüm. Daha sonra müdürün odasına götürdüler. Müdür de siz “teröristsiniz” diyerek copunu çıkarttı (...) Ayrıca koğuş sorumlusu tarafından ayaklarım bağlandı. Ayaklarımın altına sopa ile vurdu. Başka bir koğuşa geçtim, burada da eski koğuş sorumlusu bir pusula ile “Bunlar teröristtir bunları ez” bu koğuşta da sürekli dayak yiyorduk. Koğuş sorumlusu bir arkadaşımızı basketbol potasına boynundan astı. Arkadaşımız tam boğulurken onu indiriyor, ondan sonra tekrar yukarı çıkartıyordu. Koğuş sorumlusunu engellediğimiz için Müdür Alper Şirin de bizi dövdü. Olaydan bir hafta sonra tahliye oldum.
    ‘YAŞAMIM ALT ÜST OLDU’
    A.Ç: “Akdeniz ilçesinde polisler tarafından gözaltına alındım, 5 günlük gözaltı sonrasında Mersin E Tipi Kapalı Cezaevine, oradan da Pozantı Çocuk Cezaevine gönderildim. Adli tutuklular arasına konuldum, yatakları olmayan koğuşlara gönderildik burada her gün baskı ve dayak yiyorduk. Karşı çıktığımızda yeni bir dosya açılıp savcılığa çıkartılıyorduk. 4 ay Pozantı’da kaldıktan sonra mahkemeye çıkartıldık. Akşam sayım sırasında gardiyanlar tarafından tekme tokat dayak yiyorduk. Ağustos ayında tahliye edildim. Ancak halen o psikolojiden kurtulmuş değilim. Yaşamım altüst oldu.”
    ‘TACİZ VE TECAVÜZ HEP OLUYORDU’
    M.D: “Emniyet Müdürünü yaralama olayından sonra 2 Ekim 2010 tarihinde gözaltına alınıp Pozantı Cezaevine gönderildim(...)Adli mahkumlarda sürekli bize eziyet çektiriyorlardı. Ailelerimizin yatırdığı kağıt parasını kendilerine harcıyorlardı. İdareye söylememize rağmen bir şey yapmıyorlardı. Televizyon izlerken adli mahkumlar tarafından sürekli kontrol altında tutuluyorlar. Başını dahi çevireni darp ediyorlar. Koğuş mesulleri kantin hakkımızda istediğimiz hiçbir şeyi almıyor, ancak kendileri için her türlü yiyecek alıyorlardı. Koğuşlara yemek geldiğinde yemeğin içindeki etleri kendilerine seçiyorlardı, bize de sadece yemeğin suyunu veriyorlardı. Cezaevi idaresine illettik, ancak bu kez bize hücre cezasını verdiler. A-3 koğuşunda bunların hepsine müdür yetki vermişti, bize eziyet çektirip bir daha hapishaneye gelmeyelim diye. Pozantı Cezaevi müdürü bizleri ikinci kez gördükleri zaman geldiğinize pişman olacaksınız, gidin de sizlere bulaşıklarını yıkatsınlar, çamaşırlarını yıkatsınlar yemeklerinizi alsınlar sizi dövsünler de, aklınız başınıza gelsin. Cezaevinde cinsel taciz ve tecavüz olayları sürekli oluyordu.
    ‘TUVALETE İZİNLİ GİDİYORDUK’
    E.K: “Ekim 2010 yılında gözaltına alındım. 3 gün gözaltında kaldıktan sonra tutuklandım. Pozantı Cezaevine 9 kişi birlikte bir gün sonra sevk edildik. Ancak müdür her birimizi ayrı bir koğuşa dağıttı. Koğuş sorumlusu özel işlerini bize yaptıramayınca (çamaşır yıkatma) paspas sopasıyla bizi dövüyordu. Revire çıkmak istediğimizde bizi çıkartmıyorlardı. Durumu Cezaevi Müdürü Alper Şirin’e iletmek için yanına çıktım. Müdür, “Siz hep sorun çıkarıyorsunuz” diyerek, çek pas ile beni dövdü. İstediğimi kabul etmedi. Açık görüşe gittiğimizde koğuş sorumlusu kantinden ihtiyaçlarını bize aldırtıyorlardı. Almadığımız zaman bizi dövüyorlardı. Tuvalete gitmek bile koğuş sorumlusundan izin alıp gidiyorlardı. İzinsiz gidenler dayak yiyordu. Geceleri yatmamıza izin vermiyorlardı. Ayrıca koğuşta bir şey kaybolduğunda herkes dayaktan geçiriliyordu. Koğuş sorumluların yaptıkları gardiyan ve cezaevi müdürünün bilgisi dahilinde yapılıyordu.”DİHA