Pozantı'daki vahşeti herkes biliyormuş..
-
- Pozantı
M Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan çocukların cinsel ve fiziki
şiddete maruz kalmasından birçok yetkili kurumun haberdar olduğu ortaya
çıktı. İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şube Başkanı Ali Tanrıverdi,
çocukların yaşadığı sorunları tüm resmi kurumlara ilettiklerini
belirterek, Pozantı Cezaevi’nin kapatılmasından başka seçeneğin
kalmadığını söyledi.
Tanrıverdi, çocukların yaşadıklarını, kendi el yazılarıyla ve İHD
Mersin Şubesi aracılığı ile Adana Cumhuriyet Savcılığına, Meclis İnsan
Hakları İnceleme ve Araştırma Komisyonuna, Adalet Bakanlığı Cezaevi
Tevfik Genel Müdürlüğüne, Adana Valiliği İnsan Hakları Kurulu
Başkanlığına ilettiklerini ifade etti. Tanrıverdi, yetkililerin olaydan
haberdar olduğunu belirterek, Pozantı Cezaevinin kapatılmasından başka
seçeneğin kalmadığını söyledi.
Tanrıverdi, “Son 2 yıldır sokak ortasından tutuklanan çocuklar Adana
Pozantı Cezaevine sevk edilmektedirler. Burada çocuklar çeşitli hak
ihlallerine maruz kalmaktadırlar. Temmuz 2011 tarihinde çıkan çocukların
çok ciddi iddiaları söz konusu. Bunların açığa çıkartılması için
örneğin, suç duyurularında bulunduk. Yetkililer bu konuda haberdardır”
diye konuştu. (Mersin/DİHA)
TACİZ, DAYAK, KÜFÜR...
Pozantı Cezaevinde bir dönem kalan çocuklar, yaşadıkları ve tanık
oldukları cinsel ve fiziksel şiddeti kendi el yazılarıyla İHD Mersin
Şubesine aktardı. Çocuklardan bazıları, el yazılı başvurularında çeşitli
tarihlerde cezaevinde yaşadıklarını şöyle anlatıyor: H.G “3 Kasım 2010
tarihinde TEM Şube ekipleri evimize baskın düzenleyerek gözaltına
aldılar. Gözaltında geceleri sürekli sorguya çekip küfür ettiler, dayak
attılar. 3 günlük gözaltından sonra mahkeme, tutuklama kararı vererek
beni Mersin Cezaevine götürdüler. Cezaevine girer girmez gardiyanlar
fermuarımı açtırıp dayak atmaya başladı. 8 gün sonra Pozantı’ya sevk
edildim. Burada da 2 gün tecritte kaldım. Sonra C koğuşuna alındım. Ama
birbirimizle konuşamıyor, bakamıyorduk. Sürekli bana dayak atıldı. Param
zorla benden alınıyordu. Orada bir ay geçirdikten sonra B-10 koğuşuna
alındım. Adli tutuklular beni bulaşık yıkama işine verdiler. El işleri
yapıyordum, koğuş mebusu kendine alıyordu. Sabahları bizi saat 06.30’da
uyandırıyordu, ama kendisi 8’de kalkıyordu. Sayım için bize temizlik
yaptırıyorlar, eskilerden birkaç kişi üzerimizde baskı kuruyordu. 2
buçuk ay sonra tahliye oldum. Bana bu uygulamaları yapanların
cezalandırılmasını istiyorum.”
‘MÜDÜR SİZ TERÖRİSTSİNİZ DEDİ’
Y.S.: “Akdeniz İlçesine Bağlı Güneş Mahallesi’nde
gözaltına alındım, 2 gün gözaltında kaldım. Siteler Polis Karakolunda
dayak ve işkence gördüm. Dayaktan sol kol dirseğim yerinden çıktı.
Doktorlar kolum için rapor yazmadı. Daha sonra tutuklanıp Mersin E Tipi
Kapalı Cezaevine konuldum. Bir hafta sonra Pozantı Cezaevine
gönderildim. Orada gardiyanlar hangi suçtan geldiğimi sordular. Biz de
siyasi olduğumuzu söyledik. Onlar da “siz teröristsiniz” dedi. Ve 4-5
gardiyan tarafından dövüldüm. Daha sonra müdürün odasına götürdüler.
