25.2.12

Tersanelerde 27 yıldır ölüm nedenleri aynı...

2008'den günümüze geçen 4 yılda ise 54 işçinin yaşamını yitirdiği tersanelerde, 1980 sonrası gerçekleşen ilk yaşam hakkı grevi 4. yılını geride bıraktı. Limter-İş Sendikası yöneticileri ve tersane işçileri, 27-28 Şubat grevinin yıldönümünde hakim karşısına çıkacak.

Tersanelerde örgütlü Limter-İş Sendikası tarafından 27-28 Şubat 2008 tarihinde düzenlenen yaşam hakkı grevi 4. yılını geride bıraktı. 27-28 Şubat grevi, Tuzla Tersaneleri'nden 1985'ten 2008 yılına kadar 93 işçinin yaşamını yitirmesine karşı, "yaşam hakkı" talebiyle bir ilk olarak tarihe geçti. Tersane grevi, 1980 sonrası toplu sözleşmeye dayalı olmayan ilk hak grevi olarak emek tarihi direnişlerine geçti. 1985'ten grevin yapıldığı 2008 yılına kadar 93 işçinin yaşamını yitirdiği tersanelerde, 2008'den günümüze geçen 4 yıllık sürede ise 54 işçi daha yaşamını yitirdi. 1985'ten bu yana işçilerin ölüm nedenleri değişmezken, Limter-İş Sendikası yöneticileri ve tersane işçilerinden 75'i, grevin yıldönümünde hakim karşısına çıkacak. Tersanelerin "Hakkı Ustası", Limter-İş Sendikası Genel Sekreteri Hakkı Demiral, "İşçilerin iş ve yaşam koşulları, vücut bütünlüğü için insani bir talep doğrultusunda yaptığımız grev nedeniyle ne hikmettir ki işçiler yargılanıyor. Asıl yargılanması gereken yasaları bile uygulamayan tersane patronlarıdır. Bu açık ve aşikar" dedi.
1985'TEN BU YANA ÖLÜM NEDENLERİ AYNI
1985'ten günümüze işçilerin ölüm nedenlerinin aynı olduğunu kaydeden Demiral, "Ölümlerin dört ana nedeni var: Yüksekten düşme, elektrik çarpması, parlama ve patlama kaynaklı ölümler, cisim sıkışması. İşte son olarak Mengi Yay Tersanesi'nde 14 Şubat'ta yaşanan patlamada 4 arkadaşımız yaralandı, 1 arkadaşımız iş cinayetine kurban gitti. 1985'ten bu yana kendisini yenilemeyen, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini hiçe sayan bir politika yürütülüyor. İşte bu nedenleri ortadan kaldıranlar yargılanmıyor" diye konuştu.
27-28 Şubat grevinin ardından 16 Haziran'da ikinci bir grev daha düzenlendiğini hatırlatan Demiral, bu grevlerin ardından bazı şeylerin değiştiğini kaydediyor. Ancak patronların krizi bahane ederek, bunları rafa kaldırdığına işaret eden Demiral, "Aynı kuralsızlık, güvencesizlik devam ediyor. İş cinayetleri de devam ediyor. 2012'nin ikinci ayındayız, 2 arkadaşımız yaşamını yitirdi. Yıl sonuna kadar kaç arkadaşımız ölecek endişesini taşıyoruz" dedi. 2008'de 60 bin işçinin çalıştığını bugün ise bu rakamın 10 bine kadar düştüğünü ifade eden Demiral, çalışan işçi sayısını ölümlere oranı bakımında değişiklik olmadığını kaydediyor. Demiral, "2012'nin daha ikinci ayıda 2 arkadaşımızı iş cinayetine kurban gitmişse bu oran düşmemiştir" diye belirtti.
12 EYLÜL SONRASI BİR İLK
27-28 Şubat ve 16 Haziran grevlerinin darbe sonrası yapılan tek hak grevleri olduğunu ifade eden Demiral, "Toplu sözleşmeye dayalı olmayan tek grevdir. Bu tersane patronlarının da, işçilerinin de kırılma noktası" değerlendirmesinde bulundu. Grevlerden sonra işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda önemli değişiklikler yaşandığını söyleyen Demiral, "Bu yeterli değil. Bir de krizde bunlar tekrardan askıya alındı. Patronlar, işçilerin güvenli çalışma ortamını yaratmak zorunda. Yasa da böyle. Patronlar bunları maliyet olarak görüyor. Yapısal bir sorun olan iş güvenliği günlük şeylerle geçiştiriliyor" dedi. Demiral, "Tersanelerde yeniden 2008 öncesine mi dönüyoruz" sorusuna, "Oraya doğru gidiyoruz. 2008 öncesi tersane ortamı yaratılıyor. Ki bu çok ciddi bir tehlike" dedi.
TERSANE İŞÇİLERİ 28 ŞUBAT'TA TUZLA ADLİYESİ'NDE
27-28 Şubat 2008 tarihinde gerçekleşen greve katılan ve gözaltına alınan 75 işçi, hakkında "Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu"na muhalefetten açılan ibretlik davanın duruşması 28 Şubat'ta görülecek. Hakkı Demiral, "Bu dava insanca çalışmak istiyoruz, artık ölmek istemiyoruz talebini savunan insanlığın vicdanına ve onuruna yönelik olarak açılmıştır" diyor. Limter-İş üyeleri, 28 Şubat'ta Tuzla Adliyesi önünde olacak.

Murat Selenoğlu-DİHA