Müdür de siz “teröristsiniz” diyerek copunu çıkarttı (...) Ayrıca koğuş
sorumlusu tarafından ayaklarım bağlandı. Ayaklarımın altına sopa ile
vurdu. Başka bir koğuşa geçtim, burada da eski koğuş sorumlusu bir
pusula ile “Bunlar teröristtir bunları ez” bu koğuşta da sürekli dayak
yiyorduk. Koğuş sorumlusu bir arkadaşımızı basketbol potasına boynundan
astı. Arkadaşımız tam boğulurken onu indiriyor, ondan sonra tekrar
yukarı çıkartıyordu. Koğuş sorumlusunu engellediğimiz için Müdür Alper
Şirin de bizi dövdü. Olaydan bir hafta sonra tahliye oldum.
‘YAŞAMIM ALT ÜST OLDU’
A.Ç: “Akdeniz ilçesinde polisler tarafından gözaltına
alındım, 5 günlük gözaltı sonrasında Mersin E Tipi Kapalı Cezaevine,
oradan da Pozantı Çocuk Cezaevine gönderildim. Adli tutuklular arasına
konuldum, yatakları olmayan koğuşlara gönderildik burada her gün baskı
ve dayak yiyorduk. Karşı çıktığımızda yeni bir dosya açılıp savcılığa
çıkartılıyorduk. 4 ay Pozantı’da kaldıktan sonra mahkemeye çıkartıldık.
Akşam sayım sırasında gardiyanlar tarafından tekme tokat dayak yiyorduk.
Ağustos ayında tahliye edildim. Ancak halen o psikolojiden kurtulmuş
değilim. Yaşamım altüst oldu.”
‘TACİZ VE TECAVÜZ HEP OLUYORDU’
M.D: “Emniyet Müdürünü yaralama olayından sonra 2 Ekim
2010 tarihinde gözaltına alınıp Pozantı Cezaevine gönderildim(...)Adli
mahkumlarda sürekli bize eziyet çektiriyorlardı. Ailelerimizin yatırdığı
kağıt parasını kendilerine harcıyorlardı. İdareye söylememize rağmen
bir şey yapmıyorlardı. Televizyon izlerken adli mahkumlar tarafından
sürekli kontrol altında tutuluyorlar. Başını dahi çevireni darp
ediyorlar. Koğuş mesulleri kantin hakkımızda istediğimiz hiçbir şeyi
almıyor, ancak kendileri için her türlü yiyecek alıyorlardı. Koğuşlara
yemek geldiğinde yemeğin içindeki etleri kendilerine seçiyorlardı, bize
de sadece yemeğin suyunu veriyorlardı. Cezaevi idaresine illettik, ancak
bu kez bize hücre cezasını verdiler. A-3 koğuşunda bunların hepsine
müdür yetki vermişti, bize eziyet çektirip bir daha hapishaneye
gelmeyelim diye. Pozantı Cezaevi müdürü bizleri ikinci kez gördükleri
zaman geldiğinize pişman olacaksınız, gidin de sizlere bulaşıklarını
yıkatsınlar, çamaşırlarını yıkatsınlar yemeklerinizi alsınlar sizi
dövsünler de, aklınız başınıza gelsin. Cezaevinde cinsel taciz ve
tecavüz olayları sürekli oluyordu.
‘TUVALETE İZİNLİ GİDİYORDUK’
E.K: “Ekim 2010 yılında gözaltına alındım. 3 gün
gözaltında kaldıktan sonra tutuklandım. Pozantı Cezaevine 9 kişi
birlikte bir gün sonra sevk edildik. Ancak müdür her birimizi ayrı bir
koğuşa dağıttı. Koğuş sorumlusu özel işlerini bize yaptıramayınca
(çamaşır yıkatma) paspas sopasıyla bizi dövüyordu. Revire çıkmak
istediğimizde bizi çıkartmıyorlardı. Durumu Cezaevi Müdürü Alper Şirin’e
iletmek için yanına çıktım. Müdür, “Siz hep sorun çıkarıyorsunuz”
diyerek, çek pas ile beni dövdü. İstediğimi kabul etmedi. Açık görüşe
gittiğimizde koğuş sorumlusu kantinden ihtiyaçlarını bize
aldırtıyorlardı. Almadığımız zaman bizi dövüyorlardı. Tuvalete gitmek
bile koğuş sorumlusundan izin alıp gidiyorlardı. İzinsiz gidenler dayak
yiyordu. Geceleri yatmamıza izin vermiyorlardı. Ayrıca koğuşta bir şey
kaybolduğunda herkes dayaktan geçiriliyordu. Koğuş sorumluların
yaptıkları gardiyan ve cezaevi müdürünün bilgisi dahilinde yapılıyordu.”DİHA